Kafede çalan fon müziği ruhu dinginleştiriyor, insan sandalyeye oturur oturmaz fısıltıyla konuşma sakinliğine erişiyordu. Onu beklerken birkaç kitap karıştırdı sonra da bir sütlü kahve söyledi kendine.
Dar zamanlardayız ama geniş gönüller sürmek muradımız. O vakit, zamanda, mekan da açılır ve olduğumuz yer adeta esen rüzgarın saçlarımızı okşadığı, dalgalarla sarıp sarmalanmış yeşil ve ferah bir adaya dönüşür çünkü.
Gamze Arslan’ın Kanayak adlı öykü toplamında yer alan ‘Eğe’ öyküsü ise kanımca bir yandan kadıncıl bir yeryüzüne bizi taşıyabilecek kimi bilişsel izlekleri bakımından ‘Manıklar’ öyküsünün bıraktığı yerden devam ederken,
Yazarın eserlerinde, zamanı eğip büktüğünü ve adeta mobius eğrisine çevirdiğini belirtmiştik. Bu öyküsünde ise zaman adeta “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece,”der gibi doğrusal ele alınmış.
İnsanın yaşam döngüsünün en ışıltılı, en görkemli, en umut ve hayal dolu zamanı; gençlik… Artık bir yetişkine bağlı kalmaksızın kararlar alınabilen, uygulanılabilen, ancak bu kararların sonuçlarına da katlanma riskini göze almak gereken bir dönem.
Jane Eyre, döneminin çok ötesinde bir anlatıma sahip. Bu ise onu eşsiz kılıyor. Kadınların itaatkar olduğu, düşüncelerini savunmakta yetersiz bırakıldığı zamanlarda Jane Eyre gibi özgür ruha sahip bir kadının hayatını ele alır.
Tabiri caizse tarafsızlıkta çığır açan, hiciv sanatını arşa çıkaran, liberal demokrasiye kafa tutan yazar bu romanında da metafor olarak körlük olgusunu kullanmıştır.
Ece Ayhan’ ın öykü kitabını okumaya başlamadan evvel poetikanın etkilerini öykülerde de rahatça görebileceğimizi düşünmüştüm. Bir şairin elinden çıktığı hafif hafif hissediliyor gibi, ancak zannettiğim kadar da belirgin değil.
Öykülerinde olay, başka kişileri buluşturan ve başka pencerelerden yorumlanan yardımcı bir unsur gibi daha çok.Yaşananlardan ziyade bıraktığı iz üzerinde gidip gelmemizi ister gibi yazıyor öykülerini.
Mahallemin sokakları hiç olmadığı kadar ıssız bu gece. Köselelerimin arnavut kaldırımlarda çıkardığı ses sanki herkes ölmüş de, bu dünyada bir ben kalmışım hissi veriyor. Ürperiyorum.









