| Yazan :
Bahar vaktidir memlekette. Çiçekler açıyor dallarda. Kuşlar yuvalarını kurarken rengarenk sesleriyle ayrı bir hava katıyorlar doğanın sesine. Uzaktan dere, esmekte olan rüzgar eşlik ediyorlar kuşlara. Orkestra edasıyla konuşuyor bugün benimle.
Aynı vakit, ayrılık için çalıyor kapımı. Uzaklara gidiyorum nereye olduğunu bilmeden. Tanımadığım bir kapıyı çalıyorum ilk önce. Buyur ediyor içeri, bir soluk izin isteyip içeri giriyorum.
Ardımda bıraktıklarım canlanıyor birbir aklımda. Gözlerime doluşup, yaş olup akıyorlar ve yanaklarımdan süzülüyorlar hatıralarım. Birden ufak sızıdır hissettiğim. Kalbim esir almaktadır ruhumu. Şu şarkıyı mırıldar ruhum ve eşlik etmektedir etrafıma baktığımda gördüklerim.
“Son gün geldim kapınıza
Alır mısın beni içeri?
Buyur edip bir soluk izin ver
Birazdan dönerim geri
Yolum uzak diyardadır
Evim sonsuz mekandadır
Yarim sevdama iyi bak
Gönlüm senin yanındadır
Sende bir gün özler isen
Olur ya göreyim dersen
Gelir alırım seni de yanıma
Gideriz sevgi diyarına
Orada yaşayıp yüzyıllarca
Döneriz belki şu dünyaya”(bkz.1)
O zaman farkına vardım gönlümün geride kaldığının. Sevdama iyi bakmasını istiyordum yarimden. “Eğer” diyordu yüreğim bana isyan ederek. “Eğer görmek istersen senide alırım yanıma” cümlesi aklımı çelerken büyük bir savaşın içinde hissettim o an kendimi.
Farklı bir diyara göçetmişti bedenim. Bundandır ” Orada yaşayıp yüzyıllarca ” demesi şarkının anlamaya başladım. Yap-boz`un parçalarını birleştiriyorum yavaş yavaş. Fotoğraf gözümde canlanmaya başladı.
Derken bir sesle irkildim hafiften. Misafir olduğum ama tanımadığım sesti bu. Uyandırdı beni uykumdan göremeden yap-boz un sonunu.
[(bkz.1 = Gülay - Ölüm Türküsü) Alıntıdır]