<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Yazi-Yorum Nokta Net &#187; balsekerii</title>
	<atom:link href="http://www.yazi-yorum.net/index.php/author/balsekerii/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazi-yorum.net</link>
	<description>Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini</description>
	<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 19:49:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Bilinmeyenlerle Bilinmezliğe Yapılan Yolculuk</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/bilinmeyenlerle-bilinmezlige-yapilan-yolculuk/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/bilinmeyenlerle-bilinmezlige-yapilan-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 17:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[SEVGİ  YOL YER ABİ FINDIKLI KURTULUŞ SORUN şimdi hafta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Buraya gelişim… Bilmediğim bir yola çıkalı tam 9 ay oldu. Evet hiç bir şeyi bilmiyordum, düşünmek bile istemiyordum, geriye bakmak istemiyordum. Ve elimde valizimle tek başıma saat 7de bindim otobüse. Ya batacaktım ya çıkacaktım. Ama beni üzen, acı veren o yerden, o insanlardan uzaklaşacaktım. Bilinmeyenlerimle bilinmezliğe doğru yolculuğum başlamıştı. Fındıklıydı kurtuluş gördüğüm yer. Ama ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Buraya gelişim… Bilmediğim bir yola çıkalı tam 9 ay oldu. Evet hiç bir şeyi bilmiyordum, düşünmek bile istemiyordum, geriye bakmak istemiyordum. Ve elimde valizimle tek başıma saat 7de bindim otobüse. Ya batacaktım ya çıkacaktım. Ama beni üzen, acı veren o yerden, o insanlardan uzaklaşacaktım. Bilinmeyenlerimle bilinmezliğe doğru yolculuğum başlamıştı. Fındıklıydı kurtuluş gördüğüm yer. Ama ne yazık ki kurtuluşum olmadı bu küçücük yer. Daha büyük sorunlar açtı başıma! Ama şimdi gidişime sadece iki hafta kala geriye dönüp bakmak ve sizinle paylaşmak istedim, hem basitte olsa bir teşekküre vesile olacak bu yazı!<a id="more-83"></a><br />
Dedim ya küçücük bir yer hiçbir sosyal faaliyet yok tanıdık yok, okul açılmadığı için arkadaşım da yok, tek yapabildiğim internette takılmak. İşte o zamanlar tanıştım online cafe’yle! kasada oturan uzun saçlı biri ve ortalarda gezinen yardımcı olan biri… İlkler sadece basit müşteri personel ilişkisiydi tabiî ki. Taa ki eve internet bağlatıpta işin içinden çıkamayıncaya kadar. Modeme bakmak için adım attı ilk Galeni buraya, sonra bilgisayara oyun yükletecektik, photoshop derken (ki ben daha o zaman photoshopu öğrenmek için başına tünemiştim) neredensin? kimsin? derken sohbetimiz başlayıverdi!<br />
Dostluk, kardeşlik zordur. Hele gene uzaklardan gelmiş hiç tanımadığı birini böyle görmek zordur. Çünkü onlar hancı bense yolcuydum bu hikayede! Ama öyle olmadı. Onlar EMPULA ve Galeni her zaman tam destek arkamda oldular! Bu devirde hiç umulmayacak gibi. Her şeyin yalan, her şeyin para, çıkar olduğu bu devirde bir şey gözetmeksizin kapılarını sonuna kadar bana açtılar.<br />
