<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Yazi-Yorum Nokta Net &#187; Galeni</title>
	<atom:link href="http://www.yazi-yorum.net/index.php/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazi-yorum.net</link>
	<description>Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini</description>
	<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 19:49:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Aşk Yazıları -3- Sevenler Ölmez</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-3-sevenler-olme/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-3-sevenler-olme/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 13:18:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[aşk yazıları]]></category>

		<category><![CDATA[askerlik]]></category>

		<category><![CDATA[operasyon]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[

Çok sevdikleri sahilde sevgilisiyle el ele dolaşıyorlardı yine. Öyle uyumlu bir çifttiler ki onları görenler gıpta ile baktıklarını saklayamıyorlardı. Bu bakışlara gurur ve kıskançlık karışımı bakışlarla karşılık vermekten bir türlü kendini alamıyordu.
- “Aşkım” dedi Ayşe, “ben acıktım bir şeyler yesek mi?”
- “Olur, ben de acıkmıştım zaten. Ne yemek istersin?” Diye sordu.
Ayşe’nin ne diyeceğini beklerken yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="http://img57.imageshack.us/img57/7442/knyemd5.jpg" border="0" alt="ask" width="335" height="210" /></p>
<p style="text-align: left;">Çok sevdikleri sahilde sevgilisiyle el ele dolaşıyorlardı yine. Öyle uyumlu bir çifttiler ki onları görenler gıpta ile baktıklarını saklayamıyorlardı. Bu bakışlara gurur ve kıskançlık karışımı bakışlarla karşılık vermekten bir türlü kendini alamıyordu.<br />
- “Aşkım” dedi Ayşe, “ben acıktım bir şeyler yesek mi?”<br />
- “Olur, ben de acıkmıştım zaten. Ne yemek istersin?” Diye sordu.<br />
Ayşe’nin ne diyeceğini beklerken yol boyu sıralanmış lokanta ve kafelere bakmaya başladı.<br />
- “Uyan tertip, hadi kalk biraz da ben kestireyim ya.”<br />
- ????<br />
- “Ne o lan, rüyanda sevgilini mi görüyordun yoksa?” Diye sırıtan arkadaşına ters ters baktı.<br />
- “Tamam kalkıyoruz, sırıtma da yat hadi” diye homurdandı kalkarken.<a id="more-118"></a><br />
Paltosunun altında yaktığı sigarasını hemen teneke kola kutusuna sokarak bir nefes çekti.<br />
- “Sigaranın ışığı gece kilometrelerce öteden fark edilir, kanas tüfeğine iyi bir hedef olursunuz.” demişti komutanları daha ilk operasyonlarında. O günden beri herkes sigarasını bu yöntemle içiyordu. Yine sayısını unuttuğu operasyonlardan birindeydiler, günlerdir bu dağlarda dolaşıyorlardı, sıcak suyu ve sıcak yemeği görmeyeli çok olmuştu, rahat yatağı ise çoktan unutmuşlardı. Uyumamak için her zamanki gibi sevgilisini düşünmeye başladı, babasının isteğiyle tecilini bozup askere gittiğinde ne çok ağlamıştı Ayşe, terminalde nasıl da sımsıkı sarılmış, bir türlü ayrılmak istememişti.<br />
Acemi birliğini Isparta – Eğirdir Dağ Komando okulunda yapmıştı. Usta birliğinde Şırnak çıkınca iyice deliye dönmüştü sevgilisi, dağıtım izni de çabucak geçmişti. Gideceği günden bir akşam önce yine buluşmuşlardı.<br />
-“sana bir şey olursa ben de yaşayamam kendimi öldürürüm” demişti Ayşe. Ne dese fayda etmiyor sürekli aynı kelimeyi tekrar ediyordu. “Sana söz veriyorum” demişti, “her ne olursa olsun geri döneceğim, Ölmeyeceğim söz”. Bu sözler Ayşe’yi birazcık teskin etmişti ama yine de “bunu nasıl garanti edebilirsin ki” diye sormadan edemedi. “Sevenler Ölmez” demişti “bana güven mutlaka geri döneceğim söz”<br />
Aylardır Gabar dağlarında onu düşünerek ayakta kalmıştı, onu düşünerek sıcağa, soğuğa, açlığa, yorgunluğa göğüs germişti. Sayısız çatışmalara girmiş, arkadaşları yanı başında şehit olmuş, birçoğunu da yoğun ateş altında yere ancak 2 metre yanaşabilen helikopterlere fırlatmışlardı. Ama kendisi yaşıyordu işte. Verdiği sözü hiç unutmuyor, başının üstünden geçen her mermi, yakınlarında patlayan her roket veya el bombası onu daha da hırslandırıyor geri döneceğine olan inancını pekiştiriyordu.<br />
Askerliğini yapmadan evlenmelerine izin vermeyen babasına eskisi kadar kızmıyordu artık. “iyi de oldu aslında” diye düşündü, “aradan çıktı işte, şunun şurasında teskereye ne kaldı ki”<br />
Bu düşünceyle içini bir sevinç dalgası kapladı, ama uyuyan arkadaşlarına bakınca utandı bu sevincinden. Onları bırakıp gitmek çok zor olacaktı, kader birliği ettiği bu insanlarla arkadaşlık sınırını aşıp kardeş olmuşlardı çoktandır. İşte bunun için teskeresine az bir zaman kalmasına rağmen yanlarındaydı, komutanı “oğlum sen bu operasyona gelme istersen” deyince küfür yemiş gibi olmuş, şiddetle reddetmişti.<br />
Bu düşüncelere dalmışken uzaktan bir ışık görür gibi oldu, rüzgâr kulağına bazı sesler de getirince en yakındaki arkadaşını uyandırdı, bir dakika sonra bütün tim uyanmış elleri tetikte mevzilerini almışlardı. Önce karanlıkta bir ışık çaktı, ardından ıslığa benzer bir ses geldi ve 20 metre üstlerindeki kayalarda patlayan roketin kopardığı taş toprak yığınıyla aynı anda üç yanlarından mermi yağmaya başladı. Yüksek bir tepenin eteğinde mevzilenmişlerdi, bulundukları yer tepenin altına doğru oyuk şeklinde girintili olduğu için atılan roketler hedefi bulmuyor üstlerindeki kayalarda patlıyordu.<br />
Eğer bu kadar iyi yer tutmamış olsalardı daha ilk ateşte işleri biterdi. “bizi kuşatmışlar” dedi komutanları, telsizle yardım istemişler ama “gece olduğu için helikopterleri gönderemiyoruz sabaha kadar dayanın” yanıtını almışlardı. Bütün güçleriyle karşılık veriyorlar, teröristlerin sızma yapmasını engellemek için kritik gördükleri yerlere de sürekli el bombası atıyorlardı.<br />
Saatler geçiyor çatışma tüm şiddetiyle devam ediyordu, sabahın ilk ışıklarıyla helikopterler gelince sevindiler, fakat çok geçmeden bu sevinçleri boşa çıktı, çünkü bu sefer de avantajlı konumları onların aleyhine dönmüştü. Bulundukları yer içe doğru girintili olduğu için helikopterler iniş yapamıyor, teröristlerle mesafeleri çok yakın olduğu için silahlarını da kullanamıyorlardı. Cephaneleri de iyice azalmaya başlamıştı, durumları hiç iç açıcı değildi.<br />
- “Bir çıkış yolu bulamazsak işimiz biter” diye düşündü<br />
- “Tek çıkış tepeyi aşmak” dedi komutan, tepenin arkasına dolanan bir patikayı işaret ederek. &#8220;Oraya ulaşabilirsek tepeye arkadan tırmanabiliriz&#8221; diye ekledi.<br />
Oraya ulaşmak için yaklaşık yüz metrelik bir açıklıktan geçmeleri gerekiyordu, kademeli olarak o tarafa yanaşmaya başladılar. Sırayla ve hızla geçmeye başlamışlardı ki çok yakından açılan ateşle yerlerine çakıldılar. Sol taraflarında kayaların arasında birbirine yakın üç ayrı yerde üç terörist mevzi almış geçmelerine meydan vermiyordu. “Şimdi yandık işte” diye düşündü, avantajlı konumlarını terk etmişler ve arada sıkışmışlardı. “El bombası atın” diye haykırdı komutan ama kimsede kalmamıştı. Durum git gide kötüleşiyordu, bulundukları yerde sıkışmışlar yoğun ateş altında kalmışlardı.<br />
- “Sağdakiler boşalttığımız mevzilere gelirlerse bizi roketle kuş gibi avlarlar” dedi arkadaşı<br />
“yoksa buraya kadar mı?” diye düşündü, çok garipti ölümle burun burunaydı ama ölümden korkmuyordu tek üzüntüsü verdiği sözü tutamamış olmaktı. Bir süredir ateş kesilmişti “sızma yapacaklar galiba” dedi komutanı, birden kararını verdi “ben ölmeyeceğim, söz verdim komutanım” diyerek fırladı.<br />
Önündeki kayaya basarak sol tarafa, kayaların arasındaki teröristlere doğru insanüstü bir güçle zıpladı. O kadar ani ve o kadar çevik hareket etmişti ki arkadaşları dâhil kimse ne olduğunu anlamadan ilk teröristin olduğu yere mermileri boşaltıp ikinciye doğru zıplamıştı bile, daha kayaya ayak basar basmaz onu da vurmuş ve arkadaşlarının sonradan “tıpkı bir panter gibi sıçrıyordu” diyecekleri çeviklikle üçüncüye doğru atılmıştı. Daha havadayken görmüştü onu, bir an göz göze gelmişler ve aynı anda tetiklere dokunmuşlardı…<br />
- “Dayan aslanım, dayan” oğlum diyordu komutanı. Helikopterdeydiler, karnına üç kurşun yemişti, arkadaşları ağlıyorlardı.<br />
- “ağlamayın, diye güçlükle mırıldandı, “ölmem ben, sözüm var ölmem”<br />
- &#8220;aslanım konuşma, yorma kendini&#8221; diyen komutanına en son &#8220;Sevenler ölmez&#8221; diyebildi.<br />
Törene bütün tim eksiksiz katıldı, hayatlarını kurtaran arkadaşlarını o gün yalnız bırakmadılar. Yine eski günlerdeki gibi omuz omuzaydılar ama bu sefer savaşta değil, arkadaşlarının düğününde halayda…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-3-sevenler-olme/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yine Biz, Çılgın Türkler !!!</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yine-biz-cilgin-turkler/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yine-biz-cilgin-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 16:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[almanya - türkiye maçı]]></category>

