Yazı-Yorum

Resim İnceleme '' Kuran Okuyan Kız'' | Fırat Işıkgil
5 Mayıs 2020

Resim İnceleme '' Kuran Okuyan Kız'' | Fırat Işıkgil
Kuran Okuyan Kız, ressam olmanın yanında arkeolog ve müzeci de olan Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında yaptığı oryantalist resmidir. Oryantalizm akımı Avrupa’da 1800 lü yılların başından 1900 lü yılların başına dek etkisini göstermiş bir sanat akımıdır. İngilizce ‘oriental’ kelimesinin karşılığıdır ve doğu ülkelerine özgü anlamına gelir. Resimde ise Yakın ve Orta Doğu’ya ait konuların işlendiği akıma verilen addır.

Ünlü ressam kompozisyonu kapalı bir mekan içinde ve izleyici ile arasında doksan derece açı olacak şekilde kurmuş. Böylece, Kuran okumakta olan kız, halı ve rahleye yandan bakmamızı sağlamış. Rahlenin üzerinde bir örtü var. Örtünün üzerindeki desenler de tıpkı elbisesinin ve halının üzerindekiler gibi ünlü ressamın diğer resimlerinde de görebileceğimiz ince çalışılmış detaylarla dolu. Kız rahlenin önüne çökmüş, ellerini dizlerinin üzerine koyarak dik biçimde oturmuş.

Ünlü ressamın eserlerinde entelektüel faaliyetlerde bulunan kadın ve erkekler genellikle izleyici ile  göz teması kurmaz ve bu yüzden mesafelidir. İki Müzisyen Kız isimli tablosu buna örnek olarak gösterilebilir. Kuran Okuyan Kız resminde de benzer bir durum var. Kız tüm dikkatini önündeki kutsal kitaba vermiş. Yan oturmuş olması da sözünü ettiğimiz mesafenin alabildiğine açılmasına sebep olmuş. Üzerindeki şık elbise, rahlenin sedef kakma oluşu, duvardaki zarif çiniler resme hakim olan nezahatın yanında doğu kültürünün tinsel zenginliğine atıf yapmış.Yine de Osman Hamdi Bey’in figürlerinin izleyiciye olan psikolojik mesafesinin klasik-oryantalist resimlerdeki figürlere göre daha az olduğunu ifade etmeden geçmeyelim. Zira onun oryantalizmi çağdaşlarının oryantalizmine göre daha organiktir, ciddidir ve temsili olmaktan uzaktır. Ünlü ressamın bu organik ve ciddi çizgisini Edhem Eldem,Osman Hamdi Bey ve Oryantalizm isimli kitabında Ahmet Ersoy’dan yaptığı alıntıları da kullanarak şöyle ifade eder: “Bu ciddiyetin amacı ise Osmanlı İslam geçmişi ile kurulan romantik ve proto-milliyetçi bir diyalogtur. Ressamın amacı ortak bir tarihi bilinci aşılamak ve ideal, faziletli bir Osmanlı kimliğinin kökenlerini tarih içinde konumlandırmaktır.”

Pencerenin önünde bir buhurdanlık var. Buhurdanlığın üzerinde de tütmekte olan bir tütsü. Dini ritüellerle özdeşleşmiş olan tütsü imgesi Kuran okumakta olan bir kişinin betimlendiği resmin manevi yönünü daha da güçlendirmiş. Resim çerçevesinin boyunun kızın başının bittiği yerde bitmemiş olması resmin boyunu yükselterek onun diz çökmüş hali ile ilgili algıyı kuvvetlendirmiş. Böylece resmin maneviyatına ve yaratılmış olan ilahi atmosfere katkı sağlamış. Benzer bir yaklaşımıJean-Leon Gerome’un ünlü ‘Camide İbadet’ isimli eserinde görebiliriz. Gerome bu eserinde resmin boyunu ibadet edilen camiinin tavan kemerlerini görebileceğimiz şekilde yükseltmiştir. Ayrıca kemerler dizisini resmin derinlik boyutunca ardı ardına dizmiştir.

Ressamın eserleri genelde devam etmekte olan bir olayı betimlese de kompozisyonlar kendi içinde bir durağanlık barındırır. Hareketlilik ise çoğunlukla halı ve duvarların üzerindeki desenler aracılığı ile izleyiciye aktarılır. Konumuz olan eserinde de kızın arkasındaki duvarda bulunan altıgen-ritimli çini desenleri resmin genel durağan ve dingin halini hareketlendirmiş. Ayrıca bu desenler rahle, kuran, ve halı gibi oryantal ifadeyi oluşturan figürlere destek verir nitelikte.

Resim yıldız desenli kolonla ortadan ikiye ayrılmış gibi. Buna göre sağ taraftaçini desenli duvar ve sol tarafta altında tek sıra bordür taşları olan boydan boya bir pencere var.Yıldız desenli kolon ve bordür taşları dışarıdaki masmavi açık gökyüzü ile çok güçlü olmasa da kontrast oluşturacak olan bir tonda seçilmiş. Bu yüzden birbirleri içinde erimek yerine daha belirgin hale gelmişler. Pencerenin hemen dışında iki tane ağaç dikkat çekiyor. Ağaçlar pencereye uzak değiller. Son derece belirginler. Onların yeşil tonu resmin dingin ifadesine katkı sağlamış. Ayrıca herhangi bir rüzgarla eğilmiş ya da hareket ediyor değiller. Böylece Osman Hamdi Bey dönemdaşı sayılan Romantizm ve Ön Raffaelloculuk’ta görülen doğaya olan duygulu eğilim örneğini göstermemiş ve eserin duygu yönünün Kuran okuyan kızın üzerinde kalmasını sağlamış.
 