Buraya gelirken tek; ailem dediğim annem babam kardeşim bildiğim çiğdem&#8217;im vardı sadece. Ama şimdi ailem kalabalıklaştı! Hiç ummazdım ama dünyada istisnalarda varmış ve ne mutlu ki ben şanslı kulmuşum!<br />
Belki okuyanlara basit gelcek ama halen beni ağlatan bir anımızı yazmak istiyorum.  Klasik bir geceydi EMPULA ve Galeni bize çay içmeye geldi, her zamanki gibi elinde cips ve çikolatayla, kapıda elime tutuşturdu EMPULA. Ben tabi hemen başladım &#8220;ya neden getiriyorsunuz?&#8221;diye. Galeni&#8217;nin benim klasik lafıma verdiği klasik cevap gecikmedi, &#8220;aman sana mı getirdik be biz yiyeceğiz&#8221;. Neyse uzatmıyayım en iyisi bir şeyler yapacağım dedi bilgisayarın başına oturduGaleni. Herkesin çayını verdim tam onunkini sehpaya koyuyordum ki (şu an bile gözlerim doldu)bir şarkı duydum ‘MAVİ BONCUK’ Resmen elim ayağım kesildi!şimdi br çok kişi neden diyecek bekli de.Yıllardır aradığım bir filmdi ve hatta beni en çok etkileyen günde on defada izlesem bıkmayacağım ve bende çok özel bir yeri olan bir film. Ama burada önemli olan beni daha birkaç haftadır tanıyan birinin benim için oturup filmi araması gelip bilgisayarıma kaydetmesi. Bilmiyorum bu cümlenin devamını anlatmaya kelimeler yetmez zaten! aslında çok basit değil mi sadece 1,5 saatlik bir film. Ne mutlu bana ki böyle güzel insanların arasındayım. Daha yazacak çok şey var aslında ama bu yazdığımın yeri bende ayrıdır. Dedim ya birkaç haftalık birine yapılmış bir şeydi bu!<br />
Defalarca buradan gitmek istedim, çok bunaldım, okulu bırakmak istedim, birkaç defa valimizimi topladım açıkçası hala da sevmem burayı kendimden sebebte olsa ama şimdi gitmeme 2 hafta var ve ben daha şimdiden özlüyorum, ama burayı değil buradakileri! Yaaa Galeni biliyorum yıldın bu çingeneden, göbek atacaksın (ben kapı gıcırtısında bile atıyorum göbeği eşlik etmiyorsunda bir ben gidince atacaksın ) giderken ama sen de biliyorsun hatta Serkan da biliyor eminim dile getirmese de benden kurtuluş yok! Her şey için sağolun! Yazı-yorum’un okurlarıyla paylaşmak istedim bu hislerimi şimdiden ortak olduğunuz için teşekkürler!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/bilinmeyenlerle-bilinmezlige-yapilan-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçeğin Soğuk Yüzü</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/gercegin-soguk-yuzu/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/gercegin-soguk-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 May 2008 19:09:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[acı]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[bitiş]]></category>