		<category><![CDATA[çeyrek final]]></category>

		<category><![CDATA[çılgın türkler]]></category>

		<category><![CDATA[galibiyet]]></category>

		<category><![CDATA[hırvatistan - türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[hırvatistan galibiyeti]]></category>

		<category><![CDATA[hırvatistan zaferi]]></category>

		<category><![CDATA[milli takım]]></category>

		<category><![CDATA[penaltılar]]></category>

		<category><![CDATA[semih]]></category>

		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[yarı final]]></category>

		<category><![CDATA[zafer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=30]

Kelimelerle anlatmaya çalışmak imkansız. Her maçın sonunda böyle bir maç, böyle bir sevinç böyle bir gece yaşamadık diyoruz ama Milli Takımımız her seferinde çılgınlığı bir adım daha öteye götürüyor. Maçı izlemek için bizim oturduğumuz sitenin bahçesine projeksiyon cihazı kurulup, görüntü binanın cephesine yansıtıldı. Maçı dev ötesi ekranda kadın, erkek, çoluk, çocuk hep bir arada izledik, şehirden haber [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><img class="reflect aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3258/2596584610_0b740b13b2.jpg?v=0" alt="" width="500" height="280" /></p>
<p>Kelimelerle anlatmaya çalışmak imkansız. Her maçın sonunda böyle bir maç, böyle bir sevinç böyle bir gece yaşamadık diyoruz ama Milli Takımımız her seferinde çılgınlığı bir adım daha öteye götürüyor. Maçı izlemek için bizim oturduğumuz sitenin bahçesine projeksiyon cihazı kurulup, görüntü binanın cephesine yansıtıldı. Maçı dev ötesi ekranda kadın, erkek, çoluk, çocuk hep bir arada izledik, şehirden haber alıp gelenlerle ortam adeta tribüne dönüştü.</p>
<p><a id="more-107"></a></p>
<p>Büyük bir heyecanla geçen maçın sonlarına doğru yanımda oturan EMPULA&#8217;ya &#8220;bu ortamda bir gol sevinci yaşayamazsam gözüm açık gider&#8221; dedim, saolsun millilerimiz beni kırmadılar <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>119. dakikada yediğimiz gol hepimizi şok etti. Bazı izleyiciler kalkıp gitmeye başladılar, hatta EMPULA bile bana &#8220;haydi gidelim&#8221; diye söylenmeye başlamıştı ki gözüm ekranda topu santraya doğru koşturan Hamit ile arkadaşlarını yerden kaldıran Gökdeniz ve Rüştü&#8217;ye takıldı. Sadece bir dakika sonrasında ise çılgın Türkler bir kez daha son dakikada zincirlerini kırdılar. Semih&#8217;in golünü gördüğümü hatırlıyorum gerisi kelimenin tam anlamıyla çılgınlık. Futbol sevmez sanılan kadınların çığlık çığlığa sevinçlerinimi anlatsam, az önce iki büklüm oturan 70&#8242;lik dedenin horon tepmeye başlamasını mı anlatsam, düğünlerde derneklerde nazlanıpta oynamayan insanların çiftetelliden rapa, sambadan salsaya her çeşit dans figüründen örnekler döktürdüklerini mi, Az önce kalkıp gidenlerin yüzlerinde büyük bir pişmanlıkla koşarak değil adeta uçarak geri dönüşlerini mi? </p>
<p>Kendime geldiğimde bir elimde EMPULA&#8217;nın gitarı havada olduğu halde , normal zamanda yapsam anında tımarhaneye götürecekleri delicesine hareketlerle sevinç yaşıyordum. Penaltıları hiç anlatmıyorum çünkü o golü attıktan sonra penaltıları açık ara farkla alacağımızı biliyordum. Nitekim moral çöküntüsü Hırvatlara 3 penaltı kaçırtınca turu bize getirmiş oldu.<br />
Sonrası yine çılgınca sevinç, atılan havai fişekler, turlayan arabalar, Ellerinde bayraklarla &#8220;dağ başını duman almış&#8221; marşını söyleyerek şehre yürüyen üniversiteli gençliğe bir müddet eşlik edip eve dönüş.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="http://www.ensonhaber.com/galeri/images/gallery/1475/115.jpg" alt="" width="447" height="197" /></p>
<p> Belki bazılarınız bu sevinci çok abartılı bulabilir, belki de altı üstü bir futbol maçı diye dudak bükebilirler. Böyle düşünenlere Simon Kuper&#8217;in &#8220;Futbol asla sadece Futbol değildir&#8221; isimli kitabını öneriyorum. Uluslar arasında yapılan futbol maçları bana göre modern çağın savaşlarıdır. Ortaçağda eksik olmayan savaşlar günümüzde futbol karşılaşması olarak hayat buluyor. Yabancı basının &#8220;Osmanlı Tokadı&#8221; ve yerli basının &#8220;Viyana&#8217;yı fethettik&#8221; başlıkları buna en güzel örnektir.<br />
Bir de işin reklam boyutu var. Bugün futbolun bilindiği ve sevildiği her yerde Türkiye konuşuluyor. Gece haberlerinde Dünya kentlerinden canlı bağlantılar yapıldı, nereye bağlanılsa Ayyıldızlı bayrağımız meydanlarda dalgalanıyordu. Sorarım size hangi tanıtım, hangi reklam gecenin o saatinde Avustralya&#8217;nın başkenti Sydney&#8217;de insanlara Türkiye&#8217;yi anlatabilir veya kaç milyar dolar harcayıp Paris&#8217;te binlerce kişi sokağa dökülebilir?</p>
<p>Söyleyecek çok şey var ama dedim ya anlatmaya kelimeler yetmez, Ben bir kez daha böyle bir maç, böyle bir sevinç böyle bir gece yaşamadım diyorum. İnanıyorum ki Almanya maçından sonra bu sözleri bir kere daha tekrar edeceğiz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Bir kez daha ayağınıza, yüreğinize sağlık çocuklar&#8230;</span></p>
<p> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong>Bu da bizim Tribün <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong></strong><img class="aligncenter" src="http://img103.imageshack.us/img103/4742/27677001gb5.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yine-biz-cilgin-turkler/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Milli_takim.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>ÇILGIN TÜRKLER !..</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/cilgin-turkler/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/cilgin-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 21:51:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[arda]]></category>

		<category><![CDATA[çılgın türkler]]></category>

		<category><![CDATA[destan]]></category>

		<category><![CDATA[fatih terim]]></category>

		<category><![CDATA[galibiyet]]></category>

		<category><![CDATA[milli takım]]></category>

		<category><![CDATA[nihat]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye - Çek cumhuriyeti maçı]]></category>

		<category><![CDATA[zafer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[İŞTE ÇILGIN TÜRKLER !..

