Film, 25 yıllık tiyatro geçmişi olan Aydın Bey’in emekli olduktan sonra İstanbul’dan taşınıp babasından kalan “Othello” isimli Kapadokya’daki otelin işletmesini alarak, genç karısı ve dul ablasıyla geçen iç sıkıntılı ve buhranlı hayatını anlatıyor.
Sarardı bak saksıda biten onca atlı karınca
Bize koşan esmer çocuklar umutla
Hiç doğmamış, Rüya gibi.
Terse akıyor zaman, saatler
Durdurun! Hadi!
Hiç yaşamamış, ölmemiş gibi.
Dünyanın varoluşundan bu yana, seksen milyar insanın yaşadığını var sayarsak, bir el hareketinin sadece bir kişiye ait olabilme ihtimali olabilir mi? Bu durumu Kundera şu şekilde açıklamaktadır;
Beton yığınları arasında her geçen gün daha fazla sıkışıp kaldığımı iç sıkıntılarımla anımsıyorum. Bir otobüse biniyorum sonra beni bilmediğim bir yere götürmesi umuduyla.
Senem, bu ilkbahar habercisi soğuk ikindi, aralık perdeden giren aksam güneşinde, kardan, rüzgârdan yeni çıkmış bir çiçek dalıydı. Diriydi, inceydi; Hacı Babanın övgüsüyle kamçılanmış yanakları al aldı.
Frida Kahlo 143 resim üretmiştir. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran ‘’gündüzlerin ve gecelerinin celladı’’ olarak tanımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portreler çizmiştir.
Kitaptaki ‘Kurban’ adlı öykünün yazıldığı 1970 tarihi, Türkiye’nin ithal ikamecilikle hemhal olduğu yılları hatırlatması açısından ilginç.
25 Ocak 1882’de İngiltere’de dünyaya gelen, gerçek adı “Adeline Virginia Stephen” olan Woolf, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. Hem feminist hem de modernist bir yazardır.
Tomris Uyar tarafından yazılan ve 1973 yılında yayımlanan Diz boyu Papatyalar, içerisinde 8 farklı kısa öyküyü barındırır.
Birinci Dünya Savaşı kitlesel olarak katledebildiği insan varlığı bakımından yeryüzünün ilk büyük kıyımı oldu, kıyılmayanlarınsa ruhları onarılmaz acılara maruz kaldı. Bu acıların izleri hiç kaybolmadı.









