Dinmeyen Sevda

Güzel bir bahar gecesinde başlamıştı çocuk ile kızın ilişkileri. Nereye varacağını bilmeden girmişlerdi sevdaya. Kim başlangıcında nereye varacağını biliyordu ki zaten. Güzel başlayan ilişkileri, aynı güzelliğini muhafaza ediyor ve gün geçtikçe hızla sıradanlıktan çıkıyor, güçlenip sevgi ve aşka bırakıyordu kendini. Çocuk iyice kapılmış ve geleceğe dair planlar yapmaya başlamıştı. Gelecekle ilgili umutlarını kıza da anlatıyor, kimi zaman beraberce umut ediyorlardı geleceklerini. Önceleri tek sorunun birbirlerine uzak şehirlerde yaşamalarının, olduğunu düşünen çocuk, asıl büyük sorundan habersiz, içinde oluşan derin sevgiyi her koşulda yaşıyor, yaşatmaya çalışıyordu.
Fakat dedim ya, asıl büyük sorun diye. Kızın aklından ve gönlünden silemediği eski (bitmeyen, bitiremediği) aşkı, onun bu ilişkiden alabileceği mutluluğu ve heyecanı engelliyordu. Çocuk, arada çıkan sebepsiz tartışmaları sevgisiyle bastırmaya çalışıyor, çoğu zaman mağlup düşüp “tamam”, “peki” ile sevdiğini kırmamak adına susuyordu. Çocuğun içindeki bu büyük sevgi öylesine kör etmişti ki. Kızın yazılarında bile unutamadığını anlattığı, eski (bitmeyen, bitiremediği) aşkını fark etmesini engelliyordu. Bekli de böyle olduğuna inanmak istemiyordu.
Kız nasıl biri olduğunu bilmediği biriyle başladığı bu ilişkide, çocuğun daha önce karşısına çıkanlardan farklı olduğunu her geçen gün daha bir fark ediyor, onun sevgi dolu ve iyi bir insan oluşundan dolayı onu seviyordu. Ama dedim ya. Sevgi dolu ve iyi bir insan oluşuydu ona bu sevgiyi kazandıran. Çocuğun kişiliğini seviyordu. İçindeki sönmemiş sevdası, âşık olmasını engelliyordu.
Kızda bu durumun farkında ve çocuğun her geçen gün gelecek için yorumları kızı içinden çıkılması zor bir durumda bırakmıştı. Bir tarafta kişiliği ve ona karşı olan büyük bir sevgiyle dolu çocuk, diğer tarafta ise ruhunun en derinlerinde, eski (bitmeyen, bitiremediği) sevdası. Kızın zor bir karar vermesi gerekiyordu. Ya karşılık veremediği ilişkisini bitirecek, ya da içinde söndüremediği sevdasını bitirecekti. Zaten bu ilişkiye başlamasının sebebi de ona acı veren sevdasını bitirmekti. Bunu denemiş ve zaten başaramamıştı.
Geriye tek seçenek olan ilişkisini bitirmek kalıyordu. Aslında bu kararı birazda karşısındaki değer verdiği çocuğu daha fazla üzmemek için almıştı. Üzmemek tabi ki mümkün değildi. Aldığı kararı söylediğinde çok acı vereceğini biliyordu. Ama buna daha fazla göz yumamaz, hem kendini, hem de çocuğu daha fazla kandıramazdı. Aldığı kararı uygulamaya geçirecekti ve bir bahaneyle kararını uyguladı. Kız hiç üzülünmeyecek bir gerekçe sunmasına rağmen saklamaya çalıştığı gözyaşlarının fark edilmesini engelleyemiyordu. Çocuk ise şokta ve gözyaşlarını saklamıyordu. Çocuk, kızın sunduğu gerekçeye bir türlü anlam veremiyor, bir çözümü olup olmadığını soruyordu. Sorularına bir cevap alamayan çocuk, sevdiğini yine kıramamış çaresiz onun istediği gibi olmasını kabullenmişti.