TÜRKİYE : 3 ÇEK CUMHURİYETİ : 2
İşte 2-0 geriye düştüğümüz halde pes etmeyen, çılgıncasına mücadele eden, Petr CECH gibi dünyanın bir numaralı kalecisine sahip ve dünya sıralamasında 7. sıradaki Çek Cumhuriyetini son 15 dakikada attıkları gollerle 3-2 mağlup eden milli takımımız.
Bize bu sevinci, bu gururu yaşatan Milli Takımımızla ne kadar gurur duysak az... Hepinize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">İŞTE ÇILGIN TÜRKLER !..</span></h1>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><img class="aligncenter" src="http://img366.imageshack.us/img366/2788/45890003qj8.png" border="0" alt="cilgin_turkler" width="488" height="318" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">TÜRKİYE : 3 ÇEK CUMHURİYETİ : 2</span></p>
<p>İşte 2-0 geriye düştüğümüz halde pes etmeyen, çılgıncasına mücadele eden, Petr CECH gibi dünyanın bir numaralı kalecisine sahip ve dünya sıralamasında 7. sıradaki Çek Cumhuriyetini son 15 dakikada attıkları gollerle 3-2 mağlup eden milli takımımız.<br />
Bize bu sevinci, bu gururu yaşatan Milli Takımımızla ne kadar gurur duysak az&#8230; Hepinize minnettarız, ayağınıza, yüreğinize sağlık çocuklar&#8230;<br />
<span style="color: #ff0000;">                      İŞTE MUHTEŞEM ZAFERİN MUHTEŞEM FOTOĞRAFLARI </span><a id="more-95"></a></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.sporx.com/images/1/187/1190_9997_1901_1084_B_sondakika001b.jpg" alt="" /></p>
<p><img src="http://www.sporx.com/images/galeri/189/6282/B_df6b696f3aa077ab3171240f14799b19.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics%5CSpor%5C1395%5C17423.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics%5CSpor%5C1395%5C17426.jpg" border="0" alt="" width="522" height="434" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17412.jpg" border="0" alt="" width="534" height="359" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17413.jpg" border="0" alt="" width="534" height="359" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17414.jpg" border="0" alt="" width="534" height="358" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17415.jpg" border="0" alt="" width="534" height="352" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17416.jpg" border="0" alt="" width="534" height="352" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17417.jpg" border="0" alt="" width="534" height="353" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17418.jpg" border="0" alt="" width="531" height="475" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics%5CSpor%5C1395%5C17436.jpg" border="0" alt="" width="533" height="461" /></p>
<p><img src="http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/pics/Spor/1395/17447.jpg" border="0" alt="" width="526" height="447" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/cilgin-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Yazıları 2 - Gerçek Aşk</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-2-gercek-ask/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-2-gercek-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 15:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[aşk yazıları]]></category>

		<category><![CDATA[aşkın gururu]]></category>

		<category><![CDATA[gerçek aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ilk aşk]]></category>

		<category><![CDATA[nişanlı]]></category>

		<category><![CDATA[ölümsüz aşk]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=26]

