Yazı-Yorum

Yaz'ı Beklerken Yazmak | Tanju Sarı
17 Mayıs 2020

Yaz'ı Beklerken Yazmak | Tanju Sarı
Türkçede ardı ardına gelen farklı anlamlara ama eş seslere sahip kelimeler bazen benliğimde öylece asılı kalır. Yaz hakkında yazmak gibi. Yaz’ı yazsak desem Yaz ve yazma eylemi peşisıra hem bir ikiz gibi benzer hem de farklı anlamlarla parlar.
Önümüzdeki Yaz için bir şeyler yazmaya çalışırken Türkçenin bu hoşluğunu paylaşmak istedim. Dil sürprizlerle dolu bir kutu.
Aslında bu benzerlik basit bir tekrar değil, çocukların aralarında bir iki saniye tekrarladıkları tekerlemeler gibiminik dilsel bir oyundur; dostlukla paylaşılan bir kum havuzunun başında...Onlar sürekli tekrar ederken dili bir süzgeçten geçirip her bir halini bir oyuncak gibi eğip bükerler keyifle ,özgürce. Öğrenmek bilinmez bir oyuncağı çözmeye benzemeli. Bir çocuk kelimeleri kum kalelerini inşa eder gibi yükseltir, yıkar yeniden yapar.
 
Bütün bunlar bir yana çok az zaman sonra iliklerimize kadar inecek olan Yaz güneşi dünyada olan bitenlerden habersiz kendini sarı sıcak ısıtmaya başladı bile.  Ama bu Yaz için bir şeyler yazmak şu anki sızılardan bahsetmeyi de gerektiriyor, bu bir borç bence...
Ekinoks artık kalemin konuşması için devinecek, çünkü kaybedilen bir çok şey oldu hem bedensel, hem duygusal hem de sosyal alanlarımızın olması gerek uzaklığında.
Daha açıldık birbirimizden, çevremizden, yakınlarımızdan. Ufak bir öksürükle ama sanki hiç bitmeyen bir hıçkırıkla boğaza ve ciğerlere yapışan o kelepçeyle, sonra bazıları apar topar kaybolup gittiler sessizce yanaşan ambulanslarla.
 
Bütün bunları yazmak gerekir mi ?
Yoksa artık yaşam yazmanın ritminden daha hızlı gidiyorda sömürüp cümleleri küçük ekranlara yansıtarak yada anlamadığımızda iki parmakla açarak kelimeleri, onları daha da büyüterek, mesajlarda savruk ama karşı taraf nasılsa anlar diyerek...
Hızla estiriyoruz  ‘Üç yüz tane mesaj var okunmamış, amma biriktiriyor bu grupta...’ diyerek
Öyle masanın başına geçip de özene bezene kelimelerle, cümlelerle yüzyüze kalsak sanki daha bir ağırlaşacak gerçekler, işte bu yüzden korkarız, belki haklı bir nedenle?Yazmak ciddi bir iş, kasvetli bir biz çıkıyor çoğunlukla pandora’nın kutusundan...
 
Öyle ya da böyle yaşam ırmağı nasılsa akıyor, artık vakti iki türlü realiteyle dolduruyoruz; akşam üstü rakamları, istatistiklerdeki ölüler, diğeri instagram’da canlı müzik, canlı ama dörtgen camlar ardındaki yüzlerle.
 
Yazmak başka bir diyarın romantik esrikliği başlı başına, düşününce...
 
Ama her haliyle Yaz için dökülecek bir iki düşüncenin kağıtta yer bulacağını umut etmek bir anlamda eskinin o uzak eskinin, yeni normale hapsolmadan önceki yaşamın bizden beklediği bir şey.
Şimdi düşünerek şimdi kulağımızı her şeye kapayarak, aslında biz böyleydik böyle yaşadık nefes aldık ve el ele yaşadık değer verdiklerimizle demek, en azında yaklaşmakta olan Yaz için bir yeni başlangıç yaratmak olacak.
 
Bir mevsim insandan ne bekler?
Kuşlardan ağaçlardan ve özenle çalışan arılardan ne bekliyorsa onu.
Bir gelişimin parçası olunca bir takım hallerimizle diğer doğal yaşamlardan farklı yada ayrıcalıklı olmuyoruz aslında.
Hala kitleler halinde ölürken ve buna çare bulamazken teknolojiyle övünmek züğürt tesellisi gibi geliyor.
Basit bir bedenimiz var ama saygıyı hak ediyor,sağlık ve mutluluktan sıklıkla sürgün edilse de direnebiliyor.
Kanıksamak için daha çok yeniyiz ,billur bir gerçek başımızın üzerinde askıda; yanıt alamıyor bazen dualar, ama hiç duymadığımız kuşlar ötüyor betonlar arasında, mazot değil ilerdeki denizin kokusu ulaşıyor sabahları, gökyüzünün mavisi sis pus arasında donuk değil.
Renkler sanki tüplerinden palete ilk sıkıldıkları saflıkta...
Demek ki sert bir darbe gerekiyormuş doğayla buluşmak için,kara maskeler gerekiyormuş kendi yarattığımız felaketten uzak kalmak için...
 
Yaz bedene en çok hükmeden mevsimdir kanımca.
Dolgun bir göğüsten akan süt gibi ışın akar kumsallara, denize... Ve sıcakta bir nüvesi var umudun onu yazarak büyütmek istemek belki çok küçük bir eylem ama belleği kodlayan eylemlerden biri de yazmaktır. Bir Hıdırellez niyeti gibi doğaya salarak en güzelinden ağaç dallarına denizin dalgasına. Yazmakla buluşunca varlık bütünleşmek için hep en güzeli en doğalı seçmeyi yeğliyor. Abartıdan uzak sadece bize ait cümlelerin kağıdın üzerinde yol almasından daha açık seçik bir güzellik olabilir mi ve önümüzdeki Yaz için yazdığımızdaçok özel olmalı cümleler. Başka Yazların ötesinde bir şeylerle buluşmalı, daha olgun daha görmüş geçirmiş ve gelecek için bambaşka bir yol alış heyecanıyla dolu...