https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

Ütopya ile distopya arasındaki farklara geçmeden önce ütopyanın tanımıyla başlayalım. Ütopya, gerçekte mevcut olmayan, ileriye yönelik tasarlanan ideal toplum biçimi anlamına geliyor. Köken olarak Yunancadan geliyor. Thomas More’un yazdığı Utopia isimli kitabıyla dünya çapında yaygınlaştığı biliniyor. Ütopyalar, bugünü değil geleceği anlatıyor. Yani ütopya bugün gerçekleşmesi mümkün olmayan, imkansız olan tasarımları açıklıyor. Ütopyalar özendirici ya da istenilen niteliktedir.

Distopya, ütopik toplum anlayışının antitezi olarak kullanılıyor. Yani distopik bir toplum, otoriter ve baskıcı bir sistem olarak ifade edilir. İlk kez John Stuart Mill tarafından kullanan kavramda ‘kötü bir yer’ anlamı anlatılır. Distopyada baskıcı toplum beraberinde kişilerin özel hayatlarının olmaması durumunu da getirmektedir. Yani bireyler, baskıcı düzene sonsuz boyun eğme halindedir. George Orwell’in ‘1984’ü ya da Margaret Atwood’un ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ gibi eserler edebiyattaki önemli distopik eserler arasında yer alır.

Peki distopya ve ütopya arasındaki farklar tam olarak nelerdir? Ütopya, gerçek hayatta olmayacak kadar güzel ve ideal olan toplum biçimidir. Distopya ise ütopyanın tam tersi olarak bir toplum şeklidir. Ütopya, mükemmel anlamına gelirken distopya ise baskıcı toplumu ifade eder. Romanlarda ya da öykülerde distopya her zaman ütopik toplumlar için tehlikeli olmuştur. Distopya, insanların özel hayatlarının ortadan kalktığı, sadece devlete ve düzene karşılıksız bir itaat durumu vardır. Ütopyada ise bu durumun tam tersi geçerlidir.