Telefonun alarm sesiyle uyandı, başında şiddetli bir ağrı vardı. “hiç canım işe gitmek istemiyor, arayıp gelemeyeceğimi söylesem mi acaba?” diye düşünürken el yordamıyla susturmak için telefonu arıyordu. Birden elini oynatamadığını fark etti, kafasını güçlükle kaldırdı, göğsünden kablolar sarkıyordu. Gözünü sağa çevirdiğinde elinin sargılarla kaplı olduğunu gördü. Alarm sesinin telefondan değil bağlı bulunduğu cihazlardan geldiğini anladığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img522.imageshack.us/img522/9359/39264319ox5.jpg" border="0" alt="ImageShack" width="470" height="192" /></pre>
<p>Telefonun alarm sesiyle uyandı, başında şiddetli bir ağrı vardı. “hiç canım işe gitmek istemiyor, arayıp gelemeyeceğimi söylesem mi acaba?” diye düşünürken el yordamıyla susturmak için telefonu arıyordu. Birden elini oynatamadığını fark etti, kafasını güçlükle kaldırdı, göğsünden kablolar sarkıyordu. Gözünü sağa çevirdiğinde elinin sargılarla kaplı olduğunu gördü. Alarm sesinin telefondan değil bağlı bulunduğu cihazlardan geldiğini anladığında ağzından istemsiz bir inilti çıktı. “doktor bey hastamız kendine geliyor” diyen hemşirenin sesi gitgide uzaklaşırken tekrar kendinden geçti.<a id="more-77"></a><br />
Saatler sonra kendine geldiğinde tüm vücudunun sargılarla kaplı olduğunu gördü. “Ne oldu bana, neredeyim ben?” dedi zorlukla. İçeri giren yaşlıca doktor ayakucundaki raporlara şöyle bir göz attıktan sonra yanına geldi ve “geçmiş olsun delikanlı, büyük bir yangından sağ kurtuldun” dedi “oradan sağ çıkman mucize, bir haftadır buradasın ve daha uzun süre bizimle kalman gerekecek” diye de ekledi.<br />
“yalvarırım oğlumuzu gösterin bize” diyen annesinin sesini tanıdı, doktorun “sadece iki dakika” demesiyle annesi, babası ve kız kardeşi içeri girdiler. Annesi “oğlum, yavrum” diye ağlıyor, babası ise “sus kadın çocuğun yanında ağlama” diye kızıyordu. Kız kardeşi ise sargılar içindeki eline sarılmış sessizce gözyaşı döküyordu. “Nazan nerede, o iyi mi?” diye sordu, “o iyi” dedi kardeşi “birkaç gün sonra taburcu olacak o zaman seni görmeye gelir”.<br />
Nazan onun nişanlısıydı, lisede başlayan aşkları aynı üniversiteyi kazanmalarıyla daha da büyümüş, beraber geçirdikleri üniversite hayatı ile bambaşka boyut kazanmıştı. Geçen yıllar aşklarını eskitmek şöyle dursun zirveye çıkarmıştı. En büyük hedefleri bir an önce okulu bitirip hayata atılarak evlenmekti, birbirlerine kavuşacakları günü iple çekiyorlardı. Bu hevesle okullarını hiç sene kaybetmeden bitirdiler, mezuniyetten hemen sonra kendisi askere giderken Nazan büyük bir şirkette işe başladı. Askerliğini kısa dönem er yapmak için bilerek asteğmenlik sınavını kazanmadı ki bir an önce sevdiğine kavuşabilsin. 6 aylık kısa dönem kendisine 6 yıl gibi gelmişti yine de. Terhisten hemen sonra nişanlandılar&#8230;<br />
İkisi de çok mutluydular nişanlı olduklarına inanamıyorlar, sürekli yüzüklerine bakıyorlardı.Nihayet kendisi de bir ay önce başka bir firmada işe girmişti.<br />
O gün ilk maaşını almıştı, nişanlısını akşam yemeğine çıkartmak için rezervasyon yaptırmış ve onu arayarak iş çıkışı kendisini almaya geleceğini bildirmişti. Çok mutluydu, yıllar süren bekleyiş sona erecek, hayaller nihayet gerçek olacaktı. Bu düşüncelerle bindiği taksiden nişanlısının işyerinin önünde indiğinde olağandışı bir kalabalık farketti, sirenler çalıyor, insanlar bir yöne doğru koşuşturuyorlardı. Nişanlısının çalıştığı şirketin yandığını farkettiğinde kalbi duracak gibi olmuştu, binadan çıkanların arasında Nazan&#8217;ı göremeyince deli gibi binaya koşmaya başladı. İtfayecilerin ve polislerin durdurmalarına aldırmadan içeri dalmış ve hiç beklemeden merdivenlere yönelmişti. Nazan&#8217;ın bulunduğu dördüncü kata vardığında dumandan boğulacak gibiydi, duvardaki yangın bölümünü farketti, ceketini çıkarıp kovadaki suyla iyice ıslattı ve koluna doladı, gömleğini yırtıp ağzını ve burnunu kapatacak şekilde maske yaptı ve hiç düşünmeden alevler içindeki koridora daldı. Nişanlısının odasına girdiğinde onu yerde baygın bulmuştu, kolundan ceketini çıkarıp onun yüzüne örtmüş ve kucakladığı gibi odadan çıkıp aşağıya doğru koşmaya başlamıştı. Fakat yangın alabildiğine büyümüş, geldiği yolları sarmıştı. Her yanının tarifsiz acılarla yandığını hissediyor ama gücünü kucağındaki nişanlısından alarak hiç durmuyordu. Çıkış kapısına varınca şok oldu, küçük bir koridorun sonunda bulunan kapının kirişleri çökmüş ve geçişi imkansız kılmıştı, sadece bel hizasının üstünde küçücük bir açıklık kalmıştı ama ikisinin birden çıkmasına imkan yoktu. O koridora girerse her ikisi için de ölüm kaçınılmazdı. Birkaç adım gerileyip bacaklarının bütün gücüyle kapıya doğru koşmaya başladı, alevler içindeki koridora daldığında artık yangını hissetmiyordu, son gücüyle kapıdaki küçük açıklıktan nişanlısını dışarı fırlattı ve olduğu yere yığıldı&#8230;<br />
Sonrasını ise doktordan öğrendi, içeriden baygın bir kızın fırlatıldığı anda tesadüfen o noktada bulunan itfaiyeciler bütün hortumlarını oraya çevirmişler ve yangının bir anlık gerilemesinden faydalanıp onu çıkarmayı başarmışlardı.<br />
Tedavi süreci çok zor geçiyordu, büyük acılar çekiyor ama nişanlısının desteği sayesinde katlanıyordu, “Nazan yanımda ya bu acılara katlanırım” diyordu kendi kendisine, Nazan&#8217;ın vücudunda yer yer yanıklar vardı ama onun koruması sayesinde yüzü aynı güzelliğini korumuştu. Günler geçiyor yavaş yavaş iyileşiyordu, onu hiç yalnız bırakmayan ailesi ve nişanlısı sayesinde morali de düzeliyordu. Ta ki sargılarının açıldığı güne kadar.<br />
Babasının yüzündeki dehşet ifadesini görmüştü, annesi ve nişanlısı birbirlerine sarılıp ağlamaya başlamışlardı, aynaya baktığında yıkıldı, insana benzer bir yanı kalmamıştı. Yüzü korkunçtu, kelimenin tam anlamıyla korkunç. Boğazı yırtılırcasına haykırmaya başladı, hemşireler sakinleştirici iğnelerle koşuşturana kadar bağırmaya devam etti&#8230;<br />
Günler geçmiş hastaneden taburcu olacağı günün gecesi gelmişti, odasında Nazanla yine tartışıyorlardı<br />
-”seni asla bırakmam, bütün hazırlıklarımız tamamlandı en kısa zamanda evleneceğiz” diyen Nazan&#8217;a acı acı gülümsedi, yanık yüzünde çarpık bir ifade belirmişti,<br />
-“merhamet seninkisi” dedi “ sana kaç kere söyledim seninle evlenmeyeceğim, bu suratla kimse evlenmez, seni kurtardığım için vefa gösteriyorsun ama istemiyorum” dedi. Nazan tam ağzını açacağı anda elini kaldırdı “ sus” dedi<br />
-“istemiyorum merhametini dedim, git artık kendine bir hayat kur bir daha da buraya sakın gelme”<br />
Nazan ağlamaya başladı “aşkım lütfen bana böyle davranma, seni seviyorum ben, yüzünü veya görünüşünü değil, seni” dedi<br />
-”saçmalama, bir süre sonra ne aşk kalır ne merhamet, böyle iğrenç bir suratla bir ömür geçmez. Düşünsene sokağa çıkınca herkes bize bakacak, şuna bak diyecekler böyle güzel bir kız böyle biriyle nasıl yaşar?”<br />
-”umurumda değil” dedi Nazan “bak benimde vücudumda da yanıklar var, sen yüzümü korumasaydın yüzüm de yanacaktı, o zaman sen beni terk mi edecektin?”<br />
-”Yeter, fazla uzatmaya gerek yok, ben seni istemiyorum, çık git hayatımdan artık” diyerek arkasını döndü, Nazan ağlayarak odadan çıkarken kendisini yatağa atıp zorla tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı, ağlamaktan bitap düşünce oracıkta uyuyakaldı.<br />
Saatler sonra uyandığında gece olmuştu, odası karanlıktı. Burnuna çok keskin ama çok tanıdık bir koku geldi, sanki boya kokusu gibi bir şeydi ama bir türlü ne olduğunu çıkartamadı. Karanlıkta birinin varlığını hissettiği anda “uyandın mı aşkım?” diyen Nazan&#8217;ın sesini tanıdı, “sen burada ne arıyorsun?” derken bir yandan da kokuyu tanımaya çalışıyordu. “sana geldim aşkım, seninle eşitlenmeye geldim” dedi Nazan. Birden kokuyu tanıdı, tinerdi bu koku. Aynı anda Nazanın elindeki çakmağı farketti, “hayır yapma” diye haykırırken Nazanın yüzü tıpkı meşale gibi bir anda alevler içinde kaldı.<br />
Haftalar sonra aynı odada sargıları açılırken Nazan&#8217;ın ilk sözleri “artık evlenelim aşkım” oldu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-2-gercek-ask/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Yaziyorumnoktanet/Yedi%20Karanfil-Hayallerim_Askim.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>Yağmur</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yagmur/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yagmur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 15:52:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[ağlamak]]></category>

		<category><![CDATA[çekip gittin]]></category>

		<category><![CDATA[gece]]></category>

		<category><![CDATA[gittiğin gece]]></category>

		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>

		<category><![CDATA[sensizlik]]></category>

		<category><![CDATA[sinem - yağmur]]></category>

		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<category><![CDATA[yoldaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=23]
Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
Yağmur gibiydi gözlerimin yaşı.
Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
Yağmur sanki gözlerimin sırdaşı.

Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
Yağmur sakladı gözlerimdeki yaşı.

Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
Yağmur oldu gözyaşımın yoldaşı.

Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
Yağmur oldu sensizliğin ilk başı.

Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;
yağmur ıslattı çekip gittiğin yolları.

