Bazı insanların doğuştan yaratıcı yetilere sahip olduğunu ve onlardan biri olmadığınızı düşünüyorsanız, bu düşüncenizi tekrar gözden geçirin.
Her yazar yazdıklarının içindedir ne kadar uzak olursa olsun. Yazarların hayatlarındaki bu aşk, intihar ve yaşam öyküleri ile edebiyatımızdaki farklı öykülere de ses olalım istedik.
Kurgusal bir hikayeye dalmak beyin fonksiyonlarının işleyişinde değişiklik yaratabiliyor.
Zülfü Livaneli’nin kitaplarını yorumlarken parmaklarım bile keyifle yazıyorlar. Son Ada kitabı da, diğer eserleri gibi benzersiz güzellikte. Hiç sekmiyor.
Japon edebiyatını ben HarukiMurakami ile tanıdım ve sevdim.İki ülkenin iki Asya ülkesinin ortak yanlarını onunla keşfettim.Terk fark onlar daha sakin bir yaşamı severken bizim halk olarak hareketi sevmemiz sanırım!
O dönemde Osmanlı’yı imparatorluk haline getirmeyi hayal eden II. MehmedHan’nın ayrı dillerde, ayrı ırklarda ve ayrı dinlerdeki halkların bir arada bir gül bahçesi yarattığını kavraması, bence romanın en keyif veren yeri.
Yine dopdolu, keyifli, düşündüren, gülümseten harika bir Murathan Mungan kitabı. Soğuk Büfe’ye buyurmaz mısınız?
”Onlara daha önce hiç bilmediği bir şeyi anlattığını hatırlayacak ; savaşın ateş, korku ve yolun kenarındaki hendeklerde yatan cesetlerden ibaret olduğunu.”
“Pirinç işlemeli bir aynada kırıldı yüzümün diğer yarısı. Herkes uyuyordu. Yüzümün yarısı benim. Yüzümün yarısıyla hep yarım öyküler anlatırım. Peki sen, yarım dudaklı bir kadını öpmek ister misin?”









