Küçük General çok konuşabilir, yalan söyleyebilir, bilinir olmak için elinden geleni yapıyor olabilir. Kötülükler yapabilir çevresindekilere, evet. Şiddete eğilimi olabilir. Evet, olabilir ama tüm bunları insanların iyiliği için uygular.
“Gitmek cesaret ister ufaklık. Gideceğin yer neresi olursa olsun, sevdiklerinle arana mesafe girince varış yerinin hiçbir anlamı kalmaz. Vedalaşmak zor iştir biliyor musun?
‘Düşme Korkusu; halk anlatısı, masal, söylence, mübalağa içinde kullanmış, üçüncü sayfa haberi tarzında olaylardan yola çıkarak, bir anlamda da karakter çözümlemeleri yaparak, memleketimden düşme korkularını yazmış.
2000’li yıllar Türk şiirini merkez alan Şiirden Sesler Korosu’nda Feyiz, yalnız modern şiirin bir anatomisini çıkarmakla kalmayıp Türkiye’de şiir eleştirisi ve edebi teoriye ilişkin çeşitli yaklaşımları da eleştirinin konusu haline getiriyor.
Karanlık basana kadar sokakta topla, iple oynuyor, bazen de topladığım çerçöpü çamurla birleştirip çocukça tasarımlar yapıyordum. Birden çekip aldılar beni sokaktan. Büyümüşüm, okula gitmeliymişim.
Edebiyatın, milli hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu milli olanın ötesine genişletmek ve evrensel olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır.
Furkan gerideydi. Islak yerden kalkamamıştı. Kolonyalı mendille, ellerine sindiğini düşündüğü kokuyu temizleme çabasındaydı. Montunun göğüs cebindeki telefon çalmaya başlayınca irkildi!..
“Yazdıklarıma hiçbir zaman şiir demedim, okuyanlar dedi” dese de, bence gündelik dili kullanırken sanatlı sözleriyle okuru boğmayan ancak bir taraftan da size sözün anlamını uzun uzadıya düşündürmeyi başarabilen bir şair kendisi.
Yazar olmak arzusunda genç bir adam hayranlık duyduğu büyük yazarın asistanı olur ve dostluğunu kazanır. Yazar Refika Karahisar asistanı Aren’le elyazmalarını paylaşırken yazma sırlarını ve edebiyatın arka bahçelerinde dönen dolapları da anlatır.









