Bugün bayram. İnsanlar mutlu insanlar umutlu. Önünde eskitilmiş tahtalardan yapılmış bir masa ve onun etrafında masadan da yüksekçe birkaç sandalye.u
”Ben bir insan,
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret…”
Gelen aramanın ondan olduğunu görünce ikinci kez çalmasına fırsat vermeden açıp sözü ona verdi. “Bugün her zamanki saatte ve her zamanki yerde seni bekliyor olacağım…” deyip kapattı telefonu.
Sıradan ile olağanüstünün, bilinç ile bilinç dışının tuhaf, hayret verici -ve üstüne üstlük hayra yorulan- bir kurguda harmanlanmasıyla oluşan rüyalar, fantastik sözcüğü ile uyum sağlamada en başarılı içeriklerden birini sunuyor.
Müzisyen kimliğinin yanı sıra yazar, yönetmen, oyuncu ve ressam Mehmet Güreli ile keyifli bir söyleşi yaptık, bizlere kapılarına açan Mehmet Güreli’ye teşekkür eder, sizlere de keyifli okumalar dileriz.
Galata Kulesinin büyük ihtişamıyla açılıyor kitabın kapıları. Sene 1681. Konstantiniye’nin masallara konu olacak efsunlu zamanları. Arap İhsan’ın kadırgası yanaşıyor tersane iskelesine. Yanında gittiği diyarlardan getirdiği küçük bir köle
Hacer Kılcıoğlu, bu kez İzmir’de geçen bir yaz tatili macerasını anlatıyor. Ayrılan anne babası arasında bocalayan bir çocuğun iç sesine kulak veren roman, yeni dostlukların hayata kattığı anlamı yüceltiyor.
Film, 1970’li yıllarda Hamburg’da geçen bir seri katilin hayatını konu alıyor. Katilimiz Fritz Honka, çirkin, bakımsız, ilkel ihtiyaçları dışında pekte bir şeye ihtiyacı olmayan toplum tarafından dışlanmış bir adamdır.
Ve ben;
Bakınca gözlerinize
Bir deniz kenarı geliyor aklıma
Akşam ezanı sularında
Karşımda sessiz, isli bir gemi
Yanımda benden dertli başı okşanmamış bir köpek
Pencerenin başında duruyorum öylece. Bazı günler diğerlerinden daha çok buruluyor içim. Bugün mayısın ikinci pazarı. Yüksek sesle söylemeye dilim varmıyor. Sanki bazı anlar, derin bir sessizliğin kuytusunda can çekişiyor.









