Yazi-Yorum Nokta Net

Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini

Memleket

Karadeniz 

 

    

Emirgan’dan gökyüzüne bakıyorum ve dalıyorum senin özleminle ufka. Yağan yağmurla ıslanan toprağın kokusunda arıyorum seni. Bazen bir bardak çayın deminde buluyorum seni, bazen yaprağın yeşilinde.

 

Aslında bu şehirde yaşayamasam da seni, yaşıyorum hep özlemini. Nereye baksam beton yığınları karşıma çıkıyor bu şehirde. Bacalardan çıkan dumanla sis kaplıyor şehri ve ben seni düşünüyorum bu karanlık sis altında. Arabaların gürültüsü, büyük şehir olmanın kargaşası içersinde bende kendimi bir kargaşada buluyorum çoğu zaman. Oturuyorum. Seni yaşamak için ufacık bir yeşillik gören bir noktada ve garsona sesleniyorum.

 

—Garson! bana bir çay getir demli, memleket kokulu”

 

Bir yudum çekiyorum sonra, gökyüzünün yaşlarıyla ıslanarak, toprağında yetişen çayımdan. Tekrar maviyle yeşilin tutkuyla seviştiği sana uzanıyorum, derin düşüncelerle. Sonrasında derinden bir offf çekerek bir yudum daha içiyorum çayımdan.

 

Bu şehirde, bu şekilde yaşıyorum hasretini. Boğaza doğru geçiyorum ve denize doğru uzatıyorum bakışlarımı. Ama göremiyorum senin hırçın, asi, yırtıcı dalgalarını. Burada sana dair göremediğim o kadar çok şey var ki, bu yüzdendir seni yaşayamamam,.

 

Ya işte böyle güzel memleketim. Benim sensiz geçen her günüm özlem ve hüzün dolu. Dere sesini, temiz havasını, hırçın dalgalarını, toprağının kokusunu her anımda özlemekle geçirdiğim, sevdaların türkülerle anlatıldığı, güzellikleriyle güzelden güzel Karadeniz.

 

Bu yazı bugün (0) defa, toplamda ise (114) defa Okunmustur.

     Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu!..

1 Mayıs 2008 - 23:06 | Yazan : EMPULA |

“Memleket” Yazısı için 7 Yorum Yapılmış

  1. eline sağlık empula…memleket hasreti çeken biri olarak her ne kadar benim memleketimi anlatmamış olsanda bu yazıda yinede kendi memleketimi okudum,özlemle…

  2. Karadenizi görmek ayrı bir güzelliktir; karadenizli olmak dahada ayrı bir güzelliktir.Birbirlerine kenetlenircesine dost canlısı insanı ile yarışır adeta yine birbirlerine kenetlenen ormanları.

  3. Anlatılmaz sevdası kelimelerle. Sığmaz satırlara tanıtmak istesen. Alabildiğine karanlık, ama içindekilerle bir o kadar parlak. Parlak ama güneşten daha fazla. Ne nefesler verilmiştir onun adı, ona kavuşamamanın acısıyla.
    Derdim var demeden, akan derelerin getirdiği dertleri yüklemiştir sırtına. İsyan edince hırçınlığı yansır dalgalarına. Kapısını hiç kapamamıştır, kah barundırdığı balıklara, kah balıkla doyan karınlara.
    Bir yaşam tarzıdır Karadeniz bizim için. Aşığızdır biz yeşile, yeşil de ona.
    Eline yüreğine sağlık Empula.

  4. hımmm…bende ayrı kalsam özlermiyim acaba memleketimi diye düşündüm bir an….EMPULA ne güzel özlemek..ne güzel özlemi böylesine güzel dile getirmek……

    sevgiler…..

  5. Teşekkür ederim herkese yorumlarından ötürü. Ama bu yazının en büyük özelliği. Özlemini çektiğim memlekette yazmış olmam, bu yazıyı. Bunada benim yorumum, “yaşarken özlemek”

  6. Sevgili EMPULA, uzakta yaşamak zorunda olanlara bir nefes memleket havası göndermişsin yazında eline sağlık, senin de dediğin gibi memleketini yaşarken özleyenlerdeniz…

    Çamurun kirletmez beni, yağmurun ıslatmaz
    Yokuşun yormaz beni, dikenin batmaz
    Toprağımsın, yurdumsun, yuvam, evim;
    Yaşarken hasretimsin canım memleketim…

    Yazına yorum yapmak isterken dökülüverdi bu dizeler klavyemden, her ne kadar ilkokul müsamere şiiri tadında bile olsa :)

  7. Memleketten uzak olmak…

    Sevdiklerinden uzak kalmak…

    Yalnız olmak… Kalabalığın içinde yapayalnız kalmak…

    Kalabalıktasın ama yalnızsın. Düşersin yollara, onlarca insan senden bihaber gider işlerine ya da bir arkadaşının yanına. Herkes bir koşuşturma halinde. Kimisi İzmir’li, kimisi Karadeniz’li…

    Ne büyük hikâyeleri vardır aslında. Ama senin hikâyen basit gelir onlara. Onların hikâyesi de sana… Hâlbuki dünyanın merkezi sensindir. Onlarsa bir figüran… Herkese göre de sensindir onlar için bir figüran.

    Oturursun köşene, bakarsın divaneler gibi dolaşan insanlara. Gülücükler saçan insanlar görürsün yüreğinde yaraları olan veya yüreğinden yaralanmış insanlar görürsün içinde hep bir umut barındıran.

    Bir umut değil midir bizleri ayakta tutan? Hep bir beklenti içinde değil miyiz hayattan?

