Yazı-Yorum

Çavlan | Hatice Hamarat
13 Mart 2019

Çavlan | Hatice Hamarat
Klişe bir soru ile başlamak istiyorum Hatice hamarat kimdir?

Belki de sıradanlıktan keyif alan biri. Edebiyat ve müzik sever, bunların üretim sürecinde olmaktan haz eden biri. Ne beyaz ne siyah olanlardan, ama keskin.

İlk kitabınız raflardaki yerini aldı yol hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Uzun yıllardır yazıyorum ancak bazı noktalarda pişmesi gerekiyor insanın sanırım. Hiçbir zaman oldum ben diyemeyeceğimiz aşikar lakin zamanın düz bir çember olduğunu hatırlayıp yola da koyulmak gerekiyor. Çavlan uzun yıllardır birikenlerin artık kabın içine sığmaması diyebilirim.

Şiirde kelime seçimi gerekir mi? Yoksa, insan ilhamlarına göre, hızlı bir şekilde, hiç düşünmeden ilhamın akışına göre hangi kelime gelirse onları şiire yansıtmalı mı?

Kelime tabi ki seçilmelidir. Şiir başlı başına bir var oluş biçimi. Şiirde seçilen kelimelerin şiirde anlatılmak istenen duyguyu da taşıyabilmesi gerekir. Ancak kelime seçmeden doğal akış içerisinde yazdığım ve sonradan doğru  kelimeyi aradığım da çok olmuştur. Özellikle şarkı sözlerinde bunu sık yaparım.

Peki ya daha yeniler? Takip ettiğin genç ya da yaşıt şairlerin var mı?

Yeni şairleri ve yazarları takip ediyorum. Jan Ender Can mesela çok sevdiğim bir şairdir. Cenk Kolçak bir diğeri. Tabi daha ismini sayamadığım pek çok yol arkadaşımız mevcut.

Şiir yazma serüvenin nasıl? Kendini kapatıyor musun yoksa Zarifoğlu gibi “ben ilhama inanmam” mı diyorsun? Ortamı kurmak, iki üç dize okumak, bize anlatır mısın?

Genellikle müzikle iç içe olduğum anlarda yazma isteği duyuyorum. Ancak belli saatlerde şiir yazmalıyım gibi bir düşünce içinde değilim. Planlı vakitlerimi daha çok diğer edebiyat dallanırna yoğunlaştırıyorum. Şiir biraz da insanın anlık duygularının dışa vurumu.

Serbest şiirde ve günümüz şiir dünyasında özellikle ülkemizde yoğun bir şairler geçidi var. Bu geçidin içerisinde sizin şiirleriniz daha farklı bir renk olarak karşımıza çıkıyor. Bunun sebebi sizce nedir?

Her şiirin bir hikayesi olduğuna inananlardanım. Nasıl öyküde, romanda bir derdiniz varsa anlatmak istediğiniz bir gaye şiirde de bir hikayeninin varlığı, hatta kahramanınız olmalı bence. Yalnızca kendini anlatan şiirler yazmak bana pek mantıklı gelmiyor, aksine başkası olabildiği zaman şiir ahenkle ortaya çıkıyor.
 
Sizin için şiir nedir? Şiir anlayışınızdan bahseder misiniz?

Kayıp zamanlarımızı hatırlama yoludur. Belki de unutmak istediklerimizi…
 
İlk şiirinizi ne zaman, nerede ve hangi duygularla yazdınız?

Uzun yıllar oldu sanırım ilkokuldaydım. Genelde şiir yarışmalarına şiirlerim gönderilirdi öğretmenlerim tarafından. Konusu  neydi inanın hatırlamıyorum.

Elinize ilk aldığınızdan bu yana hiç bırakamadığınız, sürekli okuduğunuz hangi şairler, yazarlar ve kitaplar var? Sizi hangi yönleriyle etkilediler?

Edip Cansever benim rüya adamımdır. Turgut Uyar ve Nilgün Marmara uykudan uyanışım.. Dünya şairlerinden Seferis, Edgar Allon Poe, Arthur Rimbaud baş ucu şairlerim. Her şairde beni etkileyen farklı bir yön var Edip Cansever’i kendime benzettiğim için belki,  Nilgün’ün isyankar yüreğini sahiplendiğim ve Arthur’un saçmalamayı sevmesi. Hepsinde ayrı bir tat, ayrı bir doku var.

Sizce şiirde imgenin yeri ne olmalıdır?

İmgeler şiiri taşır ancak ruhla birleşebilirse.

Şair olma yolunda ilerleyen gençlerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Sanırım beklemek, işte bu an denilen noktaya ulaşmak (tabi ki üreterek) ve popüler kültürden soyutlanmak diyebilirim.

Hayatınızın bir haftasını roman kahramanı olarak geçirme şansınız olsa, kim olmak isterdiniz? Neden?

Kesinlikle Meursault( Albert Camus, Yabancı), hayatı fazla ciddiye alan biri olmamak hoşuma giderdi. İdam olmakla, idam olacağım odanın sıcaklığının aynı sorunu teşkil etmesi fikri bile kışkırtıcı bir rahatlık.

Röportaj: Zeynep Eşin