Dünyanın kaybettiği buymuş meğer… Bir virüs geldi ve insanları bir nefese muhtaç etti. Virüs ile sarsılan beden nefes almakta zorlanıyor….

Zaman zaman tekrara düşen konuşmalarla başlar milattan sonraki başlangıçlar. “Merhabalar, iyi akşamları doğurur; iyi akşamlar, iyi geceleri…”  Takvim yaprakları bir…

Köprüler yolun devam etmesini sağlarlar bir yerden diğerine akışın aracısı olurlar ve nedense insanların da köprü olabileceğini belki de tek amaçlarının bir köprü olmak olduğunu aklımıza getirmeyiz.

Dar zamanlardayız ama geniş gönüller sürmek muradımız. O vakit, zamanda, mekan da açılır ve olduğumuz yer adeta esen rüzgarın saçlarımızı okşadığı, dalgalarla sarıp sarmalanmış yeşil ve ferah bir adaya dönüşür çünkü.

Türkçede ardı ardına gelen farklı anlamlara ama eş seslere sahip kelimeler bazen benliğimde öylece asılı kalır. Yaz hakkında yazmak gibi. Yaz’ı yazsak desem Yaz ve yazma eylemi peşisıra hem bir ikiz gibi benzer hem de farklı anlamlarla parlar.

İnsan çok olasılıklı bir varlık. Bazen bilinmez bir karanlık, bazen gürül gürül bir ırmak. İçimiz ne kadar geniş. Her şey sığıyor. Sevgi, öfke, aşk, özlem, huzur, kıskançlık, nefret, intikam, arzu…

Hiç düşündün mü, Hezarfen Galata’nın merdivenlerini tırmanırken nasıl hissediyordu? Neler düşünüyordu kim bilir. Kalbi yerinden çıkacak kadar heyecanlıydı belki de. Halbuki hesabını kitabını yapmıştı öncesinde.