Yazı-Yorum

Seni Çok Mu Yalnız Bıraktılar Sevgilim? '' Oğuz Atay'' | Ceyda Oktay
12 Ekim 2018

Seni Çok Mu Yalnız Bıraktılar Sevgilim? '' Oğuz Atay'' | Ceyda Oktay
                         
SENİ ÇOK MU YALNIZ BIRAKTILAR SEVGİLİM?

12 Ekim 1934… Hoş geldin Oğuz! Oğuz Atay denilince akla ilk gelenler; Tutunamayanlar, Selim, Hikmet, Olric ve Albay olsa gerek. Oysa benim aklıma ilk gelen, Suna Kan’dır. Suna Kan keman virtüözüdür. Oğuz Atay, üniversite yıllarındayken, üç gece üst üste rüyasında Suna’nın konserinde olduğunu görmüş, dördüncü gece, pijamalı oluşundan utanıp lacivert takım elbisesiyle uyumayı tercih etmiş. Hafızamı ne zaman zorlarsam –ya da bana her Oğuz Atay denildiğinde –Suna’yı anımsarım. Oğuz’un içtenliği, aykırılığı ve belki de romanlarından çıkıp, dış dünyadaki Oğuz’a seslenişi birkaç yerde okuduğum bu anısıyla birlikte içimi ısıtır.

"Artık yaşamak istemiyorum Olric. Onların istediği gibi yaşamak istemiyorum..."

Tutunamayanlar

Yaşamı sorgulamamızı, ne istediğimizi, yaşamdan ne beklediğimizi ve her şeyden önemlisi ‘kendimize olan yolculuğumuzda’ kendimiz olmamızı ister Oğuz. Saklandığımız rutubet kokulu, başkalarına ait hayallerden kurtulup,  kendi dünyamızın masalını kendimiz bulabileceğimize inanır. Bizim biz olarak kalmamızı ve istemediğimiz, nefret ettiğimiz o korkunç kulvardan bir an önce çıkıp hayata karışmamızı bekler. Tutunamayan olmadan düşlerimize tutunarak…Peki tutunamayan olmak o kadar da kötü bir şey mi? Oğuz’un cevabı: “Selim öldü. Selimlik de ölmüştür. Başarının insanı sevimsizleştirdiğini yazmıştım bir yerde; fakat tutunamayanlığın sevimliliğine de kimsenin yanaşmadığını görüyorum. Neden yanaşsınlar? Bir arkadaşımın dediğine göre, ben romanda herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuşum. Henüz bir karşılık alamadım.”(Pakize Kutlu ile yaptığı söyleşi-Yeni Ortam Dergisi)

Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.-Tehlikeli Oyunlar

Sahi çok geç kalmıyor muyuz birbirimize? Bir adım ötede bulunan sevdiğimize mesela veya sevenimize çok geç kalmıyor muyuz? Yarın olmayabilirleri hiç mi ciddiye almıyoruz? Geç kalınmış ‘seni seviyorum’ cümlesi pek mi önemsizleşiyor? Bir balkondan kendini sonsuzluğa bırakarak ölüme giden Hikmet’i hiç mi anımsamıyoruz!

Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? – Korkuyu Beklerken

Edebilir misin? Oğuz için bugüne özel bir anlam yükleyerek. Tek öykü kitabı olan Korkuyu Beklerken de –Unutulan öyküsünde- tavan arasında sevgilisine rastlamış; isimsiz kahramandan esinlenerek, belki de onunla birlikte korkularınla ve örümcek ağlarıyla örülü o sandığı açabilir misin? Zaman’ın getirdiği türlü türlü zorluğu bahane ederek, Unutulanla bize seslenen Oğuz’a, tüm içtenliğimizin aslında insan olarak saklandığımız küçük kar küresinin bizi büyülediğinden kaynaklandığını söyleyebilir ve belki de sevmeye devam edebilirsin. Edebiliriz!                           
 
Sevinmeyin daha ölmedim!

Ömrüne: Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı,  Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Yaşayanlar, Günlük ve Eylem bilim gibi eserleri sığdıran ve biz Canım İnsanlara hep bir anlaşılma gayesi ile yaklaşan sevgili Oğuz’un yaşamının pek kolay olmadığını söylersem yanlış olmayacaktır. Öyle ki Tutunamayanların hikayesinin aslında bir arkadaşının intiharı ile bağlantılı olduğu, sahnede gördüğümüz Selim’in yakınından aldığı bir yaradan bizimle buluştuğunu.
İsyanını ve yarasını onunla birlikte dile getirecek olursam;
Kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor! Anlaşılamıyorum sanırım albayım, anlaşılmayacak kelimeler kullanıyor olabilir miyim  albayım? Romanlarıma saklansam beni bulurlar mı albayım? Bekliyorum; ama ben kitap değilim ki albayım okuyup anlasınlar beni.   Ben insanım albayım beş harften oluşan bir kelimeye hapis bir insan. Senin gibi, Olric gibi.. Olric? Görüyor musunuz onu? Bakıyor musunuz etrafınıza? Duyumsuyor musunuz kaybolan şu insancıkları... Yoksa, yoksa hala romanlarımda mı arıyorsunuz beni? Kafanızı kaldırıp bakmıyor musunuz? Pencereden atlayan gencecik bedenlere,on beşinde kocasından dayak yiyip baba evine kabul edilmediği için yol ortasına atlayıp bir tır’ ın altında kalan Ayşelere.. Görmüyor musunuz? Gidiyorlar.. Görmüyor musunuz tutunamıyorlar..
Görüyoruz Oğuz, duyuyoruz! Romanlarına sığınmak yerine geleceğe inanıyoruz. Bir gün Tutunamayanların kalbi tutunanlarda atacak..

Son söz: ‘Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.’

Ve ben de sana tek bir şey söyleyebilmek isterdim;İyi ki doğdun Oğuz..
 
Ceyda OKTAY