Yazı-Yorum

Masal - Ressam: Serkan Küçüközcü | Fırat Işıkgil
5 Mayıs 2020

Masal  - Ressam: Serkan Küçüközcü | Fırat Işıkgil
Serkan Küçüközcü başarılı çağdaş ressamlarımızdan biri. “Masal” isimli eseri tuval üzerine akrilik boya kullanarak yapılmış. Eserdeki kompozisyonu nesne ve mekân olarak ikiye ayırabiliriz. Nesneler canlı renklerle ifade edilmiş olan üç adet lolipop şekeri ve bir zürafa. Şekerlerden biri bize çok yakın ve sanatçının birçok resminde görülebileceğimiz devasa ebada sahip. Diğer iki şeker ise perspektifin etkisi ile daha küçük ama onların ifadesi de tıpkı büyük şeker gibi irrasyonel. Büyük lolipopun yanındaki zürafa da yine devasa ebatta çizilmiş. Mekân ise nesnelerin aksine canlı renklerle ifade edilmemiş. Hatta gökyüzünün rengi cansız. Zürafa ve şekerlerin olduğu uzamdan tamamen farklı bir uzammış izlenimi veriyor. Kış mevsimi, yerler karla kaplı. Ancak dikkatle baktığımızda hem arazideki ağaçların hem zürafanın hem de dev lolipop şekerinin, resme izleyiciye göre sağdan vuran ışıkla oluşmuş aynı yönlü yumuşak gölgeleri olduğunu görüyoruz. Sanatçının resimlerindeki bu gölge detayı orantısız olan nesne vemekânları birleştiren unsur olarak dikkat çeker.
Sanatçının resimleri figüratif olması yönüyle klasik yaklaşımlı gibi görülse bile içerdiği mesaj yönüyle kavramsaldır ve çağdaş çizgidedir. İşte bu yüzden çağdaş sanatın fonksiyonel olma özelliğinden ve özgür oluşundan sonuna kadar yararlanır Küçüközcü. Kompozisyonu oluşturan unsurları nesnel ve soyutlamacılıktan uzak bir biçimde ifade eder.Kompozisyonların alt metinleri ise izleyici için uçsuz bucaksız bir öznelliğin kapılarını açar aynı zamanda. Bir röportajında resimleri için şu ifadeleri kullanır. “Benim hayalimin duvarlarda asılı olması ve insanların bunu beğenmesi beni çok mutlu ediyor.” Buna göre sanatçı yapıtlarındaki kompozisyonun içeriğini kendi hayal gücünün sınırsızlığı ile açıklar ve anlatıya olan özgürlükçü yaklaşımını açıkça ifade eder.

Uçsuz bucaksız terimi onun resimlerindeki gotik atmosfer için de kullanılabilir. Resimleri gotik anlatımın ‘tekinsizlik’ unsurundan beslenir. Kompozisyon hareketsizdir, terk edilmiştir ve bu yüzden ıssızdır. ‘Sessizlik paletin üzerinde nasıl ifade edilir?’ sorusunun cevabıdır kimi zaman.
İnsan öleceğini bilen bir varlıktır. Bu düşünce onu rahatsız eder ve uzaklaşmak için sosyalleşir, daha özel ilişkiler kurar. Dostluklar, sevgililik, aile… Paylaşmanın ve diğer insanlarla etkin duygusal iletişim kurmanın bizi rahatlatmasının sebebi kendi kendimize kalmayıp ölüm fikrinden uzaklaşmamızı sağlamalarıdır. Doğduğumuz yani en çaresiz olduğumuz andan itibaren başlar bu his. Sonsuz uzay boşluğunda hayatta kalmak için ailemizin desteğini almaya muhtacızdır. Zamanla bedensel olarak kendi başımızın çaresine bakacak seviyelere gelsek bile yalnızlıktan bir yönüyle hep çekiniriz. Bu duyguya ilaveten özdeşleşme ihtiyacımız da ortaya çıkar. İnsan doğuştan eksik olduğunu hisseden bir varlıktır. Bu eksiklik özdeşleşme ihtiyacını doğurur. Eksikliğin çok fazla hissedildiği durumlar kişilik bozukluğu seviyesinde iken az hissedildiği durum sosyal ilişkiler kurmanın gerek koşulu olarak ortaya çıkar. Yalnız kalmaktan duyduğumuz korku gotik anlatımlardaki ıssızlığın ve izole olmuşluğun bize verdiği korku ile benzeşir. Küçüközcü’nün canlı renklerinin arkasındaki tekinsizlik hissinin kaynağı budur. Figürlerin sonsuz boşlukta kaybolmuş olduğu hissi.

Sanatçının kimi eserleri Bertolt Brecht’in ‘Madem İyisin’ isimli şiirini anımsatır. Küçüközcü’nün resmin odağında bulunan yapayalnız veren gârenk imgeleri bu şiirde olduğu gibi kendi gösterişli mezarlarına gömülenlerin ifadesidir bir başka bakış açısıyla. Dev nesne kimi zaman bir zürafa kimi zaman bir şeker imgesi olsa da hep insana atıftır. Çünkü kendimizden yola çıkmadan birçok şeyi anlamlandıramayız. Tuvale resim yapmak kadar o resmi görmek de bir yorumdur ve kendi ruhumuzdan bir parça ilave etmeden o yorumu oluşturamayız. Brecht’in güzel şiiri “Anladık iyisin / Ama neye yarıyor iyiliğin” dizeleri ile başlar. Sahip olduğumuz şeyler ne kadar güzel olurlarsa olsunlar paylaşmadan hiçbir anlamı olmadığını vurgular bir başka deyişle.

