Yazı-Yorum

Sen de Sağolasın Dostum! ''Odysseia 2 ''| Neslihan Yiğitler
29 Aralık 2019

Sen de Sağolasın Dostum!  ''Odysseia 2 ''| Neslihan Yiğitler
Hatırlarsanız, Hektor’un ölümüyle sonlanan İlyada’nın devamı niteliğinde, İlyada’da anlatılmamış, örtülü kalmış birçok soru işaretinin yavaş yavaş yanıtlandığı Odysseia’yı incelemekteydik.
“Leartes’in oğlu Odysseus’um ben, kurnazlığımla tanınmışım insanlar arasında
Benim işte o, ünü göklere yükselen adam.
Otururum uzaktan görünen İthake’de
Görmedim ben ondan daha tatlı toprak,
İşte oralarda, oyuk mağaralarda beni Kalypso alıkoymuştu,
Ama hiçbiri kandıramamıştı göğsümde yüreğimi,
El toprağının en zengin sarayında yaşasa bile,
Gene uzaklarda insan özler durur baba evini
Ama gelin anlatayım şimdi size Troya dönüşünü,
Anlatayım Zeus’un ne belalar yağdırdığını başıma”
 
Birinci bölümünü bu dizelerle anımsatmak istediğim eseri inceleyeceğimiz ikinci bölümde daha çok ilk eserde yani İlyada’da yer verilmeyen, örtülü olarak atlanan bölümler aydınlığa kavuşturulmakta. Örnekse, Odysseus’un onuruna verilen şenlikte ünlü ozan Demodokos’un okuduğu şiirle ilk kitapta üstünkörü geçilmiş şenliği sazıyla sesiyle açıklar:
 
“Odysseus’la Akhilleus’un kavgasını söyledi o da,
Tanrıların parlak şöleninde bir vakitler nasıl kavga etmişlerdi,
Ağır sözlerle çıkışmışlardı o zaman birbirlerine,
Agamemnon’da sevinmişti yüreğinde, insanların önderi,
Akhaların yiğitleri birbirlerine düştüler diye”
 
İlyada’nın estetiksel fakat kapalı anlatımı Odysseia’nın ikinci bölümünde yine aynı estetikle, meseller ve geri dönüşlerle, açıklamalarla sürmüştür. Bu epik-manzum eser, atılan düğümler, sürekli sordurduğu “kahraman acaba evine dönecek mi?” sorusu, zaman ve mekândaki sıçramalarıyla batı romanının temelini atmış ve kendisinden sonra geleceklere adeta bir şablon olmuştur. Hala birçok günümüz romanına karşı da üstünlüğünü korumaktadır. 
 
Yurduna dönmek için denizlerde dolaşıp birçok engel aşan Odysseus’un eserin ikinci bölümünde Eski Yunan’ın gündelik yaşamının içine iyice girdiğini gözlemlemekteyiz. Odysseus dev dalgaları, Tepegözleri ve kapalı tutulduğu mağara engelini aşmış, kendisini eve gönderecek gücü olan başka bir kralın yanına varmıştır. Homeros’un bu bölümü anlatırken satır aralarına serptiği bilgiler Eski Çağ Yunanlıları için çok önemli. Bunlardan en önemlisi, tanrılar dünyasına biçim vermiş olması. Tanrılardan söz ederken onların insanlığa bakışları, hiyerarşileri, aşkları ve kavgaları bir anlamda Yunan medeniyetini oluşturmuş. Yunanlılar, büyük ozan Homeros’un hayatın her alanında bilgi sahibi olduğunu düşünmekteler, bu nedenle uzun süre onun şiirlerini eğitim sisteminin vazgeçilmez öğesi olarak düşünmüşler. Okullarda mutlaka İlyada ve Odysseia okutulmuş ve öğretilmiş. Okula ilk adım atışta öğretilen bu eserler elbette Eski Yunan düşünce biçiminin oluşmasına temel rol oynamış.
Doğa filozofları, Homeros’un eserlerinde tanrıları, insanları veya insan biçimli tanrıları anlatmasını dünyanın oluşumunu ve varoluşu açıkladığına inanmışlar. Yine filozoflar, Homeros’un satırları arasında neredeyse tüm kutsal metinlerin içinde bulunan sembollerin sıklıkla geçmesinden eserin inanışların temelini oluşturduğundan söz etmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında Homeros’un bir şair olduğunu söyleyenler kadar şairliğin ötesinde bir düşünce insanı olduğunu savlayanlar da olmuştur. Şair olduğunu söyleyenler dünyanın oluşumu ve/veya varoluşu anlamlandıran detayları araştırmanın yersiz olduğunu söylemişler, filozof olduğunu söyleyenler ise şiirlerinde tasvir ettiği dünyanın bir dönemin hayat görüşünü, yaşam felsefesini, dinlerin temelini yansıttığını ileri sürmüşlerdir. Gerçekten de eserin ikinci yüz sayfalık bölümünde ozan, Yunan kültürünü, kavgaların içinde bile bir asaletin bulunması gerektiğini, eğlencelere çağrılan, saz çalıp destan anlatan ozanları, harmani adı verilen giysiyi, hora oynandığını kısacası gündelik yaşamı anlatmaktadır. Bu anlatımın samimiyetinde barınan güç ve okura yaşattığı duyumsamalar eseri günümüze de taşır.
 
“Hadi bakalım delikanlılar, ulaşın buraya bakalım
Başka hangi oyunlar çekiyorsa gönlünüz, denerim onları da
Güreşe de yumruk yarışına da koşuya da
Kaçınmam hiçbir Phaiak’la dövüşmekten
Ama sakın Laodamas çıkmasın karşıma
Evinde konukladı beni o,
Nasıl savaşır insan dostuyla?
Bir adam yabancı bir ülkede, bir yarışmada
Meydan okursa kendisini konuklayan adama
Aşağılığın aşağılığı, bayağının bayağısıdır o.”
 
 
Kıssadan hisse çıkardığımız küçük hikâyeleriyle süren ikinci bölümde Antik Yunan’ın günlük yaşamını iyice kavrıyor, Homeros’a ve anlatımına bir kez daha âşık olmadan edemiyoruz. İhtişamlı tanrılarla birlikte yaşıyor, dürüst dostlukların arasına girmeye çalışan kötülüklerle yüreğimizi kabartıyoruz. Elinizden düşüremeyeceğiniz bu klasik eserde Aphrodite’e kızıyor, Ares’i merak ediyor, Hephaistos’un halinden anlıyoruz.
Yunanlıların Homeros’un yaşam bilgisine güvendiği gibi biz de ona güveniyorsak bugün için rehberliğini alıyoruz anlattıklarından. İnanmanızı isterim ki ben aldım. Size de okumanızı öneriyorum. Eğer okumazsanız da çok üzüntü duymam; ne de olsa sizin için üçüncü bölümü inceleyeceğim. Takip etmeyi sürdürmenizi dilerim.
 
 
 
Kaynaklar:
Can Yayınları             : Odysseia
Sn. Didem Demiralp   : İlkçağ’da Homeros Şiirine Farklı bir gözle bakmak” isimli akademik   çalışması.