Gittiğin gece yağmur vardı, ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<pre style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img512.imageshack.us/img512/9756/yagmur7nw8.jpg" alt="Yağmur" width="525" height="201" /></pre>
<p style="TEXT-ALIGN: left"><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur gibiydi gözlerimin yaşı.</strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur sanki gözlerimin sırdaşı.<a id="more-71"></a></strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur sakladı gözlerimdeki yaşı.</strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur oldu gözyaşımın yoldaşı.</strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur oldu sensizliğin ilk başı.</strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
yağmur ıslattı çekip gittiğin yolları.</strong></p>
<p><strong>Gittiğin gece yağmur vardı, ben ağladım;<br />
Yağmur yıkadı yüreğimden damlayan kanı</strong></p>
<p><strong>Sen gittin, yağmur vardı, ben ağladım<br />
İşte bu yüzdendir gözlerimin, her yağmurda seni hatırlayışı&#8230;<br />
</strong>                                                    31 Ocak 2007 saat 03:30</p>
<p>Bu şiiri geçen sene yazmış ve bir sitede yayınlamıştım. Geçenlerde nette gezerken tesadüfen buldum, hiç dururmuyum hemen alıp biraz eklemeler, değişiklikler yapıp burada yayınladım <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Her ne kadar acemi işi de olsa sizinle paylaşmak istedim. Affınıza sığınıyorum efendim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/yagmur/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Yaziyorumnoktanet/Sinem-Yagmur.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>Aşk Yazıları 1 -  İmkansız Aşk</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-1-imkansiz-ask/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-1-imkansiz-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 12:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[aşk çeşitleri]]></category>

		<category><![CDATA[ilk aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ilk görüşte aşk]]></category>

		<category><![CDATA[kara sevda]]></category>

		<category><![CDATA[ölümsüz aşk]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgiliye]]></category>

		<category><![CDATA[yasak aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-1-imkansiz-ask/</guid>
		<description><![CDATA[ [MEDIA=22]

Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı.
Sen elit bir aşk istiyordun, ben "amiyane tabirle" seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk.
Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> 
<p style="text-align: center"><img border="0" width="390" src="http://img377.imageshack.us/img377/8256/31581186vs2.jpg" alt="ImageShack" height="219" style="width: 465px; height: 182px" /></p>
<p>Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı.<br />
Sen elit bir aşk istiyordun, ben &#8220;amiyane tabirle&#8221; seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk.<a id="more-64"></a><br />
Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, ne sen çığlık atıyordun ne ben dümen kırıyordum.<br />
Sen yıldırım aşkı istiyordun, ben sırılsıklam seviyordum. Caddelerde akan yağmur suları gibiydik sevgilim, yanlış zamanda ve yanlış yerdeydik. Bir fırtına süresince saltanat sürüp, fırtına dinince ilk mazgaldan aşağı dökülecektik.<br />
Sen ölümsüz aşk istiyordun, ben ölümüne seviyordum. Neresinden baksan çıkmaz sokaktı sevdamız, Yolun sonuydu uçurumun başlangıcıydı, ne sen dengeni kaybediyordun ne ben dengemi yakalıyordum.<br />
Sen göz önünde aşk istiyordun, ben körü körüne seviyordum. Geceyle gündüz kadar farklıydı aşkımız, Samanyolunda yürüyecektik hani, ay ışığı rehberimiz yıldızlar şahidimiz olacaktı, oysa güneşin ilk ışıklarıyla ne ay ne de yıldızlar kalacaktı.<br />
Sen hijyenik bir aşk istiyordun, ben marazi seviyordum. Neresinden baksan hükümsüzdü aşkımız, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar gibiydik sevgilim, kullanma talimatı yoktu bu aşkın, kendi kendimizi zehirliyorduk.<br />
Sen destansı bir aşk istiyordun, ben şiir tadında seviyordum. Bir Atilla İLHAN şiiriydik sevgilim, “Ben sana mecburdum bilemezdin, adını mıh gibi aklımda tutuyordum, büyüdükçe büyüyordu gözlerin, içimi seninle ısıtıyordum.<br />
Sen güneştin ben kardan adam, o kadar keskin o kadar düzdü ki gerçekler, yaşamak için ayrılacak ya da ölmek için bir arada olacaktık sevgilim.<br />
Neresinden bakarsan imkânsızdı aşkımız&#8230;.<br />
<img align="right" width="83" src="http://signatures.mylivesignature.com/54486/165/4E50758345751D8E6420306B232FBB47.png" alt="galeni" height="56" style="width: 83px; height: 49px" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/ask-yazilari-1-imkansiz-ask/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Yaziyorumnoktanet/Erol_Evgin_Imkansiz_Ask.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>Babam</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/babam/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/babam/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 23:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[babam ve oğlum]]></category>

		<category><![CDATA[doktor]]></category>

		<category><![CDATA[hastalık]]></category>

		<category><![CDATA[hastane]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/babam/</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=20] 