Çocuk için o gece sabah olmuyor, aklından türlü türlü düşünceler geçiyordu. Ayrılığı bir türlü kabullenemeyen çocuk sabah ezanıyla irkildi. Aklındaki türlü düşüncelerle savaşan çocuk, abdestini alarak zihnini boşalttı. Beynindeki uğultulara kulaklarını tıkadı ve sabah namazını kılmak üzere camiye gitti. Namazını kıldıktan sonra derin bir düşünceye dalan çocuk, bir karar vermişti. Sevdasını bir kez daha arayıp bitmemesi için yalvaracaktı. O gün son derece yorgun ve moralsiz olan çocuk, işyerinden izin alarak eve gitti. Eve vardığında kızı aradı. Suçu olmayan çocuk sanki kabahat işlemişçesine kıza yalvarıyor, son bir şans daha vermesi için haykırıyordu. Ama her şeye rağmen sonuç değişmiyordu. Çocuğun artık konuşacak takati kalmamıştı. Kıza mutlu olması dileklerini sunarak telefonu kapattı. Gözyaşlarına hâkim olamıyor, yalnız olduğu evinde tüm serbestliğiyle tutarsızca ağlıyordu. İyice içini döktükten sonra, gözyaşlarını sildi. Artık her şeyi kabullenmişti ve yapacak bir şey kalmadığını görüyordu.
Aradan tam iki yıl geçti;
Kız, hâla içindeki çaresiz sevdasını yok edemedi.
Çocuk, kızla aynı durumda. İçinde silemediği bir sevdaya sahip. Fakat bu durumun zorluğunun farkında ve bunu kimseye yaşatmamak için, yeni bir ilişkiden kaçınıyor. Ne zaman içindeki ateşi söndürecek, o zaman yeni bir sevdaya doğru kulaç atacak.
Bu yazı bu gün 1 defa Toplamda ise 797 defa okunmuştur.



Yorumlara Abone Ol
E-mail ile Abone ol
Yorum yapan Galeni | 15 Haziran 2008
Ah benim canım kardeşim, ne desem nafile, ne desem boş. Yaşanması gerekenler yaşanıyor işte, önüne baraj kursan nafile. Fazla söze gerek yok “bir musibet bin nasihattan iyidir” demekle yetiniyorum…
Yorum yapan KAPTAN | 16 Haziran 2008
YORUM YOK!!!
Hoşçakal…
Ne güzel harfler değilmi!
Bir araya gelince bir çok anlam barındıran.
Hoşçakal…
Yorum yapan SkayiU | 16 Haziran 2008
Biz istemesekte su köprünün altından akıp gider. O şekilde olmasa bile bi şekilde akıp gider üstelik.
Yüreğine sağlık Empula…
Yorum yapan balsekerii | 17 Haziran 2008
sonucu ne olursa olsun aşk güzeldir her yürek aşkı tadamaz ve aşk hep mutluluk getırmez ne yazık ki
Yorum yapan Fatih SEÇKİN | 26 Haziran 2008
Her yeni sevda okunmaya başlanılan yeni bir roman gibidir sevgili dostum.İçinden ne çıkacağı belli değildir,ilerledikce anlarsın neyin nasıl olduğunu; bu merak geceler boyu dinmez,merak ettikce okursun.Emek verirsin,uykunu,vaktini feda edersin.Sırf sonu görebilmek için.İşte son,çok merak ettiğimiz son.Hep söyleriz mutlu son,mutsuz son diye.Aslında mutlu son yoktur dostum.Biten bitmiş,giden gitmiştir.Geriye kalan bir kırık kalp,güzel anları yad edip buruk gülümseyen bir çift göz.Umarım vefasız kalplerden uzak durur bu gönül.
Yorum yapan SaYE | 2 Temmuz 2008
sevgileri çaresiz kılan bizler,derdimize derman aramayı sürdürerek umutsuzlukları birer umut haline dönüştüren bizler…
aradan 2 yıl geçti kızın içindeki sönmeyen ateş umutsuz sandığı aşkını ona geri getirdi..
ve çocuk sönmez sandığı sevda ateşini sonsuz gözyaşları ile söndürebildi…
bu son daha iç açıcı sanırım:)
ve daha gerçekçiiiiii……