https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/06/hakkimizda.jpg

İçinden geçenleri söyle diyorsun. Söylemesi kolay, içimden geçenlerin içinde değilsen söylemesi kolay. Zor olan ne biliyor musun? Kelimelerin çabucak dile geldiği yerde takılıp kalmak, tek bir kelimede durmak. Beklemek. Sadece nasılsın diyebilmek. Evet, durduğum yer burası “nasılsın” . Ne bir adım öteye gidebiliyorum, ne de bir adım geriye dönebiliyorum. Başka bir kelimeye geçemiyorum. Nasılsın dışında söyleyeceğim yine aynısı oluyor. Nasılsın.
Bunları söylerken gözüm mü seğiriyor? Hiç farkında değilim, ara ara oluyor ama kirpiklerimi fazla kırptığımı biliyorum. Kirpiklerim kanatsız kuş, yerlerinde çırpınıp duruyorlar. Havalandıklarında gözümün gördüğü yerde dönenseler ardından kaybolup gitseler, olmayan kanatlarla nasıl uçsunlar? Düşerler. Yürüsünler o zaman, kuşlar da yürüyebilir. Ben ne mi anlatıyorum? Haklısın ben ne anlatıyorum, seninle dertleşiyorum. Nasılsın dışında olan biteni böyle elime yüzüme bulaştırıyorum, gözümün içine bak, yaklaş yaklaş sesimi duyor musun? cik cik fısıltısı, şimdi kesinlikle duyacaksın ciiik ciiik tamam tamam bağırmayacağım. Evet sayın seyirciler karşınızda yürüyen kuş. Biraz göbekli, bacaklar yayvan, saç var, sakal yok, burun şişeden hâllice. Kanatlar zaten yok demiştik, 42 ayak numaralı, bazı markalarda 41’ e de uyumlu.

Saçmalamayı bırakıp konumuza mı dönelim? Tek bir kelimede tutuklu kaldığımla ilgiliydi, evet. Kafanı ağrıtıyorsam ya da saçmaladığımı düşünüyorsan gerçekten gidebilirsin ben tek başıma kalırım, inan ki gücenmem. Asıl konuya mı geleyim? Peki, o zaman, ona tutuklu kelimeyi söylediğimde “iyiyim” derken ben de iyi olduğumu söylerken tek yumurta ikizi olduğu için bu kelimeyi nasılsından ayrı düşünmedim.
Nasılsın + iyiyim = Tek yumurta ikizi (matematik benden sorulur.)
Anlattıkça ne diyeceğimi bilememem, neyi dinlediğimi bilememem, orada olmadığımdan değil de hemen kafasının üzerinden yakınlara dalıp gidiyor olmamdan dolayıdır. Uzaklara dalmayı elbette gönlüm ister. Apartman duvarına, duvarda yazılı aptal balık yazısına, çöp tenekesinden taşanlara, yerde sürüklenen siyah poşete, kedinin karşı kaldırımda ilerlerken tutturduğu ritmin içinden ona “iyiyim” dediğimde iyi olmadığımı, iyiyimin içine kendimi sakladığımı, yüzüne bakmadan saklandığımı nereden bilebilir. Uzaklara dalacak bir yer olmayınca şehir içime hemencecik kaçıveriyor, örülü tuğlaların arasından dışarıya taşmış çimentonun şekilsizliği, lekeler hâlinde etrafımı sarıyor.
Yürüyelim istersen buranın gürültüsü iyice arttı. Dışarıda biraz hava alırız. Adımların biraz yavaş ama sana ayak uydururum. Kanatlarım olsaydı seni arkada bırakırdım. Görüyorsun işte konuşamadığımı, lafı iki kelimenin etrafında dolandırıp dolandırıp anlatamadıklarımı dinliyorsun. Kötü bir anlatıcıyla iyi bir dinleyicinin akşam yürüyüşü, ne güzel bir roman adı olur değil mi? İlk sayfadan bir yol resmi çizeriz son sayfaya kadar. Bu yol kısa da olabilir, uzun da. Sayfa sınırlaması yok, yol nerede biterse romanımız orada biter. Yolun başına uzunlamasına nasılsın yazarız, yolun bittiği yere de iyiyim. Başı ve sonu arasındaki boş sayfalar kişisel olarak gelişirim kaygısı taşırsa bunu minnak bir öykü tadına çevirebiliriz. Bütün boş sayfaları yırtar, kitabımızı tek sayfaya düşürüp içinde bir hazine varmışçasına duvara asarız.
Yürümeyelim mi diyorsun. Tamam, o zaman duralım. Tutuklu kelimelerin bize yaptıklarını biz onlara yapalım ama şimdi sana soruyorum. Elini tutmayı istemezken elini tuttuğumda yani elimde olmayanlarla bir izaha tutuştuğumda ateş düştüğü yeri yakmazken, yağmur yağıp ateş sönmezken hatta tutuştururken toprağı, sertliğinde yumuşayıverirken taş ve bütün taşlar, taş olmayı bıraktığında… Bilmem yine anlatamadıklarımı anlatabildim mi?
Yürümeye devam edelim istersen evine kadar geldik zaten. Bilmiyorum belki de dile gelen kelimelerin dile geldikleri yerdeki ifadesizlikleriyle soluk almaya devam edeceğiz. Birazdan evine varacaksın. Nasılsınlar ve iyiyimlerle her güne denk gelen bu denklemin ortasında, büyük büyük lafların arasında kalacağız. Apartman kapısının şifresini gir, asansöre kadar seni uğurlayayım. Tamam, görüşürüz. Sen de kendine iyi bak.
Görüşürüz ve kendine iyi bakın içini oyarak gözüm ayakkabımın burnunda, adımlarım şehrin ezberinde, evim de varamayacağım yerde.