https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

Sait Faik, Türk öykücülüğünün en büyük ustalarının başında gelir. Her öyküsü bize öykünün nasıl yazılması gerektiğini kavrattığı gibi sıradan insanlarında öykü malzemesi olabileceğini hatırlatır. Asıl gücünü de buradan alır sanırım. Onu okurken sadeliğin ve naifliğin doruklarına çıkarsınız. Güçlü bir edebiyatın size neler katabileceğinin de. 
Kitabın ilk dört öyküsünün kahramanı yirmi bir yaşında Panco adlı bir delikanlıdır. Panco ile kahramanın dostluğu , Panco’nun kim olduğu hakkında fikriniz ise “Panco’nun Rüyası” adlı öyküde ortaya çıkar. 
Sait Faik’in önceki yazdıklarından daha farklı sürrealist bir kurgu denediği kitabıdır ayrıca  “Alemdağ’da Var Bir Yılan” 
Yalnızlık ve arkadaşlık, terkedilmişlik, martıdan bir dost edinip insanlara küsme. Hepsini tadarız öyküler boyunca. Panco’nunona yüz vermeyip kafasını arkadaşlarından yana çevirdiğinde nasıl içinin burkulduğunu da, pardüsösünün üstündeki kürkü görüp nasıl mutlu olduğunu da, onu görünce nasıl sevindiğini de görürüz. Yani insanın tüm ruh halini.
Beni en çok etkileyen öykü “İki kişiye bir hikaye” oldu. Topal martı ile Barba adlı balıkçının dostluğunun anlatıldığı öykü. En sevdiğim alıntıda bu öyküden gelsin: 
“Tuhaf, dedi, alışmışım şu Topala. Onu etrafımda görmediğim günler bir şey kaybetmiş de ne olduğunu bir türlü bulamayan, durmadan da o şeyi arayan insana dönerim. İnsana alışamıyorum ama şu deniz kuşuna alışmışım” 

KİTAP İNCELEME : Nüket CEYLAN