https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

JulıenGREEN  Amerikalı bir anne babaya sahip, babanın Paris’teki  işleri nedeniyle Fransa’da doğup büyümüş bir yazar. Öğreniminin büyük bir bölümünü ve askerliğini Fransa’da yapmış ve yapıtlarının hepsini Fransızca olarak yazmış.
On yedi roman dört kısa öykü yazan yazarın “Yeryüzünde bir yolcu” adlı öykü kitabına ben Halk Kütüphanesi’nde rastladım.
İlk önce dikkatimi çeken adı oldu sonra çeviri. Edebiyatımızın ünlü isimlerinden Tahsin Yücel çevirmen olunca kitabı tereddütsüzce raftan aldım.
Yazar, öykü kitabına verdiği ad ile yaşam felsefesini anlatır biz okuyanlara. Öykü kahramanlarının hepsi genç ama nasıl gençlikle bir tezatlık ise hepsi çok karamsar nevrotik ve çok yalnız. Ölüm onlara çok sıradan geliyor. Hoş, bizde gençlik yıllarımızda daha gözü pek değil miydik? Ölüme nereden gelirse gelsin hoş geldin, sefa geldin diyecek kadar.
İşte adını kitaptan alan ilk öykü “Yeryüzünde bir yolcu” da da böyle tanırız genç Daniel’i. Anne babasını trafik kazasında kaybettikten sonra amcasının evine taşınmıştır Daniel.
Burada da zamanının çoğunu kitaplıkta geçiren amcasının, sessiz ama onu sevdiğini hissettiren yengesinin ve yengesinin babası ile yapayalnız bir odada sanki tecrit edilmiş gibi yaşayan Daniel’i görürüz önce. Yazar, Daniel’in ağzından anlatırken öyküyü onun gözleriyle tanırız evde yaşayanları. Evin tüm işleriyle ilgilenen yenge sadece İncil’i okuyan bir Katolik olarak belirirken imgelememizde, amca bir o kadar kitaplarla haşır neşirdir. Eski bir asker olan kayınpeder ise genç Daniel’e sadece korku verir.
Daha sonra genç delikanlının okumak için gittiği yerde geriye dönüşlerle başa neler geldiğini öğreniriz.
Yazar, öykünün başında grotesk bir anlatım kullanır. Genç bir çocuk ölmüştür bunun nedeni araştırılmaktadır. İşte olayların oraya nasıl geldiği önce delikanlının ağzından sonra sırası ile kaldığı pansiyon sahibinin, onun akrabasının ve en son gazeteciyle mektuplaşmalarıyla anlatılır. Çocuğun ruh hali bizi, öykünün peşisıra sürükler. Bu haliyle biraz daha yeraltı edebiyatı kurgusu gibi görünse de öykü klasik anlatımdan pek uzaklaşmaz. Yer yer mistik bir anlatım, ölümden korkma ama bunun kaçınılmaz bir son olduğu vurgusu da öyküde sık sık karşımıza çıkar. Yazar, sanki kahramanını bu sona usulca hazırlıyor gibidir.
JulıenGreen, işte bu anlamda sıradan insanların yaşamlarını anlatırken en çok da gençlerin, onların acılarından da dem vurur. Belki de sürekli yargılayıp hiç dinlemediğimiz gençleri anlamanın ipuçları burada saklıdır kimbilir .
Nüket CEYLAN