		<category><![CDATA[Dert]]></category>

		<category><![CDATA[gerçek]]></category>

		<category><![CDATA[gidiş]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[hüzün]]></category>

		<category><![CDATA[ihanet]]></category>

		<category><![CDATA[intihar]]></category>

		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[yasam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/gercegin-soguk-yuzu/</guid>
		<description><![CDATA[

İhanet..! Gerçeğin soğuk yüzü, acıların en büyüğü… Kimilerine göre ise hayatın bir parçası, yaşamı renklendirme sembolü…
Şimdi buraya okuduğumda bir arkadaşımı aklıma getiren ve gözyaşlarıma hakim olamayacak kadar etkilendiğim bir yazıyı yazacağım… Çünkü tıpkı arkadaşım ve yazımdaki tanımadığım kahraman gibi bende ihanete uğradım! İhanet sadece aldatılmak değildir. Benim uğradığım ihanet sevdiğimin başkasının olmasıydı. Benim değildi ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img width="440" src="http://img83.imageshack.us/img83/6325/bleedingrosemydesktopbyrb4.jpg" alt="ihanet, intihar" height="472" style="width: 362px; height: 228px" /></p>
<p>İhanet..! Gerçeğin soğuk yüzü, acıların en büyüğü… Kimilerine göre ise hayatın bir parçası, yaşamı renklendirme sembolü…<br />
Şimdi buraya okuduğumda bir arkadaşımı aklıma getiren ve gözyaşlarıma hakim olamayacak kadar etkilendiğim bir yazıyı yazacağım… Çünkü tıpkı arkadaşım ve yazımdaki tanımadığım kahraman gibi bende ihanete uğradım! İhanet sadece aldatılmak değildir. Benim uğradığım ihanet sevdiğimin başkasının olmasıydı. Benim değildi ama kalbim onundu… İhanete uğrayanda kalbimdi aslında. Sonumuz benzemiyor sadece; bu iki kahramanla. ama hepimizin sonu onların gittiği yer sonuçta… Sadece canı alan biz değiliz. Neyse uzatmayayım daha fazla da başlayayım artık yazıma, yazısına…<a id="more-62"></a><br />
Kocası karısının intiharına anlam veremiyordu. En mutlu oldukları zaman nedendi bu? Karısının bir günlüğü vardı. Ara sıra yazardı. Başucundaki komodinde dururdu. Bugüne kadar hiç okumamıştı. Ama beyninde dönüp duran sorunun cevabı ondaydı biliyordu. Her ne kadar ‘okumayacağım’ diye karısına söz vermiş olsa da sözünü tutamadı. İlk sayfada düğün günleri yazıyordu. Kendini ’kraliçe ’gibi hissediyormuş karısı, hatırladı gerçektende öyleydi, her şey bembeyazdı ve muhteşem bir düğündü. Aslında bu tam bir günlük değildi, karısı çoğunlukla kendi duygularını ve eşine olan aşkını anlatmıştı, her günde yazmamıştı. Evliliklerinin 3.yılına denk gelen dönemde yazılar kesilmişti ve işte en son yazı, intihar günü yazılmıştı… ”dayanamayıp bu günlüğü okuyacağını biliyordum sevgilim. Haklısın, bunu neden yaptığımı merak ediyorsun dimi bitanem? bu kadar mutluyken neden canına kıyar insan? peki ben gerçekten mutlu muydum aşkım? ben seni kocaman bir yürekle sevdim, gözlerim değil yüreğimdi seni gören. duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını. Çocukluğunu, kaprislerini, oyunlarını, sitemlerini sevdim. Suskunluğunu da sevdim sesini de. Seni severken yorulmadım çünkü sen yaşam kaynağımdın, eksik kalan neyim varsa seninle tamamladım, seninde beni böyle sevdiğini sandım. Beni sevmediğini öğrenince yıkıldım. itiraz etme sakın! SEVSEN ALDATIR MIYDIN BENİ?’<br />
