Karanlık bir gecede ellerinde fenerle yürüyor iki kişi. Biraz sonra gök gürlüyor ve şiddetli bir yağmur başlıyor. Az ilerdeki bir sundurmanın altına sığınıyorlar. Yağmur damlalarının çıkardığı sesten başka çıt yok.

Bugün sadece gidiyorum. Olduğum yerden olacağım yere değil kutlu göçüm, ben bugün kendimden gidiyorum. Her sokak başında yanan sarı lambaların altına tamamlanmamış hikâyelerimi bırakıyorum

Bugün bayram. İnsanlar mutlu insanlar umutlu. Önünde eskitilmiş tahtalardan yapılmış bir masa ve onun etrafında masadan da yüksekçe birkaç sandalye.u

Pencerenin başında duruyorum öylece. Bazı günler diğerlerinden daha çok buruluyor içim. Bugün mayısın ikinci pazarı. Yüksek sesle söylemeye dilim varmıyor. Sanki bazı anlar, derin bir sessizliğin kuytusunda can çekişiyor.

Uzun soluklu mücadelelerin, hep var olma gayretinin, hep doğruyu yapma isteğinin sonucunda insan elbet azami bir başarma payına ulaşır içinde. Bu pay gelecek mücadeleler için zorlansa bile bir şekilde halledeceğinin garantisidir

Böyle İşte | Büşra Canbaz

17 Ocak 2019 yonetici

Şimdi sessiz ama gösterişli bir hayatının ortasındasın, var gücünle yaşamaktasın. Güneşi iliştirmişsin yatağının kenarına, aya tutunmuşsun her gece. Sanki gerçekten güçlü gibisin.

Dut Yaprağı | Beyza Büşra Erol

19 Aralık 2018 yonetici

Acıların iz düşümleri hep bir şeylere yansır, birilerine, bir yerlere. İnsan ister ki bir sebebi olsun, bir sonucu olsun, bir şifası olsun derdinin. Bir başınalığını sevse de, dimdik durabilse de ister ki omzunda bir el olsun.

Gitsem Öylece | Zeynep Eşin

15 Aralık 2018 yonetici

Günün üzerine devrilen kırılgan bir akşamüstü maviliği ve ufkun hemen yanı başında beliren göçmen kuşların suskun siluetleri var. Tik tak, tik tak, tik tak bunlar hiç bitmez kafamın içinde, sessizlik bebek yüzlü bir katil.

Bir Son Üzerine | Büşra Canbaz

11 Aralık 2018 yonetici

Tüm geceyi onu izleyerek kapattım. Gecelerin uzunluğunu ben bilirim, ben bilirim tek başına ısıtamadığın yatakları, yastığın soğuk yüzünü… Doğan her yeni güne bir nefretle uyanmamak için kilit vurduğum pencereleri ben bilirim.

İnsanın kendiyle konuşacak kelimesinin olmaması ne tuhaf, “biliyorsun, anlarsın sen beni” diyorum kendi kendime. Herkes kendini anladığında susmaz mı zaten? Kaçacak tek bir cümlem yok ardına saklanıp soluklanacağım.