Başımı cama yaslıyorum, neresi olduğunu bilmediğim küçük bir Karadeniz kasabasından geçiyoruz, hava henüz kararmış, otobüs kırmızı ışıkta durunca gözüm evlerin ışıklı pencerelerine takılıyor, çekilmemiş perdelerin ardında çok kısa bir an gördüğüm siluetleri düşünüyorum. Acaba onların hayatları nasıldır? Nelere güler nelere üzülürler? Onların babaları da benim babam gibi hastamıdır, kaçı bilir benim gibi babasının kurtuluşunun olmadığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ </p>
<p>Başımı cama yaslıyorum, neresi olduğunu bilmediğim küçük bir Karadeniz kasabasından geçiyoruz, hava henüz kararmış, otobüs kırmızı ışıkta durunca gözüm evlerin ışıklı pencerelerine takılıyor, çekilmemiş perdelerin ardında çok kısa bir an gördüğüm siluetleri düşünüyorum. Acaba onların hayatları nasıldır? Nelere güler nelere üzülürler? Onların babaları da benim babam gibi hastamıdır, kaçı bilir benim gibi babasının kurtuluşunun olmadığını ve hangisi bu ağır yükün altında ezilmektedir de söyleyemez kimseye.<a id="more-59"></a></p>
<p>İşyerimdeyim, içimde bir sıkıntı var. Telefonda Ayşe ablanın sesi bir garip geliyor, yanındakilere sezdirmemeye çalışanların yapmacık ses tonuyla konuşuyor, bir terslik olmalı ama ne? “ben seni sonra ararım” dedi ve kapattı. Bugün annemle beraber babamı doktora götüreceklerdi, aklım onlarda. Bir türlü haber alamadım, ne zaman arasam sonraya bırakılıyor. Tekrar arasam mı? Arıyorum…<br />
Birden kapı açılıyor içeri gürültülü bir grup giriyor, kocaman bir pastayı önüme koyuyorlar, bugün benim doğum günüm, bana sürpriz yapmışlar. Sarılanlar, öpenler, “haydi aç hediyeni” diyenler, tek kelime çıkmıyor ağzımdan. Bugün benim doğum günüm, kafamda Ayşe ablanın telefondaki keder yüklü sesi yankılanıyor “baban kanser olmuş uğur”…</p>
<p>Çernobil’e maruz kalan memleketimde en yaygın hastalık olmuş kanser. Neredeyse her ev kanserle tanışmış, ecelin adı “kanser” olmuş buralarda Çernobil faciasıyla.</p>
<p>Güneş yüksek binaların arkasından tozlu pembe bir ışık yaymaya başladı, bu yükseklikten Ankara manzarası çok güzel görünüyor. Makineden alınma plastik bardaktaki ruhsuz kahveden bir yudum alıyorum, iyice soğumuş, kaç saattir önümde acaba? Bu camın önünde sabahlamışım farkında değilim. Askeri hastanenin teras katındaki kafeteryadayım. Rize’deki doktor “büyük bir hastaneye gidin, ameliyattan sonra kemoterapi görmesi gerek” deyince apar topar Ankara’ya getirdik. Hastane çok büyük, çok modern, çok disiplinli iyi bakarlar diye düşündük. Etraf hareketlenmeye başlarken ben kalkıyorum, bugün tahlil sonuçları çıkacak, onları alıp profesöre göstermem gerek.</p>
<p>“beni eve götür, torunlarımı son defa göreyim” diyor babam çaresizlik yüklü bir sesle. Kızıyorum, söyleniyorum. “Sen böyle moralini bozacaksan hiç uğraşmayalım” diyorum. Keşke profesörle konuşmaya gelmesine izin vermeseydim. &#8220;Kalacak yeriniz var mı?&#8221;  diyor profesör, &#8220;neden&#8221; diyorum “Sonuçlar beklediğimiz gibi değil” diyor, “bir ameliyat daha yapmamız lazım”. Birkaç yere telefon açıp 15 gün sonrasına randevu veriyor.</p>
<p>Ankara Kızılay meydanında amaçsızca dolaşıyorum, yalnızım, bütün yüzler yabancı bana. Bu koskoca şehirde iki kelime edecek kimsem yok. Dertleşecek birilerine öyle ihtiyacım var ki. Telefonum sürekli çalıyor, akrabalar dostlar arıyorlar. Herkese aynı şeyleri söylüyorum, artık otomatiğe bağladım. “İkinci ameliyat ilkinden daha iyi geçti” diyorum, “kendisi şu anda çok iyi, hastane süper” diyorum. Yalan söylüyorum…<br />
Hastane gerçekten süper , “Asistanlar alabildiğine ukala, hemşireler duygusuz, hiç kimsenin umurunda bile değiliz. En basit bir soru için bile fırça yemeyipte cevap alamazsak şanslıyız” diyemiyorum. Hepsine lanet okuyorum.</p>
<p>Hastane koridorundayım, doktorun odasının önü çok kalabalık, insanlar ellerinde tahlil sonuçları ile doktorun gelişini bekliyorlar. Benim elimde bir şey yok, gömlek cebimde içinde 800 milyon Türk lirası olan uzunlamasına bir zarf var. Kalabalığın kapıya doğru hareketlenmesinden doktorun gelmekte olduğunu anlıyorum. İstifimi bozmuyorum benim acelem yok en son girsem de olur. Doktor kapıyı açıyor, kalabalığın arkasına doğru bakıp beni görüyor, eliyle işaret ederek “delikanlı sen gel” diyor. İçeri giriyorum, “babanın önceki 2 ameliyatında kanserli hücreleri iyi temizlememişler” diye meslektaşlarını kötülemeye başlıyor, kendisinin yaptığı ameliyat iyi geçmiş, keşke önce ona gelseymişiz falan diyor. Saçları bembeyaz,60 yaşlarındaki, bölüm dalı başkanlığı koltuğunda oturan profesör gözümün içine bakarak yalan konuşuyor, oysa ben biliyorum babamın hastalığının son aşamaya geldiğini, kemoterapinin sonuç vermediğini, artık yapacak bir şey kalmadığını, bu adamın sırf para için bu ameliyatı yaptığını da biliyorum. Gerisini dinlemiyorum zarfı verip çıkıyorum.</p>
<p>O kadar çaresizdim ki, Babam kemoterapiden sonra tekrar Ankara’ya gitmek istemiyor, bende onu Trabzon’daki üniversite hastanesine götürüyorum, ilk önce gittiğimiz onkolojinin Profesörü bana gizlice söylüyor her şeyi, “yapacak bir şey kalmamış evlat” diyor. Odadan çıkıyorum herkesin gözü bende. Babama bakıyorum, gözlerinde beklentiyle bana bakıyor, son bir gayretle yalan konuşuyorum “kemoterapi iyi geçmiş” diyorum. “şimdi de ürolojiye gidelim” diyor babam, gidiyoruz. Bölüm dalı başkanı profesör sırf para için 3. ameliyatı icat ediyor, elim kolum bağlı, babama bunu söyleyemem ki, umutla “bu ameliyattan sonra iyileşir miyim?” diye soruyor. Konuşamıyorum sadece başımı sallıyorum. Güçlü olmam lazım, tüm yük benim üstümde, annem, ablam ve herkes benim gözüme bakıyor, ben eğilirsem hepsi yıkılır, dik durmam lazım. Toparlanıyorum.<br />
Bir yerlerde Volkan Konak’ın “Cerrahpaşa” sı çalıyor, “doktorlar da ne bilir ciğerin acısını” diyor. Sadece doktorlar değil, kimse kimsenin derdine aldırmıyor, sadece ciğerim değil, kalbim de cayır cayır yanıyor. O günlerde herkesten nefret ediyorum. Acaba bir gün tekrar insanlara güven duyabilecek miyim?</p>
<p>Ablamla yan yana koltuklarda oturuyoruz, karşımızda babam yatağında yatıyor. Artık bilinci kapandı, sadece nefes alıp veriyor. Hastaneden eve getireli üç gün oldu, dünden beri bu şekilde yatıyor. Akrabalar burada, dayım, yengem, amcamlar, kuzenler hepsi bizdeler. Ramazan ayındayız, hepimiz oruçluyuz ama evde kimse iftar yapmıyor. Birden nefes alıp verişi hızlandı, ben anlıyorum ablama “sen dışarı çık” diyorum, çıkmak istemiyor.<br />
Önce abim le yengem koşuşturuyorlar, sonra evdekiler. Birkaç dakika geçiyor, “bitti mi?” diyorum, yengem “bitti” diyor. Ayağa kalkıyorum odama gidip kapıyı kapatıyorum.<br />
Sekiz aydır güçlü görünmeye, dik durmaya çalışırken ertelediğim gözyaşlarım akmaya başlıyor, artık kendimi tutmama gerek yok,<br />
Ağlıyorum…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/babam/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Yaziyorumnoktanet/VolkanKONAK-CERRAHPASA.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>Mahşer-i Cümbüş (Anında Görüntü)</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/mahser-i-cumbus-aninda-goruntu/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/mahser-i-cumbus-aninda-goruntu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 18:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[aninda  goruntu]]></category>

		<category><![CDATA[Mahşer-i  Cümbüş]]></category>

		<category><![CDATA[mahşericümbüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/mahser-i-cumbus-aninda-goruntu/</guid>
		<description><![CDATA[

Aşk, meşk, yalnızlık, hüzün konularına biraz ara verelim.

Efendim geçen hafta EMPULA ile beraber Trabzondaydık. Fox Tv ekranlarında her haftasonu kaçırmadan izlediğimiz Mahşer-i Cümbüş grubunun Trabzon'a geleceğini öğrenipte gitmemek olmazdı.Nodry Trabzon'da dersaneye gittiği için bizi zamanında haberdar etmişti. Hemen biletleri aldırdık, çünkü kısa zamanda tükeneceğini biliyorduk. Gösteri günü Rize'nin Fındıklı'sından Trabzon'a doğru yola çıktık.