İşte böyle. Her şeyi biliyordu kadın, pamuklara sardığı, gözünden kıskandığı onu aldatıyordu ve bu ihaneti kadının aşkı çıkarmıştı ortaya! sadece sesindeki bir titreme ele vermişti adamı!. Takibe başlamıştı, kaçıncı günüydü takibin bilmiyordu ama yakalamıştı adamı. ‘ Binadan yanında o kadınla çıkmıştın, taksiden inerken elini tutuyordun, gülüşüyordunuz, midem bulandı. Beni getiren taksiye geri bindim eve geldim, ne yapacağımı bilmiyordum. Önce valimizi toplayıp gitmek istedim yapamadım sonra seni arayıp her şeyi söylemek istedim onu da yapamadım, sonra ölmek istedim. Evet, en kolayı buydu! ama ya gerçek bu değilse! ya bana ihanet etmiyorsan? aslında gerçek gün gibi ortadaydı ama görmek istemiyordum! hemen işyerindeki ortak bir arkadaşımızı aradım, kızı tarif ettim adını söyleyiverdi, sonra da kızla konuştu. Kız her şeyi anlatmıştı, sevişmelerinizi bile… Artık bir karar alma zamanı gelmişti, bende seni aldatacaktım, ama bir erkekle yapamazdım midem almazdı bunu! o halde geriye tek bir seçenek kalıyordu; ölüm!’ ‘Biz evlenirken bir söz vermiştik hatırlıyor musun? kimse ölmeyecekti, ölen sözünü yerine getirmemiş sayılacaktı, diğerini aldatmış sayılacaktı. Bana başka çare bırakmamıştın sevgilim. İhanetimin adı ‘ölüm’ olacaktı…’ ‘Şimdi sıra seni yeniden bana aşık etmeye gelmişti. Başardım bunu, yıllarca bunun için uğraştım, dünyanın en tutkulu kadını oldum, her şeyi mükemmel yapmaya çalıştım. Seni hayran bıraktım kendime, bağlandın, bensiz yapamaz oldun. İçimdeki büyük acıyla yaptım bunları, çok kez vazgeçmek, gitmek istedim ama intikam hırsı durdurdu. Seni hem seviyor hem de nefret ediyordum. Tam 4,5 yıl bu anı bekleyerek yaşadım. Son evlilik yıldönümümüzü hatırlıyorsun değil mi? bana aldığın hediyenin kutusundan çıkan yazıda şunlar yazılıydı; ’her şeyin bir anlamı var hayatta ama seninle her şey daha anlamlı, hayatın kendisi mesela… Sen olmasan ben bu kadar bağlı olur muyum hayata? bu kadar keyif alır mıyım yaşamaktan? sen olmasan gülebilir miyim ağız dolusu? umutla bakabilir miyim yarınlara? zaman geçmesin diye, seninle bir kaç saniye daha fazla olayım diye dualar eder miyim? bak mevsim değişiyor, bahar yüzünü gösteriyor. bütün o tomurcukların, yemyeşil yaprakların gözüme bu kadar güzel görünmesinin sebebi de sensin. Mutluluğun tamamını sorsalar bana senin adını veririm. Sen olmasan yaşadığım her şey eksik. Bu yüzden sensiz bir mutluluk olamaz benim için. Ya aşk? sen aşksın aşkta sen! seni her gün biraz daha fazla seviyorum.’ Sen ki birkaç kelimeyi bir araya getirip yazamazdın, sana bunları yazdırabildiğime göre artık zamanı gelmişti ihanetimin. Ölümü koynuma alıp uzaklaşmanın, seni tek başına, ihanet acısıyla bırakmanın. Sevgilim çok acımasız olduğumu düşünüyorsun değil mi? Sen de bana acımadın, bir kaçamak uğruna beni, umutlarımı, hayallerimi, inandığım tüm değerlerimi yıktın! Yine de severek ayrılıyorum senden bunu bil. Hoşçakal…’<br />
 Ve işte yine gözyaşlarım… Çok etkilendiğim, gerçek hayatta gördüğüm ve başıma geldiği için sizinle paylaşmak istedim bunu. Ama eminim ki bu yazıda her birimizden bir parça var. İhanet aynı anlamda olmasa da! Allah’ımdan ona rahmet diliyorum..!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/gercegin-soguk-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç Kimse Senin Kadar Sevilmedi&#8230;</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hic-kimse-senin-kadar-sevilmedi/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hic-kimse-senin-kadar-sevilmedi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 15:27:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[sensizlik]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[sevilmek]]></category>

