https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

Roman doğuda terör olaylarının yaşandığı bir uç garnizonda askerlik yapan Nail’in annesinin ölüm haberini almasıyla açılıyor. İlk bölüm ile Camus’nün Yabancı’sına göz kırpsa da babası gemilerde çalıştığı için annesi ile Mersault’dan çok daha sıcak bir ilişkisi olan Nail bu ölüm haberi ile sarsılıyor. Burada erkek egemen militarist dünyada Nail’in hisleri çok yoğunken dahi belli etmeme çabası erkekliğin en başta erkek duygularını tabiri caizse hadım ederek yok saydığını vurguluyor. Ordunun hiyerarşik yapısı ve erkek egemen dünyası bir mensubunun annesinin ölümüne ağlamasına bile tahammül edemiyor. Bu da erkekliğin giyotininin en çok erkeklerin başını kestiğine isaret ediyor.

Yazarın asker saati diyerek kolundaki Casio saati vurgulaması zamanın ağır ilerlediğini gösteriyor. Askerde akmayan zaman Nail’in annesinin cenazesine giderken adeta koşuyor, bu da görecelilik ile ilgili olarak sıkça anılıyor. Yazarın ayrıca zaman ile ilgili bir meselesinin olduğunu koğuşta diğer askerlerin ne kadar süresi kaldığını ve kısa dönem yapanları -poşet diyor- biraz da hasetle takip etmesinden anlıyoruz.

Yine ordu ile ilgili olarak terhis olup geldikten sonra dışarda gördüğü bir askeri arkadaşlarına benzetmesinden üniformanın tek tipleştiren ve hatta sorgulamaya izin verilmeyen, emir komuta zincirini eleştiren yaklaşımıyla yazar ordu üzerinden sistemin bütününü eleştiriyor.

Yazar çoğuldan başladığı mercek altına alma işini aile, ebeveyn ilişkileri üzerinden tekillestirerek devam ettiriyor. Nail’in babasının gemilerde çalışması ve uzun süreler seferde olması sebebi ile baba ile kurulamayan sağlıklı ilişki annenin birden fazla ebeveyn görevini hevesle yüklenmesi ve Nail’i evin babası yerine koyan sağlıksız yaklaşımını geliştiriyor. Annesinin gözdesi erkek çocuk Nail ister istemez babasının annesi ile kuramadığı sıcaklığın engeli olarak babanın gözüne batıyor. Anne de ikili arasındaki bağlantıyı sağlayacak sağlıklı adımlar atmıyor ve zamansız ölümüyle ikiliyi ruhsuz evde başbaşa bırakıyor. Burada anlatıcı Nail olduğu için onun duygularını bahsettigi kadarı ile görebiliyoruz ancak babanın duyguları yalnızca diyaloglar ve davranışlar aracılığı ile aktarılıyor dolayısı ile burada babaya bir miktar haksızlık edilmiş olabilir.

Duyguları ile yüzlesemeyen Nail’in kadınlarla ilişkilerinde de özgüvensiz ve tutuk olduğunu görüyoruz, karakter annesi tarafından içten içe terk edildiğini düşündüğü için kadınlara karşı da güvensizlik geliştiriyor. Bu da adım atamadığı için sonucunu bilemeyeceği ihtimaller olarak uzayın derinliklerinde kayboluyor.

Yazarın iş hayatına başlayan kahramanın hem plaza insanına hem de mavi yakalı işçi sınıfına yakınlığı ve hâkimliği göze çarpıyor. Burada Hamza Usta Nail’in ilişkisi Kırmızı Saçlı Kadın’daki usta çırak ilişkisine benzetilebilir. Hamza usta baba figürü ile Nail’i etkiliyor ayrıca olayların gidişatı kardesleri tarafından kuyuya atılan Yusuf Peygamber’in kissasina gönderme yapıyor.

Yazar, yazın hayatına erkeklikten başlayarak genişleteceği halkaların haberini veriyor.