https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

Dönemimiz sanatçıların, dönemleri öncesinde meşrulaştırılan yapıtları kayıtsız şartsız kabullenişleri ve hatta motor hareketi ahenginde yüceltim eyleminde bulunmaları sanatın, sanatçının ne denli otomatikleştirilmiş olabileceği sualini akıllara düşürür. Araştırıp irdeleme güdüsünden çok şiddetli bir içgüdüyle hareket edişleri çoğu üreticileri de memnun etmekte hâliyle. Kültür çıktısı ne kademede olursa olsun ya yüceltilecek ya da yerilecektir ki her ikisi de piyasada sağlam yer edinsin. Neyin yüceltilip neyin yerileceğine karar kılanların geleceği şekillendirme mühendisliklerine sözü çıkabilen de olmayacaktır.

Çağdaş sanatçıların “mış gibi” yönlerini çekiştirmeye bulaşmışken G. Orwell üzerinden yürütülen propaganda akıllara düşer. Yazılı ve görsel medyanın gücünü kavramış bir Birleşik Krallık Bilgi Araştırma Bölümü, ne tesadüftür ki tam da 1984 romanının yayım yılında yazardan bir şüpheli komünist veya komünizme yakın kişiler listesi alır. Birleşik Krallık Bilgi Araştırma Bölümü savaş sona erdiğinde Avrupa çapında bir komünist karşıtı propagandaya girişir ve kim görevlendirilmiştir acaba diye düşünürken içimizden yüceltsek daha kolaydı diye bir ses yükselir ama hayır. Orwell’in listesinde bulunanlar arasında Charlie Chaplin gibi isimler yer alsa da kimi araştırmacılar komünizme karşı propagandaya yanaşmayanların isimlerinin de Sayın Orwell tarafından iletildiği bilgisini paylaşmakta. Neyse ki sanatçı yönlü kişilikler cambazlıklardan ziyade büyük resimle ilgilenir. Soğuk savaş döneminde insanların zihinlerine sosyalizmle ilgili imgeler atan ve bunda başarılı olan batı propagandasının yalnızca bir kum tanesidir Orwell. Üstü örtülü ve masum propaganda neticesine ulaşır ancak 1984 romanında geçen hikâyenin bir tek sosyalizmi ilgilendirmediği, propaganda, tarihi bilgilerle oynama eyleminin her tür rejimi aynı sona sürüklediğini anlamış oluyoruz. Sosyalizme atfedilen bu tür propagandalar artık bizzat batı dünyası tarafından da kullanılmakta, üstelik her geçen gün daha da ileriye taşınarak. Bu sayede gücü elde tutmak bir yana kimi toplumlara cinsiyet, ırk, din, spor gibi kavramları sunarak öte yandan işinizi tamamlayabiliyorsunuzdur. Sanatçı felsefeden kıt bir iskelet üzerinde yürüyorsa şayet, o hâlde oyalanması da pek muhtemeldir.

Bundan dolayıdır ki Orwell istemsizce de olsa bir nevi kesimlere propagandaya nasıl bulaştığını anlatmış, işin neticelerinin nerelere varacağı mesajını iletmiştir. Sanata bulaşmış olanlar da bunun ve bunlar gibi örneklerin gayet farkındadır; bundan ötürü her şeye eleştirel bakmak durumundadırlar.