		<category><![CDATA[unutmak]]></category>

		<category><![CDATA[Vefasız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/hic-kimse-senin-kadar-sevilmedi/</guid>
		<description><![CDATA[
[MEDIA=21] 
Sen her zaman benden bir adım daha öndeydin, daha fazla sevildin daha fazla özlendin. Hiç kimsenin yolları seninki kadar gözlenmedi. Hiç kimse senin kadar beklenmedi. Kimsenin uğruna seninkilerden çok gözyaşı dökülmedi. Daha fazla sabah ezanları duyulmadı uykusuz gecelerin ve yaşlı gözlerin ardından. Kimse için yanılıp tutuşulmadı bu denli;  unutulmaya çalışılmadı bu denli kimse. 

Her hatırlandığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Sen her zaman benden bir adım daha öndeydin, daha fazla sevildin daha fazla özlendin. Hiç kimsenin yolları seninki kadar gözlenmedi. Hiç kimse senin kadar beklenmedi. Kimsenin uğruna seninkilerden çok gözyaşı dökülmedi. Daha fazla sabah ezanları duyulmadı uykusuz gecelerin ve yaşlı gözlerin ardından. Kimse için yanılıp tutuşulmadı bu denli;  unutulmaya çalışılmadı bu denli kimse. <a id="more-61"></a></font></p>
<p><font face="Times New Roman">Her hatırlandığında kimsenin yüreğine bu denli bıçaklar saplanmadı;  böyle yaralar açılmadı. Hani kalbin bin parçalara bölünür ya onu ben kadar kimse hissedemezdi. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Şimdi başka gözlere baktığını bilmek aklımı firara verse de alıkoyamıyorum kendimi seni düşünmekten. Usanmıyorum düşlerimde her gece seni görmekten. Anılar her şarkıda bin defa tazelense de bıkmıyorum hatırlamaktan hain gözlerini. Her sigarada seni tâ derinlere çekmekten yorulmuyor nefesim. Seninle dolu olan her şeyi arıyorum, arıyorum lakin geçmişten anılardan gayri bir şey bulamıyorum. Sonra kendim yüklüyorum adını, simanı, ellerini, sevgini, aşkını her şeye. Her şeyde seni görür oluyorum; inciniyor yüreğim. Ama ne var ki ben acı dolmaktan da haz duyar oluyorum. Varsın bin parça olsun kalbim. Varsın seninle dolsun her nefesim. Sen olmasan da her anımda ben seni yaşıyorum.  </font></p>
<p><font face="Times New Roman">            Sensizliğimi seninle dolduruyorum uzun gecelerde. Soluksuz izliyorum, özlemle bakıyorum o gözlere sabaha dek. Yıldızım oluyor gözlerin. Seni izlemeye, seni özlemeye, seni sevmeye doyamıyorum. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Sen bir kez dönüp ardına bakmazken ben hep seni izliyordum. Dedim ya sevdam, sen benden bir adım daha öndeydin. Ardındaki sevdayı göremez oldun, yalan sevdalarla bir gelecek kurdun kendine. Gerçekler senin için yalan oldu. Benim sevdam gerçekti. Sen duymadın , görmedin , hissedemedin. ANLAMADIN. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Seni şimdi yalan sevdalarının karanlık uçurumuna bırakıyorum. Sakın ardına dönüp bakma çünkü artık geri dönüşün yok. Ama unutma hiç kimse sen kadar sevilmedi; ve kimse senin kadar vefasız değildi.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hic-kimse-senin-kadar-sevilmedi/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/51024/serkanca/Sezen_Aksu_Devlerin_Aski.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>ayrılık</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ayrilik/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ayrilik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 20:46:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[HASRET]]></category>

		<category><![CDATA[nefes]]></category>

		<category><![CDATA[öfke]]></category>

		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<category><![CDATA[PİŞMAN]]></category>

