“İvan İlyiç’in Ölümü” adlı romanın içeriği, zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olan Tolstoy’un hayatının anlamını bulma yolundaki çırpınışlarının ve ailesinin bu çırpınışları anlayamamasının adeta bir izdüşümüdür.
1852’de ünlü bir Rus edebiyatı dergisinde yer alan bu eser Tolstoy’un ilk eseri. Eserin ilk ortaya çıkış hikayesini ise okuduğum Cumhuriyet Kitapları-1899 basımının önsözünde kısaca belirtmişler.
Dünya olarak içinde bulunduğumuz Covid19 virüsü nedeniyle evde kalarak sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Hepimizin hayat rutini değişti. Bu süreçte özlem duyduğumuz birçok şey var.
Türkçede ardı ardına gelen farklı anlamlara ama eş seslere sahip kelimeler bazen benliğimde öylece asılı kalır. Yaz hakkında yazmak gibi. Yaz’ı yazsak desem Yaz ve yazma eylemi peşisıra hem bir ikiz gibi benzer hem de farklı anlamlarla parlar.
Çocukluk dönemini atlattığımıza göre sırada insan yaşamının en fırtınalı çağı olan ilk gençlik var. Ana karakterimiz Nikolenka artık çocukluğun keşfetme sürecinden biraz daha sıyrılmış ve ilk gençliğin derin sularına kendini bırakmıştır.
Bir öykününse tamamen farklı bir açılımla, yukarıdaki diğer değinmelerin yanı sıra, kadınlar arası aşk kavramına da bir bakış getirdiği görülmektedir. Dolayısıyla açılış öyküsü olan ve bu yazıda inceleyeceğim Manıklar öyküsü;
Makalelere polisiye parodisi gibi yaklaştığı, klasikleşmiş 19. yüzyıl dedektif kurgusunu Baudrillardian perspektifinden analiz ettiği “Kusursuz Cinayet” kitabıyla gerçeğin ve ötekinin katilini arıyor.
Cortázar’ın öykülerini anlayıp yorumlamak için yazarın, yazma serüvenini de iyice bilmek gereklidir. En başta sembollerini ve yeni bulduğu (uydurduğu) kelimelerinin anlamlarını öğrenmelidir okuyucu.
İnsan çok olasılıklı bir varlık. Bazen bilinmez bir karanlık, bazen gürül gürül bir ırmak. İçimiz ne kadar geniş. Her şey sığıyor. Sevgi, öfke, aşk, özlem, huzur, kıskançlık, nefret, intikam, arzu…
Sahi insanlığı kurtarmanın yolu nedir? Top, tüfek, mermi, taş… Belki de bıçaklar konuşmalı, silahlar ateşlenmeli kazananı görmek için. Bir ideolojinin galip gelmesi, diğerinin bertaraf edilmesinin yegâne yolu kan dökmek midir?