    Hayal kırıklığı değil midir bizleri umutlarımızdan uzaklaştıran?

    Peki, biz insanların neden umutları olur?

    Hayat, sevdiklerin ve yapmak istediklerinle doludur da ondan. Hep bir geçmiş özlemi arar insan. Onu bulmak için bir bir günlerini harcayan…

    Yaşadığın çocukluğu, oynadığın oyunları hatırlarsın bir an. Çocukluk arkadaşlarını, memleketinin toprağını, futbol maçları yaptığın ve kızları korkutup güldüğün günleri…

    Evin kokusu bile farklıdır her kokudan. Toprağın kokusu da öyledir. İşte düşünmezsin o zaman yalnız kalacağını. Sanki hep mutlu-mesut yaşayacakmışsın gibi gelir hayat.

    Ama olmaz. Hayat devam etikçe acımasızlık yüzünü göstermeye başlayacaktır. Hatta başlamıştır bile ama kabul etmek istemezsin.

    Devam eder hayat. Memleket memleket dolaşırsın ülkende, farklı farklı insanlar görürsün her bir şehirde. Görürsün hayatları farklıdır, düşünceleri farklıdır, yaşadıkları farklıdır. Sonra alışırsın oraya… Gidersin bir başka birinin memleketine. Ayrıldığın yer yeni memleketindir senin. Vardığın yerse, gelecekteki memleketin…

    Her bir şehirde yaşam bırakırsın. Ayrıldıktan sonra eski memleketini ararsın.

    Özlem duyarsın. Bir kez daha gidersin memleketin yaptığın şehirlere…

    Yalnız kaldığını hissedersin. Sanki o memleket senin değil. Sanki bambaşka insanlar sahiplenmiş senin topraklarını.

    Dersin o zaman işte: “Ayrılık olmazsa yeni bir hayat başlamaz” diye.

    Sahiplendiğin her şey, sevdiğin herkes seni bu farklı topraklarda ayakta tutar. Umudun olur, hayatın olur. Geçmişin geride kalmıştır. Ama dedim ya, bizler değil miyiz hep geçmişimizi yaşayan?

    Buluştuğun zaman insanlarla, sohbete başlarsın. Gelecekten on dakika konuşsan da geçmişine on saatini ayırırsın. Hep bir özlem hali yani…

    İnsan yalnız kaldığında değil, yalnız olduğunu hissettiği zaman hayalleri yıkılır. Geçmişiyle geleceğine bir köprü kuramayan insan umudunu yitirir. Gittiği yerleri memleketi görmediği zaman memleketsiz kalır insan.

    İşte asıl memleket özlemi budur. En azından benim için. Onca şehirlerde aşklarımı, hayatlarımı, ayak izlerimi, çocukluğumu bıraktığım şehirlerim var benim, hepsi geçmişte kalan.

    Yeni sahipleneceğim eşyalarım olacak, yeni memleketlerime gideceğim an gelecek. Belki Mardin, belki Karadeniz yeni memleketim olacak.

    Umudumu artıran, sevgilerimi çoğaltan…

    Hayaller kuracağım her zaman yıkılmasını istemediğim. Yalnız kalmamak için memleketim bileceğim gittiğim yerleri.

    İnsan sevmediği bir evde kalabilir mi, sevmediği bir insanla yaşayabilir mi, sevmediği bir şeyi sahiplenir mi? Umudu olur mu hiç insanın o zaman?

    Dedim ya, her bir memleketin kokusu farklı, her bir insanın sohbeti farklı. Bu farklılıkları kabul ettiği zaman mutlu olur insan.

    Dünü anayım derken, gününü kaybeden insan! Sonraki gününü bekleyip de, anını unutan insan! Memleketine gitmeyi isteyip de, yaşadığı şehirde yabancı gibi kalan insan!

    Umut senin içinde gizlidir. Geçmiş senin içinde. Memleket, sevgi senin içinde… Her şey sensin yani. Hayal kırıkları bile senin içinde…

    Yaşamak isteyip de yaşamayı başaramamış kaç kişi var? Her şeyi, her yeri sevip de yalnız kalan kaç kişi var? Söylesenize, nefes alıp da umudunu kaybetmiş kimler var?

    Umudun yalnızlıkla karışımı hayal kırıklığıdır. Umut her bir memlekettir. Söylesenize bana, memleketsiz kaç insan yaşar?

  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
  • Noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakılır.
  • ”gelcem, gitcem,” denmez ”geleceğim, gideceğim,” denir.
  • ”Herkez” denmez ”herkes” denir. | ”Yanlız” değil ”Yalnız” denir.
  • ”Bende” denmez, ”Ben de” denir. | ”Dahi” anlamındaki ”de” ayrı yazılır.
  •  ”Geldimi?” yazılmaz ”Geldi mi?” yazılır. |  ”v” yerine ”w” yazılmaz
  • Soru takıları ayrı yazılır. | ”OKmi?” değil, ”Tamam mı?” denir.
  • özel isimlerin, ilk harfleri büyük yazılır.
  • ”ki” eki, bağlaç ise ayrı, iyelik eki ise birleşik yazılır.
    Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi ile ve Turkche değil.

Yorumunuzu Yazın

Sitemizdeki yazıların başka sitelerde Kaynak Gösterilmek şartıyla yayınlanması serbesttir. Lütfen sitemizden aldığınız yazıların kaynağını gösteriniz.
Bu site Uğur ŞENDOĞAN (Galeni) Tarafından
"WordPress 2.5" üzerine "Andreas04 Tema" kullanılarak kurulmuştur.