
- yüzyılın başlarında siyasi ve teknolojik gelişmenin yanı sıra sanatta da köklü değişimler yaşanmıştır. Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkardığı endüstrileşmeyle birlikte makine, hız, teknoloji ve hareket kavramları hayatın merkezine yerleşmiştir. Modernleşmeyle birlikte insan, değişen dünyanın temposuna ayak uydurmak ve kendini yenilemek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu köklü değişim insanın bakış açısını da değiştirmeye başlamıştır. Böylece çağın dinamizmi sanata yansımış ve bunun sonucunda birçok yeni sanat akımı ortaya çıkmıştır. Bu akımlardan biri olan Fütürizm, diğer adıyla “gelecekçilik”, geleceği, teknolojiyi ve ilerlemeyi sanatın merkezine yerleştiren yenilikçi bir sanat hareketidir.
İtalya’da Filippo Tommaso Marinetti tarafından ortaya atılan bu akım geçmişin sanat anlayışına karşı çıkmıştır. Fütüristler hızın, makinenin, dinamizmin ve geleceğin estetiğini savunmuşlardır. Onlara göre sanat, durağanlığı değil hareketi; geleneği değil yeniliği temsil etmelidir. Kısaca hızın estetiği de denilebilir. Fütüristlere göre Sanat sadece güzelliği yansıtmakla sınırlı kalmamalıdır; sanat, aynı zamanda şehir dinamiklerini, hızı, teknolojiyi, modern yaşamın ruhunu da yansıtmalıdır. Geleceğin teknolojide olduğunu savunan bu sanat akımı, 1909 yılında yayımlanan Fütürist Bildiri ile ortaya çıkmıştır. Bildiri, Le Figaro gazetesinde yayımlanmış ve hızın çağın temel değeri olduğu vurgulanmıştır. Fütüristler hızın estetik bir güzelliğe sahip olduğunu savunur. Ayrıca tüm noktalama ve yazım kurallarına karşıdırlar.
Fütürizm her ne kadar İtalya’da ortaya çıksa da asıl gelişimini Rusya’da göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda bu akımın önde gelen sanatçıları maalesef hayatlarını kaybetmişler ve böylece İtalya’da yok olmaya başlamıştır. Vladimir Mayakovski’nin katkılarıyla daha güçlü ve sağlam temeller üzerine oturtulmuş daha etkili bir sanat hareketi haline gelmiştir. Ancak bazı edebiyat tarihçileri bu iki oluşumun birbiriyle tamamen farklı olduğu görüşündedir.(1)
Fütürist akımın temelinde teknolojik gelişme vardır. Bu gelişimin İnsan yaşamında yaptığı değişimi yüceltmiştir. Trenler, arabalar, fabrikalar kalabalık şehir hayatı ve makineler sanatçılar tarafından temel simge olarak kabul edilmiştir. Sanatçılar bu hareket kavramını eserlerinde keskin ritimler ve hızlı geçişlerle göstermeye çalışmışlardır. Fütürizm özellikle şiir alanında kendini göstermiş ve şekil olarak da şiirlerde hareketliliği yansıtmıştır. Fütüristlere göre şiirin şekli anlamla birlikte ortaya çıkar. Şiirde geleneksel imgelere, şekil özelliklerine, ölçü ve uyak düzenine tamamen karşı çıkmışlardır. Deneysel bir anlatıma sahiptirler. Edebiyatın durgunluktan ve uyuşukluktan uzak durması gerektiği savunulmuştur. Hatta onlar için tek gerçek saldırganlıktır ve bu da savaştır. Saldırganlık olmadan şaheser ortaya çıkmaz.(2) Fütürizm Mayakovski’nin ölümünden sonra gücünü kaybetmiştir.
Türk edebiyatında bu akımın en önemli temsilcisi Nazım Hikmet’tir. Rusya’da yaşadığı dönemde Mayakovski ile tanışan sanatçı onun şiirlerindeki hareketlilikten etkilenerek şiirlerine yeni bir soluk getirmiştir. Nazım’ın ilk şiirlerinde lirizm ön plandadır. Geleneksel kurallara bağlı ölçü ve kafiyeli şiirlerdir bunlar. Zamanla serbest şiir anlayışını benimser ve yıllar sonra ortaya çıkacak olan Garip akımını da etkilemiş olur. Memleket hasretiyle yazdığı şiirlerinde toplumcu gerçekçi bir anlayış izleyen Nazım Hikmet, Mayakovski’den etkilendiği şiirlerinde dinamizmin öne çıktığı görülür.
Nazım Hikmet Fütüristlerden farklı bir bakış açısına sahiptir. Fütüristler makineyi ve teknolojiyi çoğu zaman kendi başına bir değer olarak görürken, Nazım Hikmet bu unsurları insan emeği ve toplumsal dönüşüm bağlamında ele almıştır. Onun şiirlerinde makine, insanı gölgede bırakan bir güç değil; insanın üretim kapasitesini artıran bir araçtır. Makine seslerini şiire olduğu gibi almış şekil olarak da sesleri insan zihnine yansırmıştır. Makinalaşmak şiiri edebiyatımızda fütürist akımın en güzel örneklerinden biridir.
Makinalaşmak İstiyorum!
trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!
beynimden, etimden, iskeletimden geliyor
bu!
her dinamoyu altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor oto-direzinler lokomotifleri!
Salkımsöğüt şiirinde daha güzel bir ritim, hareket görmemiz mümkündür. Atlıların koşması, uzaklaşması şekil olarak yansımıştır. Uzaklaşan atların sesleri olduğu gibi okurun zihninde canlanır ve seslerin uzaklaştığını hisseder;
…
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat…
Atları rüzgâr…
Atları…
At…
Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!
Bununla birlikte Nazım Hikmet’i yalnızca fütürist etkilerle açıklamak mümkün değildir. Onun şiiri; toplumcu gerçekçilik, Rus şiirinin öncü ve bireysel sanat anlayışının birleşiminden oluşan özgün bir yapı taşır. Fütürizm ona yeni bir ifade biçimi kazandırmış, şiirin kalıplaşmış sınırlarını aşmasında yardımcı olmuştur. Ancak Nazım Hikmet, bu etkileri olduğu gibi benimsemek yerine kendi dünya görüşü ve sanat anlayışı doğrultusunda yeniden yorumlamıştır.
Fütürizm, modern çağın hızını ve dinamizmini sanatın merkezine yerleştiren önemli bir akımdır. Nazım Hikmet ise bu akımın biçimsel ve estetik olanaklarından yararlanarak Türk şiirinde yenilikçi bir yol açmıştır. Onun eserlerinde görülen hareket, ritim ve modern yaşam imgeleri fütürist etkilerin izlerini taşırken, insanı ve toplumu merkeze alan yaklaşımı sayesinde bu etkiler özgün bir şiir dünyasına dönüşmüştür. Bu nedenle Nazım Hikmet’in şiiri, Fütürizmin yalnızca bir yansıması değil, onu aşan ve yeniden şekillendiren yaratıcı bir sentez olarak değerlendirilebilir.
Kaynakça:
(1)Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 42,1-2 (2002) 43-65 RUS EDEBİYATINDA FÜTÜRİZM M. Özlem Parer Dergipark
(2) Türkçebilgi.com