		<category><![CDATA[SEVDİĞİM]]></category>

		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/ayrilik/</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşamdan adım adım uzaklaşıyordum, nefes almaktan, nefes alma sebebimden. Zaman dursun, dakikalar hiç geçmesin istiyordum. Ayrılık vakti gelmişti. Bir ayrılık değildi bu, bir mecburiyetti kimseye anlatamasam da gitmek zorundaydım.
Bütün vücudum bana düşman olmuştu adeta. Kalbimle savaşıyordum gitme diyordu bana, gitme. Oysaki bilmiyordu gitmemeyi en çok ben istiyordum. Deli gibi atıyordu, sanki dışarı çıkmak istiyordu. Orada sevdiğimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img style="width: 406px; height: 306px;" src="http://img175.imageshack.us/img175/6654/53111849az7.jpg" border="0" alt="ImageShack" width="348" height="534" /></p>
<p>Yaşamdan adım adım uzaklaşıyordum, nefes almaktan, nefes alma sebebimden. Zaman dursun, dakikalar hiç geçmesin istiyordum. Ayrılık vakti gelmişti. Bir ayrılık değildi bu, bir mecburiyetti kimseye anlatamasam da gitmek zorundaydım.<br />
Bütün vücudum bana düşman olmuştu adeta. Kalbimle savaşıyordum gitme diyordu bana, gitme.<a id="more-54"></a> Oysaki bilmiyordu gitmemeyi en çok ben istiyordum. Deli gibi atıyordu, sanki dışarı çıkmak istiyordu. Orada sevdiğimin yanında kalmak istiyordu bana söz geçiremediğini anlayınca. Adım adım merdivenlere yaklaşıyordum, yaklaştıkça ayaklarım ağırlaşıyordu. Sanki merdivenlerin ucunda cehennem beni bekliyordu; alev alev. Daha bir coşkuluydu alevler sanki. Dönüp arkama bakamıyordum, sevdiğimi orada öylece bırakmıştım. Suçluydum ona göre, hatta benliğime göre. Ama gitmeliydim, dönüp arkama baktım sevdiğime, bıraktığım gibiydi. Kalakaldım bende. Ağlamamalıydım. Gözyaşlarımı yenmeliydim. Utandığımdan değil, sevdiğimin canını yakmamalıydım. Yutkundum sadece, baktım. Gitme demesi için yalvarıyordum içten içe. Tek kelime, gitme. Ama bir yandan da dememesi gerektiğini biliyordum. Dayanamazdım çünkü koşardım, sarılırdım boynuna bırakma beni diye yalvarırdım. Ama gitmeliydim. Vakit azdı. Yavaş yavaş indim merdivenleri. Sevdiğimi göremez olmuştum indikçe. İndikçe daha bir yaklaşmıştım cehenneme, daha bir zor olmuştu nefes almak. Zaman akmıyordu da sanki benimle dalga geçiyordu. Dakikalar saat olmuştu adeta. Biliyordum o oradaydı, 20 basamak ötede ama çıkamamak o basamakları, çıkıp yanına gidememek daha bir zordu. O merdivenleri indim tam son kez görebilmek için Allah’a dua ederken bir anonsla o merdivenleri yeniden çıktım. Ama sevdiğime kavuşmak için değildi. Olsun onu görmekte yetmez miydi? O zor dakikalar başlıyordu işte. Kapının önünde beklerken arkamda onun olduğunu, baktığını hissetmek çok zordu. Kendimle daha ne kadar savaşabilirdim bilmiyordum. Gücüm tükenmişti. Bakmak istemiyordum yanına gidip elini tutup bırakamamaktan korkuyordum. Ama onu görmeden de yapamıyordum. Kapı açılmıştı. Gidiyordum. Son kez baktım sevdiğime. Uzun bir zaman göremeyeceğim bir taneme. Kapıdan geçtim. Adımlarım küçülmüştü, gücüm tükenmişti, yürüyemiyordum. Belki de yürümek istemiyordum. Onunla aynı havayı solumaktan vazgeçmek istemiyordum. Arkama dönsem onu göreceğimden emin olmak beni mutlu adıyordu. Ama ne geri dönebildim ne de o kısacık yolu daha fazla uzatabildim. Yerimdeydim. Anonslar, konuşmalar, telaş bitmiş herkes yerini almıştı. Kapılar kapanmıştı işte. Uçak kalkışa hazırdı. işte o an çok geçti biliyordum ama inmek istiyordum. Geriye dönmek istiyordum. Hiç bir şey umurumda değildi! Yeter ki o lanet olası kapılar açılsındı. Yalvardım, ölümü bile göze almayı kabul ettim ama nafile! O kapılar açılmadı. Uçak kalkmıştı bile. yavaş yavaş uzaklaşıyordum bir tanemden. her şey ufalmıştı.tıpkı nefesim gibi.bir tek öfkem çok büyüktü !kendime ,hostese ,pilota ,herkese !sadece sevdiğimi istiyordum,sadece onu yanımda istiyordum ama nafile.artık her yer bembeyazdı .bulutlar sevdiğimi göremesem de onun olduğunu bildiğim o ufacık şehri kapatmıştı.sanki benden intikam alıyordu her şey.gözyaşlarım durmak bilmiyordu.uzaklaştıkça bitiyordum.pişmandım.ama her şey için çok geçti.elveda aşkım diyebildim sadece onu Allah’a emanet ederken.ve haykırdım içimden gökyüzüne söylesin diye ;ben senin yerinede ağlıyorum bebeğim sen ağlama yeter ki bulutlar sana benden armağan olarak verecek gözyaşlarımı &#8212; ilk yağmurda &#8212;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ayrilik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Minicik Eller&#8230;</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/minicik-eller/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/minicik-eller/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 19:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[Anne]]></category>

