Bir diğer detay klişe bir aşk hikayesi. Su gibi bir dille yazılınca o bile sırıtmıyor. Aziz Bey’in gelip geçici ilişkilerinden farklı olarak Maryam’a tutkusu geniş bir yer bulsa da esas hikaye onlarınki değil.
Yazmak hayatın merkezidir benim için, ne yazmadan ne okumadan yani kitapsız bir dünya mümkün görünür gözüme. Borges’in ünlü sözüne atıf yaparak söylüyorum, kitapsız cennet olmaz…
Alınan her nefes, hüzün duvarlarını aştıktan sonra hayat olacak günler vaadediyor. Nefes alıyorum, nefes veriyorum. Yabancılaştığım sokaklar, kucak açıyor bana biliyorum…
Hayranlıkla okuduğum Korku romanı yine bir kadının, bir önceki paragrafta saydığım bütün özelliklerini dışa vuruyor. Stefan’ın belki de yazmış olduğu en diyalog içeren kitap olmasının yanı sıra bence gerçek korkuyu da bize anlattığı mat bir kitap.
Sevgili, konu itibarıyla bir aşk hikayesi gibi görünse de arka planda yazarın aile yaşamına ve dönemin toplumsal algılarına dair ciddi bilgiler içerir. Biraz satır aralarında gezinerek size romanın diğer yüzünü de göstermek isterim:
“İvan İlyiç’in Ölümü” adlı romanın içeriği, zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olan Tolstoy’un hayatının anlamını bulma yolundaki çırpınışlarının ve ailesinin bu çırpınışları anlayamamasının adeta bir izdüşümüdür.
1852’de ünlü bir Rus edebiyatı dergisinde yer alan bu eser Tolstoy’un ilk eseri. Eserin ilk ortaya çıkış hikayesini ise okuduğum Cumhuriyet Kitapları-1899 basımının önsözünde kısaca belirtmişler.
Dünya olarak içinde bulunduğumuz Covid19 virüsü nedeniyle evde kalarak sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Hepimizin hayat rutini değişti. Bu süreçte özlem duyduğumuz birçok şey var.
Türkçede ardı ardına gelen farklı anlamlara ama eş seslere sahip kelimeler bazen benliğimde öylece asılı kalır. Yaz hakkında yazmak gibi. Yaz’ı yazsak desem Yaz ve yazma eylemi peşisıra hem bir ikiz gibi benzer hem de farklı anlamlarla parlar.
Çocukluk dönemini atlattığımıza göre sırada insan yaşamının en fırtınalı çağı olan ilk gençlik var. Ana karakterimiz Nikolenka artık çocukluğun keşfetme sürecinden biraz daha sıyrılmış ve ilk gençliğin derin sularına kendini bırakmıştır.









