Çocuk ve savaş kelimeleri yan yana durabilir mi? Peki ya şu çocuk kelimesi on altı yıllık yaşama ne kadar acı sığdırabilir? Bilmiyorum; bilemiyorum. Savaşı yaratan insan, neden içini öldürme güdüsüyle doldururken, çocukluğunu görmezden gelir?
Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı. Loto’nun çıkma ihtimalini, aşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük: Yarın.
Zweig iç dünyasında yaşadığı duyguları yapıtlarına başarılı bir şekilde aktaran, özgürlüğüne son derece düşkün yazardır. Umut, onun için yaşamın vazgeçilmez kaynağıdır.
Damla damla akıyor,
Bedenime dair anılar.
Kayboluyor, dağınık,
Baloncuk kokuları.
Baloncuklar dolusu topraktaki,
Tütsülenmiş ağaçlar.
Günler aydın olmaz , gecelere iyi geceler demeye dilimiz varmaz oldu.Seveceksin diye öğrettiğimiz, öğretilere biz bile inanmaz olduk.Saygı sonsuzduru dile getirdiğimiz an,çarpışıp ‘pardon’ demeye fırsat verilmeden, ‘önüne baksana lan’ ile karşılaştık.
En büyük mutsuzluk yalnızlıktır. Bu o kadar doğrudur ki, en eksiksiz avuntu olan din, seni hayal kırıklığına uğratmayacak bir arkadaş – Tanrı – bulmaktan başka bir şey değildir.
Güneş bulutları deliyor,
Gülümsemek için yeryüzüne,
Hiç üşenmeden, yine,
Bir rüzgar esiyor, sabahın erken vakitlerinde
Balkona çıkıp kahvaltı masasına oturduğumda, aklımdan geçen tek şey, hayatta her şeyin kendini tekrarlamasıydı. Hatta, benim her sabah her şeyin tekrarladığını düşünmem de bir tekrardı.
Her gün, kalıplaşmış ifadelerle, iletişimin çemberinden dolanıyor, içine girmiyoruz. Çok uzun süreden beri hepimiz iyiyiz ve uzun süreden beri hepimiz anlatmak istiyoruz. “İyiyim,” demek kaçış.
Üstüme yazılı tüm harfleri siliyorum. Yok olmaya başladığım andan beri anlıyorum ördüğüm duvarların yıkıldığını. Derin ve kalın çizgiler çiziyor insanlar umutlarımın üstüne ve bir parça tükenmeye başlıyorum.









