Bu sene 10-18 Kasım arasında düzenlenecek 37. İstanbul Kitap Fuarı’nın teması ‘Hayatı Edebiyatla Kuşatmak’ olarak belirlendi.
Haruki Murakami’nin 29 yaşındayken işlettiği caz-bar’dan eve döndüğünde mutfak masasının üstünde kaleme aldığı başlangıç eseri ‘Rüzgârın Şarkısını Dinle’, nihayet Türkçede.
Bittiğini sandığımız anda başlar bazen hayat. Yorgunluklarımız bizi olgunlaştıran yegâne hediyedir. Her acının bir kazanç olduğunu bilerek yaşamak gerekir. Son bazen son değildir.
Kitaplar, okunmak ve dünyayı daha iyi anlamak içindir. Peki kitap nasıl okunur? Daha iyi bir okur olmak ve okuduğumuz kitaplardan daha iyi faydalanabilmek için bu soruyu cevaplamaya çalışalım.
Refik Durbaş’ın minik okurlar için kaleme aldığı ‘Zuzu ile Babası’ndaki meraklı Zuzu ve babasının maceralarına ortak olmak herkese iyi gelecek.
Bakın azizim, burası benim gözlerim. Sizde de var bir çift, zihnime kazılı unutulur gibi değil. Ben bir süredir benimkilere bakamıyorum, bir bakar mısınız belki sözlerinize karışmıştır?
Anlatıcı sözlerine başlamadan önce yerden bir çubuk alıp yanan ateşin altını karıştırdı. Ateş şimdi daha yüksek ve daha sıcaktı, ‘’zaman’’ dedi ve devam etti.
İnsan, doğar ve ölür. Ve aslında gövdesinde en çok omurgası yorulur. Ve aslında ruhunda en çok nefsi yorulur. Doğa ve bağın mührü üzümdür. İşte bunun için ham âdem şarapla demlenir.









