Yazı-Yorum

Nuri İyem '' Babaya İyi Geceler'' | Fırat Işıkgil
5 Mayıs 2020

Nuri İyem '' Babaya İyi Geceler'' | Fırat Işıkgil
Nuri İyem, 1915-2005 yılları arasında yaşamış,Anadolu halkının günlük yaşantılarından yaptığı gözlemleri resimlerine aktararak, sanat hayatı boyunca ağırlıklı olarak toplumsal-gerçekçi eserler vermiş bir türk ressamdır. Osman Hamdi Bey öncülüğünde 1883 yılında kurulan Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1940 yılında birincilikle mezun olmuştur. 
Kendine has bir üslubu olanİyem’e göre çağdaşlık, yeni akımlara uymak değildir. İyem ulus tarafından sahip çıkılmayan ve yaşama giremeyen yapıtların sanat ürünü olduğunu kabul etmez. Bunun için halkın yaşantısından kesitler sunan konuları, karmaşık imgeler ve kapalı bir anlatımdan ziyade onların anlayabileceği basitlikteişlemeyi tercih etmiştir. Yine de onun resimleri, verilmek istenen duygunun yalın bir dille dolaysız olarak aktarılması, derinlik ve üçüncü boyut kullanımının dışavurumcu sebeplerden öte gitmemesi ve doğal renk kullanımının dışına çıkılması yönleriyle ekspresyonistdir diyebiliriz.Tarlalarda çalışan ya da göç eden halk, sevdalı köylü gençler, ve özellikle Anadolu kadını portreleri ile sanatının zirvesine çıkmıştır. Sanatçının 1977 yılında duralit üzerine yağlı-boya kullanarak yaptığı ‘Babaya İyi Geceler’ tablosu onun Anadolu ev yaşantısını anlattığı eserlerindendir.

Ressam, mutlu aile tablosunu oluşturan baba, anne ve çocuğu tam karşıdan gösteriyor bize. Anne bizim bakışımıza göre resmin sol tarafında, baba sağ tarafında. Babasına ‘iyi geceler’ diyen çocuk ise annesinin kollarından babasına doğru uzanmış. Baba çocuğun elini tutmuş ve başını onun yanağına doğru eğmiş. Odadaki eşyaların tümü, baba ile birlikte resminsağ tarafında.İyem anneyi ayakta çizerek resmin baba tarafındaki yoğunluk ile anne tarafını dengelemiş. Neşe kaynakları sevimli çocuk resmin iki tarafını birbirine bağlan bir köprü gibi. Bu üç figürün armonisi onları adeta tek bir vücut gibi gösteriyor ve sağlam bir ailenin dayanışması savına katkı yapıyor. Odadaki eşyalar sırasıyla, babanın başının üzerindeki tablo, oturduğu sandalye, beşik, yemek masası, üzeri örtülü masa ve masanın üzerindeki saksı çiçeği. Örtülü masanın çok az bir bölümünün resmin içinde olması ve yemek masasının da tamamının resmin içine sığdırılmamış olması kompozisyonu süreklendirerek odanın görünmeyen kısmına taşıyor. Babanın üzerindeki tabloda bulunan evlerde ışık yanması ve dolunay olması oradaki zamanın gece olduğunu düşündürüyor, ve ‘Babaya İyi Geceler’ tablosundaki zaman algısına katkı yapıyor.

Resimdeki konu, babasına iyi geceler diyen bir çocuk olduğundan ressam, tabloya ilk bakıldığında babanın yüzünün çocuğun yüzüne yaklaştığı ve ellerinin birleştiği yerin görülmesini istemiş.Bundan yola çıkarak, birleşen ellerinin üzerini açık renge boyayarak ön plana çıkarmış. Ayrıca babanın başının arkaya doğru eğilmiş olması figüratif resmin en hareketli bölümünü oluşturuyor. Bu detay da izleyicinin dikkatini baba ile çocuğa yöneltiyor. Babayı ön plana çıkartan bir diğer unsur ise baba-anne-bebek armonisinde babanın görece daha koyu tonlarla çizilmiş olması. Önündeki yiyeceklere baktığımızda baba henüz yemeğini bitirmemiş. Dikkatle incelendiğinde ekmek haricinde diğer yiyeceklerin ne olduğunu anlamıyoruz. Bu bağlamda ekmek, Anadolu evlerinin geçimini sağlayan baba ile özdeşleşmiş bir simge olarak ressamın renk betimlemesi yolu ile ön plana çıkardığı bir figür.