Araba kullanmaktan hoşlanmadığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img src="http://img100.imageshack.us/img100/8610/24xi5.jpg" alt="Mahşeri cümbüş" /></p>
<p>Aşk, meşk, yalnızlık, hüzün konularına biraz ara verelim.</p>
<p>Efendim geçen hafta EMPULA ile beraber Trabzondaydık. Fox Tv ekranlarında her haftasonu kaçırmadan izlediğimiz Mahşer-i Cümbüş grubunun Trabzon&#8217;a geleceğini öğrenipte gitmemek olmazdı.Nodry Trabzon&#8217;da dersaneye gittiği için bizi zamanında haberdar etmişti. Hemen biletleri aldırdık, çünkü kısa zamanda tükeneceğini biliyorduk. Gösteri günü Rize&#8217;nin Fındıklı&#8217;sından Trabzon&#8217;a doğru yola çıktık.</p>
<p><a id="more-45"></a></p>
<table border="1" cellSpacing="1" borderColor="#00ffff" id="table1">
<tr>
<td height="348" width="225" vAlign="top">
<p style="text-align: left"><img width="221" src="http://img186.imageshack.us/img186/7103/02gr5.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="309" /><br />
Araba kullanmaktan hoşlanmadığım için otobüsle yola çıktık.</td>
<td height="348" width="231" vAlign="top">
<p style="text-align: left"><img width="225" src="http://img186.imageshack.us/img186/9061/01rt9.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="302" /><br />
Üç saatlik yolda sigara krizi tutan EMPULA ilk mola yerinde sevgilisine kavuşur gibi sarıldı sigaraya <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="center"><img width="225" src="http://img205.imageshack.us/img205/2944/03wu0.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="347" /></p>
<p>Nihayet Trabzon&#8217;dayız. NoDry ile buluşma anı&#8230;</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img100.imageshack.us/img100/6952/05nw0.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="292" /></p>
<p>Hal hatır faslından sonra kahvaltı yapmak için bizi &#8220;Vosporus&#8221; isimli<br />
kafeye götürüyor.</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img186.imageshack.us/img186/759/08od2.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="283" /></p>
<p>Menemen, çay ve tostlardan oluşan kahvaltımızı ediyoruz. (laf aramızda<br />
menemen mükemmeldi)</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img142.imageshack.us/img142/4754/09gr1.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="299" /> NoDry&#8217;ın tavla turnuvası önerisini kabul ediyorum. Ve Turnuva sonucu:<br />
Resimde NoDry&#8217;ın akibetini görüyoruz. (koltukaltına al da evde çalışırsın <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> )</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img186.imageshack.us/img186/63/10fv9.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="225" /><br />
O da turnuva ikincisi olup emaneti EMPULA&#8217;ya devretti <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="246" src="http://img254.imageshack.us/img254/6482/11dm7.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="178" /><br />
Mahşer-i Cümbüş&#8217;ün afişi önünde resim çektirelim dedik, caddede trafik durdu.</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="219" src="http://img142.imageshack.us/img142/2241/12ta6.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="286" /><br />
Trabzon&#8217;un &#8220;İstiklal Caddesi&#8221; Uzun Sokakta NoDry ile koyu bir sohbete<br />
dalmışız.</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img241.imageshack.us/img241/9310/15iq3.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="223" /> Caddeye perspektif bir bakış.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img142.imageshack.us/img142/2748/16up4.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="239" /><br />
Sıra alışverişe gelmişti. Lc Waikiki mağazasının yolunu tuttuk.</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img205.imageshack.us/img205/9099/17gl4.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="269" /><br />
Şunu da deneyelim bunu da deneyelim derken rafları boşaltmaya başladık <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img100.imageshack.us/img100/354/18ov6.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="268" /><br />
Resmimizi çekecek kimseyi bulamadık, biz de aynadan çektik <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="242" src="http://img254.imageshack.us/img254/4733/19jx3.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="225" /><br />
EMPULA arka plandaki mankenle yarışıyor sanki.</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img241.imageshack.us/img241/2452/20tm6.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="221" /><br />
Nuro ile buluşup NoDry&#8217;ın evine gidiyoruz.</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img501.imageshack.us/img501/2029/22fr0.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="197" /><br />
Biletleri sakladığı yerden çıkarıyor, Bilgisayarını formatlamazsak yakacağını söylüyor <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
</tr>
<tr>
<td height="272" width="225" vAlign="top"><img width="225" src="http://img294.imageshack.us/img294/9931/23mm9.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="232" /><br />
Görmemişin bileti olmuş&#8230;. :))</td>
<td height="272" width="231" vAlign="top"><img width="225" src="http://img100.imageshack.us/img100/2628/21ox7.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="251" /><br />
Nuro maharetini konuşturuyor, menüde salamlı tost var.</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img254.imageshack.us/img254/1549/26yk4.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="189" /><br />
İşte kültürlü insan olmak böyle bir şey. Herkes bir şeyler yerken ben orada bile okuyorum <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img205.imageshack.us/img205/2659/30ki4.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="241" /></p>
<p>Oradan gece kalacağımız JUTFORY&#8217;nin evine geçiyoruz.</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img186.imageshack.us/img186/3397/31by6.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="219" /><br />
Ve gösterinin yapılacağı Karadeniz Teknik Üniversitesi AKM salonunun fuayesindeyiz.</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img241.imageshack.us/img241/6977/32iu3.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="217" /><br />
Buraya oturmamamız gerektiği uyarısını aldığımız için suratlarımız asık <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img241.imageshack.us/img241/8431/35ah4.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="217" /><br />
Ve işte beklenen an geldi. Mahşer-i Cümbüş sahneye çıkıyor&#8230;</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="center"><img width="225" src="http://img501.imageshack.us/img501/3065/34ap5.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="216" /><br />
Onlar geleneksel Türk doğaçlama tiyatrosunun modern temsilcileri,</td>
</tr>
<tr>
<td width="225" vAlign="top">
<p align="left"><img width="225" src="http://img294.imageshack.us/img294/3821/36vy8.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="257" /><br />
Gösterileri her zamanki gibi muhteşemdi. Çok keyifli 2 saat geçirdik.</td>
<td width="231" vAlign="top">
<p align="left"><img width="243" src="http://img241.imageshack.us/img241/6339/37nu3.jpg" alt="mahseri cumbus, trabzon gösterisi," height="206" /><br />
Ve eve dönmeden önce LOST tadında son bir fotoğraf çektiriyoruz <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </td>
</tr>
</table>
<p>Ve EMPULA&#8217;nın Kamerasından Mahşer-i Cümbüş Trabzon Gösterisi</p>
<p><object width="425" height="373"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/n1S2LVB--nc&#038;hl=en&#038;color1=0x5d1719&#038;color2=0xcd311b&#038;border=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/n1S2LVB--nc&#038;hl=en&#038;color1=0x5d1719&#038;color2=0xcd311b&#038;border=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="373"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/mahser-i-cumbus-aninda-goruntu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Büyüklere Masallar</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/buyuklere-masallar/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/buyuklere-masallar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2008 11:41:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[ahlak]]></category>

		<category><![CDATA[binbir gece]]></category>

		<category><![CDATA[dilimiz]]></category>

		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>

		<category><![CDATA[kitap]]></category>

		<category><![CDATA[masal]]></category>

		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<category><![CDATA[şehrazat]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon dizileri]]></category>

		<category><![CDATA[türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/buyuklere-masallar/</guid>
		<description><![CDATA[

