18. yüzyılın Müzisyenler Kentinde -Viyana’da-, varlığını bestelerine adayan Wolfgang’a, hastalıklı bir takıntıyla yaklaşan Antonio Salieri’nin kendi içindeki yolculuğu, filmde yoğun bir şekilde karşımıza çıkmakta.

Füruğ’un farkı sadece söyleyecek sözü olmasında değil, aynı zamanda bunu cesurca ifade edebilmesinde yatar. Cesurdu, sarihti ve açık sözlüydü. Kendisine yapılan tüm ağır muhalefete mukavemet edebilme gücüne karşın bir o kadar da naif ve kırılgandı.

Bir cam ustası gibi, bir şair ustalığıyla kurgulamış Ceviz Hırsızları: O denli kırılgan ve zengin metaforlarla dolu. Ama sadece bir yakın tarih romanı değil Ceviz Hırsızları. Her biri ötekinden çarpıcı, sürprizlerle dolu nice öykü bekliyor sizi.”

Arayış | Serhat Alper

14 Ekim 2018 yonetici
0

Bana ait olmayanı, hiçbir zaman hiçbirimize ait olmayacak bir şeyi bugünden yok edebilmek sanırım ancak biz insanlara yaraşır bir şey. Zalimliğimizin sınırları sonsuz uzay düzleminden daha engin sanıyorum.

“Geçti. Bunda kimsenin suçu yok. Ne sen ne de bir başkası suçlu değil. Sorumlu da yok. Her zaman olması gereken olur bunu unutma! Bu yüzden sonuçlardan kimseyi de sorumlu tutma. Bana bak, derin bir nefes al, inan bana bunun üstesinden geleceksin.”