Nuri İyem’in eserlerinde insansız diyebileceklerimizin sayısı çok azdır. Resimlerindeki insan faktörü diğer unsurlara göre daha ön planda, hacimce daha büyük ve diğer nesnelere göre izleyiciye daha yakındır. Konumuz olan tablosu bu yönüyle onun resim anlayışına uygun. Diğer taraftan onun Anadolu ev yaşantısını resmettiği tablolarında genel olarak bakışların tıpkı ‘Babaya İyi Geceler’ tablosunda olduğu gibi resmin içindeki bir noktaya yönelik olduğunu görüyoruz. 1987 yılında yaptığı enteriyör resimleri de bunlara örnektir.
Babanın başının üstündeki resim, içeri yönelen bakışlarla kapanmış olan tabloyu dış dünyaya açan bir geçit gibi. Sanatçının enteriyörlerinin bir kısmında ve göç temalı eserlerinde de farklı figürlerin geçit görevini yaptığını görüyoruz.İyem genellikle resimlerindeki ana figürü bizim bakış açımıza göre sağ tarafa konumlandırır ve resimde ağırlık teşkil eden nesneler alt taraftadır. Bu resimde de baba sağ tarafta. Ve önündeki yemek masası resmin altında.

Sanatçının resimleri bir evin içini tasvir ediyor olsalar bile Anadolu ile olan bağlarını koparmamıştır. Eserlerinde, dekor unsurları kompozisyonu desteklemekten öte gitmez. Doğa ve insanı resmettiği eserlerinde ise insanlar adeta resimlerinin diğer kısımlarını doldurmakta olan doğanın birer parçası gibidir. Bu özdeşliği meydana getirirken armoniyi başarı ile kullanır. Onun duralitelerini ya da tuvallerini insanımızın ruhunu yansıtan ikonlaşmış aynalar olarak düşünebiliriz. Bu bağlamda İyem’in resimleri zamandışıdır ve Anadolu insanının kültürel ortak paydasını, nesilden nesile aktarılan dirimsel özünü ve dirayetinitemsil eder. Asırlardır yerinde dimdik duran dağlar gibi gücünü doğanın kendisiden alan heykel gibi sert ve sımsıkı eserlerdir.

Sanatçı, resimlerinin genelinde olduğu gibi ‘Babaya İyi Geceler’ tablosunda da ışık-gölge ve renk yöntemiyle ifade biçimini kullanmamış. Onun için bir desen ustası diyebiliriz. Bu bağlamda resimdeki figürler net çizgilerle belirlenmiş. Ayrıca resme yakından ve dikkatli baktığımızda fırça darbelerinin kimi yerlerde farklı yönlerde vurulduğunu görüyoruz. Resmin eksi kısımlarında bunu görmek daha kolay. Bu da Nuri İyem’in eserlerine ait bir diğer özellik.

Dikkatimizi anneye yöneltecek olursak, İyem’in Anadolu kadını portrelerindeki özellikleri taşıdığını görüyoruz. Güçlü çenesi ve biçimli burnu yüze heykelimsi ifadeyi veriyor. Gözleri ise, sanatçının kadın portrelerinde olduğu gibi izleyiciye sıkılmış bir çift kara tabanca kurşunu gibi delip geçmiyor. Böyle olmasının sebebi tablonun evin babasını anlatan bir tablo olması ve hiçbir figürün baba figürünün önüne geçmemesi gerekliliği. Ancak yine de bu kapalı gözler temsil ettiği yörenin, kadın duruşunda gizli yoğun vakur ifadenin seyirciye geçmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu bağlamda baba figürü tablonun şefkatsimgesi iken. Ayakta duran anne, adeta tabloyu ayakta tutan taşıyıcı bir kolon gibi ve ailedeki dirayetli kadını temsil ediyor.
 
Kaynaklar:
  1. Elif Günay, “Nuri İyem ve Neşet Günal’ın Türk Resim Sanatı’ndaki Yeri” (yüksek lisans tezi, 2011)
  2. http://www.nuriiyem.com
  3. http://www.leblebitozu.com/anadolu-kadin-portreleriyle-taninan-nuri-iyemin-16-eseri/