İnsan, doğar ve ölür. Ve aslında gövdesinde en çok omurgası yorulur. Ve aslında ruhunda en çok nefsi yorulur. Doğa ve bağın mührü üzümdür. İşte bunun için ham âdem şarapla demlenir.

Kapı önündeki kalabalık dağılınca ince, uzun ışık sızdı içeriye. Derisi kabuk kabuk kalkmış kafasında turuncuya çalan saçları parıldadı Nezaket’in. Şimdi, dedi Mezatçı. Şimdi bizim Nezaketin kilerde sıra.

Benim neslimin kadınlarını ve erkeklerini hazırlamadılar. Erkeğe “Elin emek tutsun!”, kadına “Evinin kadını ol!” denildi Bayan. Ne için elimiz ekmek tutacak, neden evimizin kadını olacaktık, açıkçası tam olarak bilmiyorduk.

Adını suya yazdım, dalgalar silsin diye, Yedi ummana yayıldı adın, fırtınalı gecelerde sen vardın.

Özenerek baktı yıldızlara. Çocukken de onları izlemek güzeldi. Bir yıldız olup gökyüzünde asılı kalabilmeyi hayal ederdi. Belki de bu acımasız yeryüzünde saklanmanın bu kadar zor olabileceğini ta o günlerde görmüştü.

Gözlerinle dilin arasına gerili uçurumu seviyorum.Kekeme özgürlüğünü seviyorum.Susuşundaki hıncı seviyorum.Kalbinde ürperen kışı seviyorum.