Kompozisyonlarda sürrealist bir biçimcilik vardır. Yani herhangi bir nesnenin olması gerekenden çok büyük ya da çok küçük ifade edilmesi. Bu orantısızlık Küçüközcü’nün ebatlar üzerinden tezatı oluşturup bu tezat üzerinden vereceği mesajı güçlendirir. En önemli tezatlıklardan biri de renkler üzerinden verilendir. Mekân kimi zaman cansız renklerle ifade edilirken, kompozisyonun nesnesi yani o kocaman renkli imge alabildiğine canlı bir renk çeşitliliği ifade eder. “Masal” isimli resimde dev lolipop şekerleri ve zürafa bu şekilde ifade edilmiştir.

Milattan önceki dönemlere dayanan Tao felsefesindeki anlayışlardan birine göre varlıklar ancak karşıtları ile var olabilirler. Aynı zamanda bu zıtlıklar birbirleri ile mutlak bir bütünlük içindedir. Bu bir yönüyle asimetridir. Söz konusu asimetri ile bütünü oluşturmanın en şiddetli ve etkili yöntemlerinden biri de onları çarpıştırmak sureti ile yok etmek ve dikkati yine bütüne çekmektir. Bu bağlamda Küçüközcü’nün resimlerinde izole olmuş dev imge, arka planını oluşturan solgun ya da görece daha küçük uzamla çarpışır ve uzak doğu felsefesindeki var olma yönetiminin birer öznesi olarak zihnimizde şiddetle yankılanır, yani bir anlamda var olur. İşte bu başlangıç noktasıdır renkli imgenin izole olmuşluğunu derinden duyumsadığımız an. Bu durumu onun resimlerindeki biçimsel bir alt-asimetri olarak da isimlendirebiliriz. Başlangıçta boş olan tuvali, yine aynı felsefedeki “hiç” kavramı ile özdeşleştirebiliriz. Sözünü ettiğimiz tuval yüzeyini Picasso da kendini var etme zemini olarak görür. Bir anlamda o da boş tuvali bir “hiç” alan olarak değerlendirir diyebiliriz. Küçüközcü’nün resimlerinde yazımın sonunda ifade etmeye çalışacağım üst-asimetri ise yine alt-asimetri gibi eserin bütünlüğünü perçinler ancak çok daha özgündür ve derindedir.
Onun resimlerinde canlı renklerle oluşturulan devasa nesnelerin iki ana fonksiyonundan bahsedilebilir. Birincisi ressamın o güzel yeteneği ile oluşturduğu form estetiği. Akrilik boya ile yaptığı ince, derviş sabrı gerektiren işçilik. Renklerin çocuksu bir bakışla ve duru bir duyuşla, dolaysız, dümdüz kullanımı. Küçüközcü’nün bu ince işçiliği elbette ki resimlerinin ikna ediciliğini arttırır… Ancak nesnelerin arasındaki ebat farkı tarafından oluşturulan tezatlığın postmodernizme yaptığı gönderme eserin estetik yönünü çok daha belirgin biçimde güçlendirir ve sözünü ettiğimiz fonksiyonların ikincisi olarak ortaya çıkar. Buna göre rengi ve boyutuyla izole olmuş nesne yaşadığımız çağda meydana gelen özneler arası etkileşimsizliğe atıf yapar ve izleyiciye çağdaş bir mesaj verir. Sözünü ettiğimiz bu ikinci ana fonksiyon, tekniğinden hatta estetik değerinden ziyade renkli nesnenin toplumdaki yalnızlaşmaya atıf yapan imgeselliğidir. Ya da estetiğin daha tinsel olanı; sözden uzak hatta söz-üstü olanı. Bundan yaklaşık iki bin beş yüz sene önce yaşamış Uzak doğulu filozof Lao Tse nin “Yol ve Erdem Kitabı” (Tao Te Ching) in ilk meselinde geçen bir mısra gibi: “Söyleyebildiğin söz asıl söz değil.”

Resim sanatı iki boyutlu çerçevenin içinde bir evren yaratmaktır. Kimilerine göre bu bir Gerçeklerden Kaçış evrenidir. İranlı filozof Ali Şeriati insanı tanımlarken “Ütopist” tabirini kullanmıştır. Yani mükemmeli yapan ve arayan… Özellikle modern sanatı bu arayışın aracı olarak görür filozof. Küçüközcü’nün resimleri kavramsal yönüyle postmodern gerçekliğe yani yalnızlaşmaya atıf yapsalar da, rengârenk tuvallerindeki biçem gerçekliğin katlanılmazlığına alternatif sunan ütopik mükemmelliği yansıtır. Bir yüzü gerçekliğe bir yüzü ütopyaya dönük olan bu bakışımsızlık onun eserlerinde kadim öğretilerin de işaret ettiği mutlak bütünü ihtiva eden üst-asimetriyi oluşturur.
 
            Kaynaklar:   
  1. Yrd. Doç. Dr. Nazan Düz, Öğretim Görevlisi Doktor Ekin Boztaş, “Sanatta Denge Unsurunun Sanat Yapıtına Kazandırdığı Estetik Değerler” (Akademik Bakış Dergisi, Sayı 39, Kasım-Aralık 2013)
  2. Ömer Tulgan, “Tao Te Ching / Yol ve Erdem Kitabı, Söz ve Can Kitabı Türkçesi ve Yorumu” (İstanbul: Yol Yayıncılık, 1994)
  3. Cemal Türkel, “Bilinç” (İstanbul, Cinus Yayınları, 2019)
  4. https://www.youtube.com/results?search_query=serkan+k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%C3%B6zc%C3%BC (Sanatçının Youtube’da yer alan röportajı)