Kuran okuyan kızın sade ancak zarif elbisesi resim çerçevesinin dışına kadar uzanıyor. Gövdesi çerçeveyi domine etmediği için ressamın mekan duygusu yaratmasının yolu açılmış. Bu sayede gözümüz çerçevenin üzerinde geziniyor ve oryantal detaylara yoğunlaşabiliyor. Pencereden içeri giren ışığın yegane aydınlık kaynağı olarak kullanılmaması ise dikkat çekici. Zira yine Kaplumbağa Terbiyecisi resmini hatırlayacak olursak resmin alt tarafındaki pencerenin resimdeki ışığın yegane kaynağı olduğunu görürüz. Ressamın bu şekilde ışık-gölge ifadesinden uzak durmuş olması bizi 17. Yüzyıl Barok resimlerinde olduğu gibi kompozisyonun içine çekmekten ziyade dışardan bakan bir izleyici olarak kalmamızı sağlıyor. Böylece her figürün kendi başına adeta bir resim ya da kompozisyon oluşturmasının ve çerçevenin üzerinde gezen bakışların her figürün üzerinde durup inceleme yapmasının yolu açılmış oluyor. Rasyonel denilebilecek gerçekçi ölçüler ise Osman Hamdi Bey’in yaşadığı dönemde devam etmekte olan Akademik Sanat’dan etkilendiğini gösteriyor. Yine de bu rasyonel yaklaşım, kılı kırk yaran William Adolphe Bouguereau gibi ressamların seviyesinde değil elbette. Bununla birlikte Oryantalizm’in
Akademik Sanat’a olan yakınlığını hatta kan bağını vurgulamak gerekir. Zira Kuran Okuyan Kız resminin yapıldığı 19. Yüzyıl empresyonist ressamların ortaya çıktığı ve klasik anlayışın alternatifi niteliğindeki modern sanat devriminin başlangıcı sayılan dönemdir. Bu yüzdendir ki oryantalist resimlerin empresyonist resimlerle uzaktan yakından hiçbir akrabalığı yoktur. Resmin yapıldığı dönemde etkili olan bir diğer sanat akımı ise Estetizm’dir. Sosyal rasyonelllerden arındırılmış olması yönüyle Estetizm özellikle Ön-raffaelloculuk’un alt metin oluşturma kaygısına olan tepkiyi temsil ettiğinden zaten klasik sanata mesafeli idi. Diğer sanat akımlarına mesafe koyan tüm bu yaklaşımlar resmin oryantalist duruşunu perçinlemiş.

Elbisenin tonunun aynı tondaki diğer figürlere göre daha canlı oluşu ve başındaki oryantal örtünün resimdeki en sıcak renk oluşu onuizleyicinin gözüne ilk çarpan figür haline getiriyor ve kızı resmin odak noktası haline geiriyor. Ressamın ışığın optik özelliklerini kullanarak istediği figürü ön plana çıkarma örneklerinden biri de Kaplumbağa Terbiyecisi resminde görülebilir. Bu resimde kaplumbağaları terbiye etmeye çalışan adamın üzerindeki derviş kıyafetinin son derece sıcak bir tonda seçilmiş olması onun benzer bir işlev görmesine sebep olmuştur.

Kuran okuyan kızın üzerindeki safran elbisenin yakın tonlarını resimdeki bir çok figürün üzerinde görmek mümkün. Bununla birlikte tüm eserleri incelendiğinde Osman Hamdi Bey’in özellikle tek insan figürü kullandığı resimlerindeki ana karaktere aynı renk elbise giydirdiği görülür. Mihrap, Vazo Yerleştiren Kız, Leylak Toplayan Kız bu resimlere örnek olarak gösterilebilir.

Sanatımız açısından son derece önemli bir tarihi kişilik olan Osman Hamdi Bey ressam olmasının yanında çağının ötesinde ileri görüşlü bir Osmanlı aydını idi. Söz konusu ileri görüşlülüğü onun resimlerinde kadına verdiği değer ve onu ifade etme biçimi üzerinden net biçimde görülebilir. Üstelik tüm bunları kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinden yaklaşık elli sene önce yaptığını ve o dönemdekadınların kitap okumasının bile neredeyse günah sayıldığını hatırlatmak gerekir. Bu durum da göz önünde bulundurulduğunda onun sanatının sadece biçim ve nezahat yönüyle değil insanlığın medeniyet yolculuğunda lokomotif rolü üstlenmesi yönüyle de ne derece üstün olduğunu anlarız. Sözünü ettiğimiz kadınların üzerindeki safran kıyafetler iseeserlerindeki ortak savın nesnesi olan sembolik bir unsur olarak görülebilir.
 
Kaynaklar:
  1. Heinrich Wölfflin, Sanat Tarihinin Genel Kavramları (Hayalperest Yayınevi)
  2. Edhem Eldem, Osman Hamdi Bey ve Oryantalizm (www.academia.edu)
  3. Resim Okuma ve Üslup Tarihi eğitimi notları. (Prof. Dr. Kemal İskender / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Sürekli Eğitim Merkezi)