		<category><![CDATA[bebek]]></category>

		<category><![CDATA[Dert]]></category>

		<category><![CDATA[küçüklük]]></category>

		<category><![CDATA[masum]]></category>

		<category><![CDATA[Minicik]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/minicik-eller/</guid>
		<description><![CDATA[
 
     Bir bebek kadar masum olmayı isterdim, şu kocaman kirli dünyaya minik, tertemiz gözlerle bakmayı isterdim.
Ama zor, çok zor hemde, minicik ellerim olsun isterdim kocaman ellerin içinde kalan minicik masum eller.
Minicik ayaklarım olsun isterdim, minik adımlar atacagım. Gittiğim yolda düşünmeye daha çok fırsatım olurdu, belki de daha az hata yapardım.
Gözlerim de minicik olsun isterdim, dar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img border="0" width="330" src="http://img175.imageshack.us/img175/922/79617633wx4.jpg" alt="minicik eller" height="329" style="width: 310px; height: 312px" /> </p>
<p>     Bir bebek kadar masum olmayı isterdim, şu kocaman kirli dünyaya minik, tertemiz gözlerle bakmayı isterdim.<br />
Ama zor, çok zor hemde, minicik ellerim olsun isterdim kocaman ellerin içinde kalan minicik masum eller.<br />
Minicik ayaklarım olsun isterdim, minik adımlar atacagım. Gittiğim yolda düşünmeye daha çok fırsatım olurdu, belki de daha az hata yapardım.<a id="more-51"></a><br />
Gözlerim de minicik olsun isterdim, dar bir alanı görmek isterdim ama minicik ayrıntılara inemeden masumca.<br />
Bir arkadasım olduğunda yarım yamalak bir dille, sevinç dolu gözlerle ve heyecanla atan minicik bir kalple koşup anneme kısacık bir anı saatlerce anlatmak isterdim&#8230;<br />
     Parkta tanıştığım beraber kaydığım ufak kızı benimle oyuncaklarını paylaştı diye dost ilan edip, minicik kalbime büyük bir sevgiyle yerleştirmek isterdim.<br />
Tek can yanmasının düşüp dizimin ya da kolumun kanaması olmasını isterdim. Ağlayıp ağlayıp annemin kollarında bulmak isterdim teselliyi ve acının o an dinmesini isterdim yine.<br />
Ama dedim ya zor&#8230;<br />
     Derler ya insan büyüyünce dertlerde büyüyormuş,<br />
     Hiç inanmazdım ama meğer gerçekmiş.<br />
     Ve şimdi tek diyebildiğim,<br />
     Keşke&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/minicik-eller/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dost</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/dost/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/dost/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 09:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>

		<category><![CDATA[dost]]></category>

		<category><![CDATA[gerçek]]></category>

		<category><![CDATA[ışık]]></category>

		<category><![CDATA[yürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/dost/</guid>
		<description><![CDATA[Dost!

Dostluk nedir?

Gerçek midir?

Nereye kadar gider?

Ya da ömrü ne kadardır?

Arkadaş çoktur dost azdır derler! bence ise dost yoktur!

Çünkü dost büyük kocaman bir kavramdır...

Var mıdır ki yüreği ruhu aklı bu kadar büyük can yoldaşı?

