Kitap bizlere yürümenin gerçekten de bir felsefesi olduğunu Nietzshe, Rimbaud, Rousseau, Thoreau, Nerval, Kant ve Gandi gibi ünlü isimlerin meşhur yürüyüşleriyle de kanıtlıyor ayrıca.
Abbas Kiyarüstemi, Yakın Çekim (Close Up) filmini 1990 yılında çekmiştir. Film gerçek yaşanmış bir hikayeyi gerçek kişilerle çekerek belgesel tarzı anlatımıyla büyük beğeni toplamıştır.
Paul Beatty, 2016’da Man Booker Ödülü kazandığı romanı ‘Seri Sonu’nda günümüz Amerika’sının karanlık yüzünü -ırk, cinsiyet, popüler kültür ve siyaset ekseninde- acımasız, provokatif ve alaycı bir dille sergiliyor.
Yadigar Ejder; Cemal Süreya’ya komşu yatan, sinema dışında kendisini hiçbir yere ait görmeyen büyük Yeşilçam emekçisi.
“İşaret Çocukları” şiiri Abdurrahman Cahit Zarifoğlu şairimizin görüp şahit olduğu zulmet hayatı kapalı bir anlatım fakat sade bir dille okuyuculara sunmuş olduğu hem romantizm hem de realizm çizgisinde.
Necmi Karkın, çağın zaman kavramından uzaklaşmış, nesneler dünyasından vazgeçmiş ve doğanın estetik olguları üzerinden kendi yaşam paradigmasının öğretisel halleriyle uzlaşmıştır.
Söz uçar, yazı kalır. Ben her edebi metnin mutlaka yarına kalacağını düşünüyorum. Ben tüm yapıtlarımı yarına kalsın diye yazıyorum ve gelecekte daha iyi anlaşılacağımı düşünüyorum.
Bir Zeki Demirkubuz filmidir. Fyodor Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” adlı hikayesinden esinlenerek yazılan filmin baş rolünde ise absürd komedi filmleriyle görmeye alışık olduğumuz Engin Günaydın yer alıyor.
Şiir bir tablo gibi kendini bizlere gösterirken, bir yandan da okuyucuyu gerçeklerle tanıştırmak için modern dünyanın getirdiği yüksek binaların balkonlarıyla yüzleştiriyor.
Yok sayılmak; yeryüzünde yaşayan adına insan denilen varlıkların tanıdıkları veya tanımadıkları diğer insanlara yapabileceği en büyük kötülüktü. İkinci en büyük kötülük ise; sevginin sınırları olduğuna inanan birine aşık olmaktı.









