Edebiyat kimseyi olduğundan daha iyi ya da daha kötü yapmaz. Ama insanı hem aydınlık hem de gölge yanları ile tanıştırır….
Sağ elimde beş parmak Sol elim de beş parmak Say bak, say bak… Okul bahçesini çocukların şen şakrak sesleri…
Hücum edin siz sokaklara Koşun, kaçırmayın kalabalıkları Ahlak adına cezalandırın Düzen için saldırın Yakın,yıkın Bana ne! Pencerenin önünden bakarım…
Parmak uçlarımdan dağılıyor toprağın köklü felsefesi Yüreğimin sorgusunda büyüyor alnımdaki çizgiler Elemli ucuz şaraplar kıyamet alameti gibi Ayaza oturmuş…
Vedat içeri girip kapıyı ardından çarpınca bu penceresiz, basık salonda zaman durdu. Kadehlere içki dağıtan adam testiyi indirdi, karılan kartlar…
Kendini boşluğa bırakan koca kanatlı kelebek. Seni döne döne düşen bir yaprak parçası sansınlar istedin değil mi? Olabildiğince yükseğe uçup,…
“İyi misiniz?” Bu soru yüzümüze gözümüze değdiği an, durgunlaşıyoruz bu aralar. On gündür doğru düzgün uyuyamayan bünyeme her gece yatması…
Eller… Sadece tutmaya, hazırlamaya, yazmaya çizmeye mi yarar sanırsınız ellerimiz… Elimiz sadece mekanikçe işlerimizi hallettiğimiz bir uzvumuz mudur?Alet işler el…
Bir yol ayrımında ayrıldım kendimden. Önce dua etmeyi bıraktım sanırım. Ya da öyle bir şeyler. Hatırlamıyorum. Önceden her ezan zamanında…
“Yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir” der ya şair, yol mu gider, hayat mı, insan mı bilinmez ama bazen…