Şair`den Esintiler : 3
| Yazan : SkayiU | Tarih : 7 Ağustos 2008 - 11:50 |
Gölgeleri seçerken gözlerim
Anlam veremediğim manalar
Şekil veremediğim insanlar
İsim koyamadığım duygular
Taşır
Yüreğim

Gölgeleri seçerken gözlerim
Anlam veremediğim manalar
Şekil veremediğim insanlar
İsim koyamadığım duygular
Taşır
Yüreğim
Gecenin sessizliğini yırtan tiz bir çığlıkla uykusundan uyandı. Ses dışardan gelmişti, kalktı ışığı yaktı perdeyi aralayıp dışarı baktı. Sokak lambalarının zayıf ışıkları altında sokak bomboştu. Saate baktı, gece yarısını çoktan geçmişti. Birden sesi tekrar duydu “imdaaat yardım edin”, şimdi sanki evin içinden gelmiş gibiydi ses. Alt katta yatan annesine bakmak üzere merdivenlere koştu. Babasından kalan bu eski 2 katlı evde annesiyle beraber yaşıyorlardı, üniversiteye başladığı yıl annesi rahat etmesi için üst katı tamamen kendisine bırakmıştı. Merdivenleri üçer beşer indi, giriş kapısının önünden geçiyordu ki bir kere daha duydu sesi ” imdaaat, yardım edin”, tam kapının önünden geliyordu ses. Dışarı çıkıp çıkmamakta bir an tereddüt etti. “imdaaat Selim kurtar beni”, adıyla çağrıldığı anda hiç düşünmeden spor ayakkabılarını giyip üstünde eşofmanlar olduğu halde fırladı dışarı.

13 Mayıs 2006
Sendeledim, en habersiz anda yenilen yumruk gibi, keyfe meze içki sofrasının sarhoşluğunda atılan ilk adımlar gibi. Oysa ne yumruk yemiştim ne de sarhoştum. “Bitti” dedi telefondaki ses, daha birçok şey söylüyordu aslında ama ben sadece onu duyuyordum, “bitti”.
Gözyaşlarıma da ne oluyor? Deli duvar gibi ayrılık önüme dikilmiş. Yine boğazımda düğümlendi aşk. Bir ses geliyor bir hıçkırık sesi, birisi ağlıyor belli ki, ama niye ıslanmış benim yastığım? Bu ağlayan ben miyim?
Gitmeliyim, hemen yarın o şehre gitmeliyim. Ama nasıl? Yakama yapışan sinsi bir hastalık başlangıcı yüzünden bir yere gidecek durumda değilim ki, elim kolum bağlı.
Hayat şimdi zifiri karanlık, zaman geçmiyor, “tarifsiz acılar” dedikleri bu olsa gerek. İçimde bir yerlerde bir şey koptu, boğazımdan aşağıya yakarak iniyor. Bir daha aydınlık olur mu? Bilmiyorum. Bunu hiç beklemiyordum. İnanmak çok zor, alışmak imkânsız. Çok sevmiştim, çok güvenmiştim…
Baş edemediğim bir acı duygusuyla esir alınmış gibiyim,

hoşçakal bedenim ……
…hoşçakal cesedim …..
acılar içinde boğdun ruhumu …..
….ateşlerde yaktın ….
gözlerimi kör ettin …
………gerçeği bulmamam için
…….. yazık … çok yazık …..
ne yazık ki….. kendini yaktın ……

Herkes için normal bir gün olsa gerek. Ama benim için farklı kılan taraflarını yaşayalım hep birlikte…
Daha yeni ağarmaktaydı gün kalktığımda. Sezon başladığı için çay tarlasına doğru bir hazırlıktır bu erken kalkış. El yüz yıkanır, hamlık vardır ahlanıp vahlanır ve zorda olsa bir iki lokma ile kahvaltı yapılır.

Sayfalarca sen yazıyorum. Kelimelerimde seni arıyorum. Yazdığım her cümle seni kendime tarif çabam. Rüzgârın akışına bırakıyorum düşüncelerimi. Her daim ilk durak da son durak da sen oluyorsun.
Sevgin bende taze kabuklu bir yara kanatmaktan bıkmadığım. Sen kanayan tarafım acım, sevgisizliğim, umutsuzluğum. Sevgisini sevemediğim sevdam. Özlemine hasret yaşam tarifem. Sen hayalini sevdiğim, sen acısına hasret nöbetler tuttuğum. Sevgisini sevemediğim sevdam.

Olmuyor bebeğim ah olmuyor
Senin yerin bir türlü dolmuyor
Kaçıncı aşkta geldi geçti ama
Senden sonra hiçkimse “Bebeğim” olmuyor.
Olmuyor bebeğim ah olmuyor
Giderken açtığın yara kapanmıyor
Geceler inadına kısa gelirdi ya hani
Senden sonra geceler de sabah olmuyor

Son olarak da kitaplarını yerleştirdiği koliyi aldı ve itina ile nakliye aracına yerleştirdi.
İçi acıyordu…
Gitmek zorunda mıydı acaba?
Neden gidiyordu?
Gitmesinin sebebi yalnızlık mıydı?
Çaresizlik mi? kaçmak mı? Kimsesizlik miydi onu gitmelere zorlayan?
Yada geçmişi silebilmek miydi bu ahşap evdeki… Silebilmek miydi yaşananları ???
Silinir miydi geçmiş.. Unutulur muydu….. Kaçılır mıydı ondan….
Bu düşünceler içinde boğuluyordu. Bir yanı gitme kal diye çırpınırken bir yanı gitmelisin uzaklara diye haykırıyordu…
Misafir Yazar : Emre ÇAKIR
Zaman geçmek bilmiyor sanki
Sınır çoktan geçildi bile
Seni göremeden yaşamak ölüm gibi
Çok yoruldum, ben bu yükü taşıyamıyorum sanki.
Seni kelimelere sığdıramıyorum, sığmıyorsun
Beni sevmesen de sensiz yapamıyorum
Yapmak istesem de, bunun için çabalasam da ne fayda
Ben sana dayanamıyorum.
Bu dilsiz keder içimde kanayan bir yara gibi
Belki dışarıya göstermiyor ama içerisi kan kırmızı sanki
Hal, vaziyet daha ne kadar devam edecek
Ne kadar sürecek bu azap.
Sana sesleniyorum yüreğimin derinliklerinden……
Dön ne olur….
Dön…
Dön …
Yalvarmamsa istediğin yalvarıyorum işte….
Bak hani hep derdin ya “ ah bir de şu gururun olmasa diye” bak onu da ezdim geçtim işte…
Artık gururum da yok…
Yok artık ne gururum ne de sen….
Bir kar tanesi gibiyim sensiz yavaş yavaş eriyen…..
Sana sesleniyorum uzak diyarların en dip köşelerinden….
Dön ne olur….
Dön….
Yorumlara Abone Ol
E-mail ile Abone ol