Yazı-Yorum

Öykülerin Sesi | İlknur Demir
20 Ekim 2019

Öykülerin Sesi | İlknur Demir
Öykünün temel taşlarından biri,okurlara karanlıkları göstermesidir. Aydınlatmamız gereken yerleri hatırlatır. Bizi kimi zaman korkularımızın, kimi zaman egolarımızın sapa yollarına götürür. Kimi zamanda yaşadığımız mekânların, kentleşmenin, kentleşememenin karanlıklarına döndürür yüzümüzü. Döndürür ki biz kendi aydınlığımızı bulabilelim ve öykünün sesini duyabilelim. 
       Edebi bir metni incelemek üç bakış açısı ile mümkün. Akademisyen, eleştirmen ve okur bakış açısı. Ben, okur bakış açısıyla bakmaktayım öykülerin gösterdiği karanlıklara. Okumayı varoluş amaçlarından biri haline getiren, bazen sayfalarca notlar alarak okuyan bir okurun bakış açısıyla. Eğer iyi bir edebi metinse okuduğumuz, öyküde anlatılan alt metinleri görebilmemiz, notlar almamız gerekmektedir. Bu yazı dizisiyle, öykünün gör dediği karanlıkları, okur gözüyle incelemeye çalışırken, usta bir yazarın elinden çıkan öykü kitaplarında, etkilendiğim, üzerinde fazlasıyla düşündüğüm öykülere dokunmaya çalışacağım.
         Benim gözümden, öykülerin sesine birlikte kulak verebileceğimiz bir yolculuğa çıkacağız. Katılırsanız ne mutlu bana. 
         Yolculuğun ilk molasını FeryalTilmaç’ ın Esneyen Adam adlı öykü kitabında vermek istedim. Bu kitap, yukarıda sözünü ettiğim gibi, okurken notlar aldığım bir öykü kitabı oldu. Bir heykel neler anlatabilir, bir kadın konuşmaktan neden vazgeçer? Bir ressam elini kullanamazsa neler olur?İlginç bakış açısıyla, ete kemiğe büründürülen karakterler oldukça etkileyici.
         Birçok yeni kelime öğrendim kitaptan ama bunların en ilginci, sesime ses olan, korkularımızın üzerine gitmemizi salık veren, ''Harekete geç, durma bir adım at ki bir şeyler değişsin,'' anlamında kullanılan ‘’SolviturAmbulando’’ diye Latince bir söz oldu. Beni en fazla etkileyen, adını bu iki kelimeden alan öyküydü. Hem gerçek hem mecazi anlamları içinde barındıran ustaca seçilmiş bir öykü adı. Metnin gerisine gizlenen alt metin ise oldukça etkileyici. İlginç kurgusu olan öykünün karanlığı; kelimeleri gölgede kalan, bir daha yazamama endişesine kapılıp kalmış bir yazar. Daha doğru ifade şekliyle, korku.
Yazar; uzaklardan gelen iş makinesinin süreğen gürültüsünün, günbatımıyla birlikte yerini köpek havlamalarına, kuş seslerine bıraktığı o günden geceye geçiş anında, kelimelerini kaybettiğini zanneden bir yazarın, iç dünyasına götürüyor okurunu. Korkularıyla savaşan bu yazar, karanlığa dönen günde, geceyi yırtan bir sesi ete kemiğe büründürerek, bu sesten bir öykü kahramanı yaratıyor ve kahramanın öykü içindeki yolculuğu ile gözlerimizi, kadına şiddete çeviriyor.
          Yazma yeteneğini kaybettiğini düşünen bir yazar ve o yazarın yarattığı kahraman aynı öyküde birleşince, iki farklı çatışma ile karşılaşıyoruz doğal olarak. Yazarın kendisiyle çatışması ve yazarın karanlığı yırtan sesten yarattığı öykü kahramanlarının birbirleri ile çatışması.
         Kitabın tüm öykülerinde sanatın bir dalını mercek altına alıyor FeryalTilmaç. Bu öyküde de, yazım sanatı ana tema olsa da, öykü karakterlerini, resim sanatından örnekler vererek okuraanlatmakta. Yazarın, post-empresyonist ressam Cezanne’ ı öyküsüne konuk ederek, dış dünyadan çok, dış dünyadaki varlıkların yeniden biçimlendirilmesinin resmedildiği post-izlenimciliğe bir gönderme yaptığını düşünüyorum. Öyküde korkularıyla savaşan yazar tarafından tekrar biçimlendirilip, öykü kahramanı haline gelen bir karakter ile karşı karşıyayız çünkü.
         Öykünün ana kahramanı olan yazar kendi çatışmaları ile boğuşurken, bir taraftan da okura yazmanın pratiği ile ilgili ipuçları veriyor. Yazım sanatı için, ‘’Bir taşı fazlalıklarından kurtarıp heykeli ortaya çıkarmaktan ne farkı var,’’ diyerek, aslında okura öykünün tanımını yapmakta. Alt metinde birçok yeni bilgilerde sunuyor okuyucuya. Yazar bunu oldukça ustalıkla yapıyor. Okuru ezmeden bilgiyi aktarıyor.
          Son söz olarak diyebiliriz ki, öykü; karanlıkta kalan korkularımıza ışık tutmakta ve rahatsız edici düşüncelerden kurtulmamız, korkularda kaybolmamamız ve durmamamız için biz okurlarına,  ’’SolviturAmbulando’’ diye seslenmektedir. Doğru kelimemiz umuttur belki de. Öykü artık okurundur ve bu sesi duyup duymamak okuru ilgilendirir.
 
****
 
           1969 yılında  Adana’da doğan yazar Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirmiş.  Şarapçılık, Tekstil ve Tarımsal Teknoparklar konulu üç ekonomik araştırma kitabının ortak yazarıdır. Öyküleri, denemeleri, çevirileri, çeşitli dergilerde  yayımlanmıştır, “Trilobis” adlı öyküsü ile 2006 Altkitap Öykü Ödülü’nü almış ve  2007 yılında ilk öykü kitabı, Mevt Tek Hecelik Uyku ile okurlarıyla buluşmuş. . 2008 yılında çıkan ikinci öykü kitabı, “Aradım Yaz Dediniz” ile 2009 Sait Faik Hikaye Armağanı’na değer görülmüştür. SolviturAmbulando adlı öyküsününde içinde bulunduğu ‘’Esneyen Adam” , 2013’te Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Yazar, dönem dönem yaratıcı okuma atölyesi ve dönemsel olarak da yaratıcı yazarlık atölye çalışmalarını sürdürmektedir.
 
           Bir sonraki molada görüşmek üzere.