Dost; tek olmalıdır, senin olmalıdır, ikinci sen olmalıdır. Ağladığında ağlayacak, güldüğünde seninle gülecek, kavga da senin yerine yumruk atacak ya da bir temiz dayak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dost!</p>
<p>Dostluk nedir?</p>
<p>Gerçek midir?</p>
<p>Nereye kadar gider?</p>
<p>Ya da ömrü ne kadardır?<a id="more-21"></a></p>
<p>Arkadaş çoktur dost azdır derler! bence ise dost yoktur!</p>
<p>Çünkü dost büyük kocaman bir kavramdır&#8230;</p>
<p>Var mıdır ki yüreği ruhu aklı bu kadar büyük can yoldaşı?</p>
<p>Dost; tek olmalıdır, senin olmalıdır, ikinci sen olmalıdır. Ağladığında ağlayacak, güldüğünde seninle gülecek, kavga da senin yerine yumruk atacak ya da bir temiz dayak yiyecek. Gerekirse herkesin karşısına çıkıp avaz avaz bağırıp seni savunabilecek</p>
<p>Gölgen olacak, ışığın olacak, mutluluğun armağanın olacak, sırtını yasladığın duvar olacak&#8230;</p>
<p>Eeee peki ya var mı şu milyarlarca insanın yaşadığı yuvarlak dünyada yıkılmayan duvar?</p>
<p>Peki var mı gündüz bile peşinde dolaşan gölge?</p>
<p>Peki var mı gece doğan güneş?</p>
<p>Dünya delikanlı olsa yuvarlak olmazdı demişler. Peki bu dünyada delikanlı harbi bir dost aramak kimin suçu acaba?</p>
<p>Var mıdır ki milyarlarca nefesin içinde yuvarlak olmayan, günün birinde çekip gitmeyen, hiç yarı yolda bırakmayan, kazık atmayan, zamana, yola, dağlara, rüzgara kapılmayıp unutmayan var mıdır ???</p>
<p>İşte bu sorum size!!!</p>
<p>Varsa bir dostunuz ne mutlu size!!!</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/dost/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hayat/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 22:38:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>balsekerii</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[azap]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[masal]]></category>

		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<category><![CDATA[öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yazi-yorum.net/index.php/hayat/</guid>
		<description><![CDATA[Hayat!!!

Bu kelimeyi günde kimbilir kaç kere kullanıyoruz? Ya hayatımız boyunca?

dileklerimizde,suçlamalarımızda,hatalarımızda,dualarımızda...

Hayat!

Başka bir deyişle insana ne getireceği belli olmayan şey!

Başka bir deyişle ne verirsen onu aldığın bir alışverişin merkezi

ya da azap yolu...Belkide mutluluk çemberi..!

Herkese göre farklı işte!

Ama belkide en doğrusu masal tadında öykü. Bizse hem yazar hemde baş kahraman :)

Kalemi elimize alıyoruz veeee işteee başlıyor masal tadında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat!!!</p>
<p>Bu kelimeyi günde kimbilir kaç kere kullanıyoruz? Ya hayatımız boyunca?</p>
<p>dileklerimizde,suçlamalarımızda,hatalarımızda,dualarımızda&#8230;<a id="more-8"></a></p>
<p>Hayat!</p>
<p>Başka bir deyişle insana ne getireceği belli olmayan şey!</p>
<p>Başka bir deyişle ne verirsen onu aldığın bir alışverişin merkezi</p>
<p>ya da azap yolu&#8230;Belkide mutluluk çemberi..!</p>
<p>Herkese göre farklı işte!</p>
<p>Ama belkide en doğrusu masal tadında öykü. Bizse hem yazar hemde baş kahraman <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Kalemi elimize alıyoruz veeee işteee başlıyor masal tadında öykümüz&#8230;</p>
<p>Bir kız varmış sevgiye aç, şefkate aç&#8230; Hayatı boyunca mutluluğu bulamamış&#8230;</p>
<p>Ya da</p>
<p>Bir çocuk varmış, bir kere bile güneşi, ayı, denizi, kısacası dünyayı görememiş&#8230; Belki de şöyle başlıyor öykü; bir adam varmış para içinde ama sahtelikler dolu etrafında,</p>
<p>bir deniz varmış bir dalgalı bir durgun&#8230;</p>
<p>işte böyle sürüp giden masal tadında öykülerdir hayat;</p>
<p>kalemini bizim tuttuğumuz, kahramanı olduğumuz ve kahramanlarını seçtiğimiz&#8230;</p>
<p>ama elbette ki bu öykü de imla hataları,ve devrik cümle,ve bazen yanlış kelime oluyor&#8230;</p>
<p>bazense;</p>
<p>sil baştan&#8230;</p>
<p>Önemli olan hep mürekkebin olması onu tüketmemek</p>
<p>ve</p>
<p>Pes etmemek elin uyuşsada yazmaya devam etmek..!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/hayat/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
