Sadî, İran’ın Şiraz şehrinde,tanınmış bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Doğum tarihi net olmamakla birlikte beyitlerden yola çıkarak 1193-1213 tarihleri arasında doğduğunu söylemek mümkündür.
Toplumu sanat ile yakınlaştırmak konusunda son derece etkin bir rol üstlenen İyem’in bu başarısı tesadüf değildir.
Sinema tarihinde seyredilmesi gereken filmler listesinde yer alan, motive edici- umut verici filmler kategorisinde adını altın harflerle koruyan bu başyapıtı sizler için kaleme aldım.
Öykünün temel taşlarından biri, okurlara karanlıkları göstermesidir. Aydınlatmamız gereken yerleri hatırlatmasıdır diye başladığım ve öykülerin sesine birlikte kulak verdiğimiz bu yazı dizisinin dördüncü molasındayız.
Çocukluğumdan beri iyi okur oldum. Ama yazmaya geç başladığımı düşünüyorum. Daha gençken yazdığım ve ortalığa çıkarmadığım kötü şiirleri saymazsak ilk öykülerimi 30’lu yaşlarımın başında yazdım.
Yazarken romanın çok içinde yaşadığım için o his satırlara sızıyor olabilir. Yani bendeki adrenalin artışını okur hissediyordur diye düşünüyorum kimi zaman.
Fantastik edebiyat genel olarak gerçeğe dayalı olmayan, doğaüstü anlatımlar içeren yazım tarzı olarak tanımlanmaktadır. Fakat bu tanım kendi içinde bir takım sınırlamaları taşımaktadır.
29 Ocak 1860’ta bir tüccarın oğlu olarak dünyaya geldi. Taganrog Lisesi’ni 1879 yılında bitirdikten sonra Moskova’ya giderek Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. 1884 yılında hekimlik unvanını alarak bir süre pratisyen hekim olarak çalıştı.
“Bana böyle bir kahve ve böyle bir köpeği ve çırağı ile haşır neşir bir adam, bir kahveci görürseniz haber verin. Günün siyasi dedikodularından kurtulmak için kendime ve bütün okuyucularıma, orada bir kahve içmeyi sağlayacağım.”
AntonPavloviç ya da ailesinin çağırdığı isimle Antoşa, 1860 yılında Azak Denizi kıyısında bir liman kenti olan Taganrog’ da, bakkal olan otoriter bir baba ve bu otoriteyi kabullenmiş bir annenin ortanca çocuğu olarak 1860 yılında dünyaya geldi.









