Gizlenerek yaşamanın makul bir ölçüsü var mı dersiniz? Korktuğu için değil, anlatmaktan pas tuttuğu için sözcüklerimin içimden çıkarken daha fazla gıcırdamasını istemiyorum artık.
Kaç kez ölür insan? Bu uğursuz, samimiyetsiz, acıtmaya meyilli dünyaya kaç kez yeniden doğar? Ölüm göreceli bir kavram mıdır? Türk Dil Kurumu’nun dediği gibi; “Hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi,” ise ölüm, ben daha önce dört kez öldüm.
”Kolla kendini; çünkü ben korkusuzum ve bu yüzden güçlüyüm.” der Shelley. Korkularını en güçlü silahı haline getiren bu kadının en büyük başarısı, gotik romanın en önemli örneği olan Frankestein’ı yazmasıdır.
Gürültülü bir okyanus’un içinde, kulaç atamayan balık gibi. /
Aitlik evreni’nin tam dışında, kendimde mühürlü gibi. /
Maviliklere insem kaybolacak, güneşe doğru çıksam ölecek gibi.
“İmkansızlık bir taş duvar mıdır yani? Nasıl bir taş duvar? Elbette tabiat kanunlarından, tabiat bilgilerinden çıkarılan sonuçların, matematiğin taş duvarı. Biri çıkıp da atalarımızın maymun olduğunu ispat ederse, ister istemez kabul etmek zorundasın.
Roman boyunca 27 mayıs darbesine giden tarihsel olaylar kurgu ile paralel ilerler. Yazar; dönemin işçi eylemlerini, aydınların duruşunu halk ile aydın arasındaki çelişkileri anlatırken dönemi daha iyi kavramamızı sağlar.
Çok uzun yıllar hikayesin de ki yardımcı karakterleri değiştirmeden güvenle yaşamış bir insan olarak çok az zamandır bazen işlerin hiçte planlanıldığı gibi gitmiyor oluşuna alışmaya çalışıyorum.
Sana “yürüyüşe çıktım” notu bırakamadığım için kusura bakma. Bir mektupla gittiğim için de. Ama emin ol böylesi daha iyi. Emin olmasan da yapacak bir şeyin yok. Çünkü filmlerdeki gibi, sen bu satırları okurken…
Eserlerinde işlediği Türkiye meselelerine kendine has anlatım tarzıyla eleştiri getiren Tanpınar’ın göze çarpan bir diğer özelliği de belirli dünya görüşü ve bilgi birikimi zenginliği olması.
Hız bize zamanı kazandırdı belki ama bizden duyguları çaldı, o yüzden yavaşla ey insan, yavaşla ki kalbin nefes alsın ve umudun yeşersin o iklimde.









