Kuşlar uzaklardan, soğuk diyarlarda buluşup Yıldız’ın, Köse’nin, Çamlıbel’in tepesindendönerek sıcacık şehir topraklarına indiler. Balkon iplerine, pencere pervazlarına, cami avlularına, pazar tahtalarına kondular.
Sait Faik demiş ki, yazmasaydım, delirecektim. Bu sözünü okuduğumda hayatımın yeni gezegenine de buldum. Hiç endişe etmeden zırhımı giydim, yazmaya başladım.
İçindeki yaşam enerjisi ondan söküp alınmış, küçük kırıntılarla yetinmek zorundaydı. O küçük kırıntılar da olmasa ölüp gidivermişti.
Sabahın beşi, yatağında bir sağa bir sola dönüyor adeta debeleniyordu Hasan. Bir soğuk ter boşalıyordu boynundan sırtına doğru, ince erimiş bir buz gibi.
“Bütün duygularını denetlemek, insana özgü bütün duygulanımlarını değiştirmek, isteklerini susturmak, günahtan ruhunu uzak tutmak, dünyevi hırslarını yenebilmek… var mıydı bunu başarmış tek kişi?”
Robert Schnakenberg’in kaleme aldığı Büyük Yazarların Gizli Hayatları kitabında öyle hikayeler var ki; yıllardır hayranı olduğunuz yazarları tüm insani yönleriyle tanıyabilirsiniz.
Yazarlık ve yazmak, bir filmin doğrudan konusu olduğunda izleyenin merak edeceği ve filmi çekenlerin de ilk değineceği konu, yazarın yazma süreci
Okurken, eğlence duygusunu korumaya çalışın, ama bunun yanında kitapları derinlemesine okuma ve anlama keyfini de yabana atmayın.
Bir Gülüşün Kimliği ile giren ve geçen onca yılın ardından, edebiyatımıza birbirinden kıymetli öykü, roman ve deneme türünde eserler kazandıran yazarımız Hasan Ali Toptaş
Tüm zamanların en iyi yazarlarından biri olarak anılan Haruki Murakami ismini duymuş muydunuz?









