Sabah ışığı, perdelerin arasından ince bir çizgi gibi odaya süzülüyordu. Toz zerrecikleri havada ağır ağır dolaşıyor, sanki görünmeyen bir müziğin…
Bir yerden ayrılmaktan korkma, oraya bağlı olmaktan kork, alışkanlıklarından kork, hep aynı kalmaktan kork. Guy Finley, Vazgeçebilmek Dükkanın kapısını sabah…
her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir demişti, adını unuttuğum bir şair. kimi zanneder ki o yüzüğü takınca mutlak…
Her kayıpta eksilirmiş insan… Zihnin sisli bir havada rüzgârı kanatlarında hissetmeye çalışan bir kuş. Varlığın suskun. Bedenin yaralı. Yokluk can…
Şehir akıyordu. Rayların üstünden geçen tramvaylar, vapurdan inen kalabalıklar, aceleyle kapanan dükkân kepenkleri, bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar… Her şey…
Okulun en kalabalık günlerinden biriydi. Sabah zilinin çalmasına dakikalar vardı ama koridorlar şimdiden insan sesleriyle dolmuştu. Bir yandan koşan öğrencilerin…
Güneş ortalığı cehenneme çevirmiş, beli bükülmüş genç kadına aman vermiyordu. Sabah serinliğinde başlamıştı çapaya Hacer. Bir karık daha çapalayıp bitirmek…
Karıncaların dahi kaybolacağı türden yarıklar açıldı ellerimde. Nasırların utanıp diz üstlerinde saklanacağı bir tür bu. Avuçlarımı yüzüme kaldırıyorum. Çizgiler birbirine girmiş;…
Eve hemen kapanmadı. Önce uzun uzun düşündü. Ardından işinden istifa etti. Tanıdıklarını, arkadaşlarını yavaşça hayatından çıkardı. Kayıtsızlığı, uzaklaşmalarını kolaylaştırdı. Birkaç…
İçinden geçenleri söyle diyorsun. Söylemesi kolay, içimden geçenlerin içinde değilsen söylemesi kolay. Zor olan ne biliyor musun? Kelimelerin çabucak dile…