      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…

     Uzak diyarlardan birinde güzel mi güzel bir ülke varmış. Ülkenin şahı Şehriyar günün birinde Şehrazat isminde ceylan gözlü, dolunay yüzlü bir güzele sevdalanmış. İlk fırsatta Şehrazat'a aşkını ilan eden şah, aynı gün ona evlenme de teklif etmiş. Ama ne var ki Şah Şehriyar pek yakışıklı sayılmazmış, bu yüzden önce tereddüt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img border="0" width="600" src="http://img132.imageshack.us/img132/2277/52329579bl5.jpg" alt="Buyuklere_Masallar" height="200" style="width: 532px; height: 165px" /></p>
<p>      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…</p>
<p>     Uzak diyarlardan birinde güzel mi güzel bir ülke varmış. Ülkenin şahı Şehriyar günün birinde Şehrazat isminde ceylan gözlü, dolunay yüzlü bir güzele sevdalanmış. İlk fırsatta Şehrazat&#8217;a aşkını ilan eden şah, aynı gün ona evlenme de teklif etmiş. Ama ne var ki Şah Şehriyar pek yakışıklı sayılmazmış, bu yüzden önce tereddüt eden Şehrazat, Şah&#8217;ın 150.000 Dolarlık teklifi karşısında yelkenleri suya indiriverip teklifi kabul etmiş.</p>
<p>     Ne oldu? Niye şaşırdınız? Bu sizin bildiğiniz Binbir gece Masalları değil, bizim bildiğimiz, daha doğrusu izlediğimiz Binbir gece Masalları. Zaten yazının adı da &#8220;Büyüklere Masallar&#8221;<a id="more-47"></a></p>
<p>     Efendim nerede kalmıştık? Şah ve Şehrazat, Çırağan Sarayında sosyetenin katıldığı son derece görkemli bir düğünle evlenedursunlar ülkenin diğer ucunda Rapunzel sevgilisini kuleye aldığı için töre cinayetine kurban gitmiş. Aile meclisi kararıyla Rapunzel&#8217;i öldüren amcasının oğlu Robin Hood ise hapishane ağalığını ele geçirmiş ve zenginden alıp cebe atmaya başlamış. Ne dediniz? Zenginden alıp fakiremi vermeliydi? Siz bu masalı hangi kanalda izlediniz ki? Ne, kitapta mı okudunuz? Pardon kitap ne ki? Biz bu masalları televizyonda izliyoruz.</p>
<p>     Neyse biz masalımıza devam edelim, tam o günlerde Kırk Haramiler aşiretinin reisi olan Ali Baba, kan davalısı Peter Pan&#8217;ı bulmak için şehre gelmiş. Peter Pan&#8217;ın baş belası korsan Kaptan Kanca&#8217;ya ne mi oldu dediniz? O korsanlığı bırakıp korsan cd işine girmiş ama yakalanmış. Şimdi kapkaççılıktan ceza alan Pinokyo ve lambanın cinini içki masasında bıçaklayıp müebbet hapis cezası alan Alaattin ile aynı cezaevinde yatıyormuş.</p>
<p>     Biz tekrar düğüne dönelim, paparazziler düğünden tek kare resim alabilmek için birbirini ezerken bir anda silahlar patlamış ve ortalık kan gölüne dönmüş. Meğer aynı kıza aşık olan Keloğlan ile Denizci Simbad düğünde karşılaşınca silahlara sarılmışlar. Bu hengâmeden faydalanan Pamuk Prenses ve Yedi cüceler fidye istemek maksadıyla gelini kaçırmışlar. Bu arada külkedisinin kazan dairesine yerleştirdiği saatli bomba geri sayım yapmaya başlamışken masalın bu bölümü bitivermiş…</p>
<p>     Ne dediniz? Çok mu saçma bir masal? Siz son zamanlarda hiç televizyon izlemediniz herhalde? Sizi temin ederim televizyonda dizi adı altında oynayan garabetlerden daha saçma ve daha yozlaştırıcı değil bu masal. Gençlere &#8220;düzeyli ilişki&#8221; adı altında ahlaksızlığı pompalayan, ihaneti normal gösterip seviyesizliğe özendiren ve en önemlisi güzel Türkçemizi her türlü şivenin en kötü kullanımıyla katleden bu dizilerden bin kat daha iyi bu masal. Bu arada sakın şivelere karşı olduğumu sanmayın, bizzat ben bir Laz olarak en belirgin şivelerden birinin konuşulduğu yöredenim. Ama bu dizilerde sadece Türkçemiz değil dilimizin yapıtaşlarını oluşturan şivelerimiz de katlediliyor.</p>
<p>     Bunların neden olduğu yozlaşmaya şöyle bir göz atacak olursak, en seviyeli, en izlenebilir dediğimiz dizilerde bile töre cinayeti, ağalık düzeni, adam kaçırma, çeteler, adam vurma, kapkaç, tecavüz, ihanet, yalan, dolan, iftira ve aklın almadığı bir çok rezalet insanlara normalmiş gibi gösteriliyor. Bunların yanında bir zamanların efsane dizisi Dallas&#8217;ın Ceyar&#8217;ı bile acemi kalır. Ki biz Ceyar&#8217;ın masum entrikalarına bile bela okuyan neslin çocuklarıyız.</p>
<p>     Bu gidişe bir dur demeye bizim gücümüz yetmez, ama çocuklarımızı ve en önemlisi gençlerimizi bu garabetlerden uzak tutabilirsek, seviye adı altında seviyesizliği benimsemezler, ihaneti aşkın cilvesi sanıp, ahlâksızlığı yaşam tarzı edinmezler. Bu sayede biz de nebze olsun geleceğe yatırım yapmış sayılabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/buyuklere-masallar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Alıp Başını Gitmeli!..</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/index.php/alip-basini-gitmeli/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/index.php/alip-basini-gitmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 22:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[alıp başını Gitmek]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[gidiyorum]]></category>

		<category><![CDATA[Kazım KOyuncu]]></category>

		<category><![CDATA[küslük]]></category>

		<category><![CDATA[pişmanlık]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<category><![CDATA[yürümek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/index.php/alip-basini-gitmeli/</guid>
		<description><![CDATA[
Lütfen bu yazıyı şarkıyı dinleyerek okuyunuz!..
[MEDIA=15]

İşte gidiyorum / Bir şey demeden
Arkamı dönmeden / Şikâyet etmeden...

Şimdi gitmek zamanı..

Ardı ardına kıyıya vuran dalgalar gibi düşünmeden sonunu,
Aman vermeden vazgeçmelere ve vazgeçme fırsatı tanımadan düşüncelere,
Kimseye bir şey demeden, kimseye hesap vermek zorunda hissetmeden,
En iyisi başımı hala dik tutabiliyorken, arkamı dönmeden, şikâyet etmeden alıp başını gitmeli…

Hiçbir şey almadan / Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align: center"><font color="#ff0000">Lütfen bu yazıyı şarkıyı dinleyerek okuyunuz!..</font></h6>
<h6 style="text-align: center"></h6>
<h6 style="text-align: center"><img border="0" width="275" src="http://img183.imageshack.us/img183/5715/73361729gt1.jpg" alt="Alip basini gitmek" height="275" style="width: 434px; height: 160px" /></h6>
<p><strong><em><font color="#b24c94">İşte gidiyorum / Bir şey demeden<br />
Arkamı dönmeden / Şikâyet etmeden&#8230;</font></em></strong></p>
<p>Şimdi gitmek zamanı..<img border="0" width="446" src="http://img403.imageshack.us/img403/8775/yalnzlksp7.jpg" alt="Yalnızlık" height="397" style="width: 1px; height: 1px" /></p>
<p>Ardı ardına kıyıya vuran dalgalar gibi düşünmeden sonunu,<br />
Aman vermeden vazgeçmelere ve vazgeçme fırsatı tanımadan düşüncelere,<br />
Kimseye bir şey demeden, kimseye hesap vermek zorunda hissetmeden,<br />
En iyisi başımı hala dik tutabiliyorken, arkamı dönmeden, şikâyet etmeden alıp başını gitmeli…<a id="more-41"></a></p>
<p><font color="#b24c94"><strong><em>Hiçbir şey almadan / Bir şey vermeden<br />
Yol ayrılmış / görmeden gidiyorum&#8230;</em></strong></font></p>
<p>Gözünü yerden kaldırmadan yürümeli şimdi, kimseyle göz göze gelipte fırsat vermemeli o suale &#8220;nereye?&#8221;.<br />
Yol ayrılsa da dümdüz gitmeli, görmeden özlemeli gideceğin yerleri, neresi diye düşünmemeli,<br />
Sadece yüzünü dönüp uzak ufuklara, sislerin ardını merak etmeli,<br />
En iyisi borçlu çıkmadan hayata, hiçbir şey almadan, bir şey vermeden alıp başını gitmeli…</p>
<p style="text-align: center"><img border="0" width="402" src="http://img152.imageshack.us/img152/428/99486216si2.jpg" alt="Alıp başını gitmek" height="176" /></p>
<p><font color="#b24c94"><strong><em>Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde / Yürüyorum sanki senin yanında<br />
Sesin uzaklaşır her bir Adımda / Ayak izim kalmadan gidiyorum&#8230;</em></strong></font></p>
<p>Soluksuz bir geceye dalmalı şimdi, sensizliğe alışmaktan daha karanlık bir geceye,<br />
Öyle ki sesin uzaklaşmalı adım adım, sen hala içimde haykırsan da tüm gücünle,<br />
Yürümeli henüz kalbimde ne küslük ne pişmanlık olmamışken,<br />
En iyisi ayak izim kalmadan ve geride hayat izim kalmadan alıp başını gitmeli…</p>
<p><strong><em><font color="#b24c94">Geldiğinde kalbimde kırılmadı / Gönül kuşu şarkıdan yorulmadı<br />
Bana kimse sen gibi sarılmadı / Işığımız sönmeden gidiyorum&#8230;</font></em></strong></p>
<p>Şarkıların en yürekten söylendiği diyarlara gitmeli şimdi, yorulmadan, zamana esir olmadan gitmeli,<br />
En uzak, en karanlık ve en ıssız yerleri aramalı, ta en uca varmalı da oradan daha ötesi olmamalı,<br />
Sevdaların baştan çıkarıcı olmadığı yerler olmalı ki bir daha kimse bana sen gibi sarılmamalı,<br />
En iyisi ışığımız sönmeden, aşk geri dönmeden, alıp başını gitmeli&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/index.php/alip-basini-gitmeli/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/KAZIM_KOYUNCU-Gidiyorum.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
	</channel>
</rss>
