| Yazan :
Yoksa kendinize bir bakın, başkalarının hayatında ne kadar yer ettiğinizi, sizi hatırlayanlarda ne denli bir duygu bıraktığınızı, sevginin müspet veya menfi etkileşimini, gönül kazanma becerinizi, ”kalp kırmanın kabeyi yıkmakla” eşdeğer tutup tutmadığınız, yüreğinizde kötülüğe dair bir şeylerin var olup olmadığını kontrol edin! ”Hayat insana her zaman gülmüyor”.
Bazen kara bulutlar dolaşır üzerimizde, umutların bittiğini sandığımız anlarda anlamsız karamsarlıklar kaplar yüreğinizi, neden olduğunu bilmezsiniz, ya da nedeni aşikârdır. Belli veya belirsiz bir sebebi vardır hüznünüzün, ama etkisi aynıdır somurtmaya başlarsınız. Hiçbir şey açmaz sizi, çareler üretmeye koyulursunuz, ” Sinemaya mı gitmeli, ya da sahilde mi dolaşmalı, yok yok akşama fasıllı bir yemek yemeliyim, aa tek başıma da olmaz ki der içinizdeki aradığınız duygu! Tiyatroya mı gitsem acaba; yok, olmuyor, yalnız çekilmiyor hiçbir şey, ama canım kimseyle de konuşmak istemiyor”. Bu tarz monologlardan sonra ne yapsanız kabullendiremezsiniz kendinize. Sonra kararsız kalırsınız tek başınıza. Aniden, sevinçle bezenmiş bir heyecan kaplar yüreğinizi ‘o’nu hatırlamışsınızdır çünkü ‘onu’ arasam, ya çok iyi olur, muhakkak gelir diyerek heyecanınızı mutluluk belirtileriyle dışa yansıtırsınız, ‘o’ kederinizi dinleyen, hüznünüze ortak olan, gülümsemesiyle sizi mutlu eden, sadece var olduğun için olsa dahi şükredersiniz, iyiki var allahım diye dualar edersiniz. Gecenin bir vaktinde de olsa çekinmeden arayabildiğiniz nadidelerinizdendir çünkü.
Çevrenizde böyleleri varsa kendinizi şanslı hissetmelisiniz ve ayrıcalıklı. Dostluklar, arkadaşlıklar ve bütün iyi ilişkiler önemlidir bu yüzden. Kolayca elde edilebilecek kazanımlar değildir. İşte bu yüzden çok kıymetlidirler. Değerleri iyi bilinmeli kaybedilmemeli, yoksa bile sahip olmak için çaba sarf edilmeli.
Düşünsenize! Güzelliklerin bittiği bir zamanda, size yakın olan, yüreğinizin bir yanını verdiğiniz ismini söylerken bile mutluluğunuzu gülümsemenizi saklayamadığınız ve hatırladığınızda onunla yaşadığınız anları hayal ettiğiniz, dürüst ve samimi olduğu için hatıralarıyla düşündüğünüz, yokluğunda, varlığınızı anlamsız saydığınız biri gelir aklınıza. Hadi canım sende! Artık kimseye güvenilmez bu zamanda boşa söylenmemiştir. Çünkü bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır vefakâr dostların sayısı. Vefa artık bir semt adı dediklerinde, göğsünüzü kabartarak atılsanız ve varlığından onur duyduğunuz gönüldeşinizin, dostunuzun olduğunu söyleseniz, hatta sayesinde onun gibi temiz yürekli insanlarla tanıştığınızı ve gönül insanlarının hiç bitmeyeceğinden emin olduğunuzu bütün coşkunuzla söyleseniz hoş olmaz mı sizce.
Hadi şimdi bir düşünün, etrafınıza bakın sahi çevrenizde bir elin parmaklarını geçecek kadar dostunuz yok mu? Vardır! Artık size düşen kıymet bilmektir, değer vermektir, onu veya onları kaybetmemek için elinizden geleni yapmaktır. Yoksa bile en kısa zamanda edinin. Gülüşünüzü ve gözyaşlarınızı paylaştığınız biri ya da birileri olsun etrafınızda. Hayat ”paylaşmakla” güzeldir. ”paylaşıldıkça artan tek şey sevgidir”
Ne dersiniz.
Dostunuz ya da dostlarınız olsa, sevseniz onları, yalnız kalmasanız hiç. Sevginiz artsa hep, sonra sevgi yine sevgi yine sevgi olsa. Daha ne olsun, paylaşmaya değmez mi?