
İnsanoğlunun bu dünyadaki var oluş mücadelesi, aslında kendini ve etrafını anlamlandırma çabasından başka bir şey değildir. Bu gayretin en soylu ve en kalıcı iki aracı ise yazmak ve yorumlamaktır. Biri parmak uçlarımızdan kâğıda dökülen sessiz bir çığlık, diğeri ise o çığlığın yankısını hayatta arama sanatıdır. “Yazı-yorum” demek, sadece harfleri yan yana getirip kelimeler inşa etmek değildir. Aynı zamanda zamana ve insana dair bir şerh düşmek, yani hayatı yeniden yorumlamaktır.
Yazı, insanın iç dünyasından dışarıya uzanan en güvenli köprüdür. İçimizde biriken gürültüleri susturmanın, kırgınlıkları onarmanın ve sınırlı bir ömre ölümsüz izler bırakmanın en zarif yoludur. Fakat kalemi eline alan her insan farkında olsun ya da olmasın, önce kendi ruhunu yorumlar. Yaşadığı bir acıyı, tanık olduğu bir adaletsizliği ya da hissettiği bir sevinci satırlara aktarırken dünyayı kendi zihin süzgecinden geçirir. Bu yüzden her metin, yazarının dünyaya sunduğu özgün bir bakıştır. Yazma eylemi, güçlü bir yorumla birleştiğinde kuru bir anlatı olmaktan çıkıp nefes alan bir fikre dönüşür.
Öte yandan, sadece yazmak yetmez; alınanı ve yaşananı doğru yorumlamak da bir o kadar kıymetlidir. İyi bir okur veya derin bir gözlemci olmak, satır aralarındaki gizli manayı bulup çıkarmayı gerektirir. Hayat bize her gün binlerce hikâye anlatır; sokaktaki bir çocuğun bakışında, rüzgârda savrulan bir yaprakta ya da eski bir dostun siteminde koca bir yazı gizlidir. Sanatçı, bu gizli satırları yani yazıları okuyan ve onu kendi üslubuyla yeniden yorumlayan kişidir. Bizler dünyayı anlamlandırdıkça zenginleşir, zenginleştikçe de yazacak yeni anlamlar buluruz.
Nihayetinde yazmak ve yorumlamak, bir kuşun iki kanadı gibidir; biri olmadan diğeriyle göğe yükselmek imkânsızdır. Kelimelerin gücüne inanarak “Yazı-yorum” diyen her insan, aslında şu sessiz sözleşmeyi imzalamıştır: “Dünyayı görüyorum, onu kalbimle yorumluyorum ve geleceğe bir yazı bırakıyorum.” Bu çift kanatlı yolculuk, insan kalabildiğimizin ve bu dünyadan geçerken derin izler bırakabildiğimizin en somut kanıtıdır…