Yazi-Yorum Nokta Net

Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini

Aşk Yazıları 2 - Gerçek Aşk

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.
ImageShack

Telefonun alarm sesiyle uyandı, başında şiddetli bir ağrı vardı. “hiç canım işe gitmek istemiyor, arayıp gelemeyeceğimi söylesem mi acaba?” diye düşünürken el yordamıyla susturmak için telefonu arıyordu. Birden elini oynatamadığını fark etti, kafasını güçlükle kaldırdı, göğsünden kablolar sarkıyordu. Gözünü sağa çevirdiğinde elinin sargılarla kaplı olduğunu gördü. Alarm sesinin telefondan değil bağlı bulunduğu cihazlardan geldiğini anladığında ağzından istemsiz bir inilti çıktı. “doktor bey hastamız kendine geliyor” diyen hemşirenin sesi gitgide uzaklaşırken tekrar kendinden geçti.
Saatler sonra kendine geldiğinde tüm vücudunun sargılarla kaplı olduğunu gördü. “Ne oldu bana, neredeyim ben?” dedi zorlukla. İçeri giren yaşlıca doktor ayakucundaki raporlara şöyle bir göz attıktan sonra yanına geldi ve “geçmiş olsun delikanlı, büyük bir yangından sağ kurtuldun” dedi “oradan sağ çıkman mucize, bir haftadır buradasın ve daha uzun süre bizimle kalman gerekecek” diye de ekledi.
“yalvarırım oğlumuzu gösterin bize” diyen annesinin sesini tanıdı, doktorun “sadece iki dakika” demesiyle annesi, babası ve kız kardeşi içeri girdiler. Annesi “oğlum, yavrum” diye ağlıyor, babası ise “sus kadın çocuğun yanında ağlama” diye kızıyordu. Kız kardeşi ise sargılar içindeki eline sarılmış sessizce gözyaşı döküyordu. “Nazan nerede, o iyi mi?” diye sordu, “o iyi” dedi kardeşi “birkaç gün sonra taburcu olacak o zaman seni görmeye gelir”.
Nazan onun nişanlısıydı, lisede başlayan aşkları aynı üniversiteyi kazanmalarıyla daha da büyümüş, beraber geçirdikleri üniversite hayatı ile bambaşka boyut kazanmıştı. Geçen yıllar aşklarını eskitmek şöyle dursun zirveye çıkarmıştı. En büyük hedefleri bir an önce okulu bitirip hayata atılarak evlenmekti, birbirlerine kavuşacakları günü iple çekiyorlardı. Bu hevesle okullarını hiç sene kaybetmeden bitirdiler, mezuniyetten hemen sonra kendisi askere giderken Nazan büyük bir şirkette işe başladı. Askerliğini kısa dönem er yapmak için bilerek asteğmenlik sınavını kazanmadı ki bir an önce sevdiğine kavuşabilsin. 6 aylık kısa dönem kendisine 6 yıl gibi gelmişti yine de. Terhisten hemen sonra nişanlandılar…
İkisi de çok mutluydular nişanlı olduklarına inanamıyorlar, sürekli yüzüklerine bakıyorlardı.Nihayet kendisi de bir ay önce başka bir firmada işe girmişti.
O gün ilk maaşını almıştı, nişanlısını akşam yemeğine çıkartmak için rezervasyon yaptırmış ve onu arayarak iş çıkışı kendisini almaya geleceğini bildirmişti. Çok mutluydu, yıllar süren bekleyiş sona erecek, hayaller nihayet gerçek olacaktı. Bu düşüncelerle bindiği taksiden nişanlısının işyerinin önünde indiğinde olağandışı bir kalabalık farketti, sirenler çalıyor, insanlar bir yöne doğru koşuşturuyorlardı. Nişanlısının çalıştığı şirketin yandığını farkettiğinde kalbi duracak gibi olmuştu, binadan çıkanların arasında Nazan’ı göremeyince deli gibi binaya koşmaya başladı. İtfayecilerin ve polislerin durdurmalarına aldırmadan içeri dalmış ve hiç beklemeden merdivenlere yönelmişti. Nazan’ın bulunduğu dördüncü kata vardığında dumandan boğulacak gibiydi, duvardaki yangın bölümünü farketti, ceketini çıkarıp kovadaki suyla iyice ıslattı ve koluna doladı, gömleğini yırtıp ağzını ve burnunu kapatacak şekilde maske yaptı ve hiç düşünmeden alevler içindeki koridora daldı. Nişanlısının odasına girdiğinde onu yerde baygın bulmuştu, kolundan ceketini çıkarıp onun yüzüne örtmüş ve kucakladığı gibi odadan çıkıp aşağıya doğru koşmaya başlamıştı. Fakat yangın alabildiğine büyümüş, geldiği yolları sarmıştı. Her yanının tarifsiz acılarla yandığını hissediyor ama gücünü kucağındaki nişanlısından alarak hiç durmuyordu. Çıkış kapısına varınca şok oldu, küçük bir koridorun sonunda bulunan kapının kirişleri çökmüş ve geçişi imkansız kılmıştı, sadece bel hizasının üstünde küçücük bir açıklık kalmıştı ama ikisinin birden çıkmasına imkan yoktu. O koridora girerse her ikisi için de ölüm kaçınılmazdı. Birkaç adım gerileyip bacaklarının bütün gücüyle kapıya doğru koşmaya başladı, alevler içindeki koridora daldığında artık yangını hissetmiyordu, son gücüyle kapıdaki küçük açıklıktan nişanlısını dışarı fırlattı ve olduğu yere yığıldı…
Sonrasını ise doktordan öğrendi, içeriden baygın bir kızın fırlatıldığı anda tesadüfen o noktada bulunan itfaiyeciler bütün hortumlarını oraya çevirmişler ve yangının bir anlık gerilemesinden faydalanıp onu çıkarmayı başarmışlardı.
Tedavi süreci çok zor geçiyordu, büyük acılar çekiyor ama nişanlısının desteği sayesinde katlanıyordu, “Nazan yanımda ya bu acılara katlanırım” diyordu kendi kendisine, Nazan’ın vücudunda yer yer yanıklar vardı ama onun koruması sayesinde yüzü aynı güzelliğini korumuştu. Günler geçiyor yavaş yavaş iyileşiyordu, onu hiç yalnız bırakmayan ailesi ve nişanlısı sayesinde morali de düzeliyordu. Ta ki sargılarının açıldığı güne kadar.
Babasının yüzündeki dehşet ifadesini görmüştü, annesi ve nişanlısı birbirlerine sarılıp ağlamaya başlamışlardı, aynaya baktığında yıkıldı, insana benzer bir yanı kalmamıştı. Yüzü korkunçtu, kelimenin tam anlamıyla korkunç. Boğazı yırtılırcasına haykırmaya başladı, hemşireler sakinleştirici iğnelerle koşuşturana kadar bağırmaya devam etti…
Günler geçmiş hastaneden taburcu olacağı günün gecesi gelmişti, odasında Nazanla yine tartışıyorlardı
-”seni asla bırakmam, bütün hazırlıklarımız tamamlandı en kısa zamanda evleneceğiz” diyen Nazan’a acı acı gülümsedi, yanık yüzünde çarpık bir ifade belirmişti,
-“merhamet seninkisi” dedi “ sana kaç kere söyledim seninle evlenmeyeceğim, bu suratla kimse evlenmez, seni kurtardığım için vefa gösteriyorsun ama istemiyorum” dedi. Nazan tam ağzını açacağı anda elini kaldırdı “ sus” dedi
-“istemiyorum merhametini dedim, git artık kendine bir hayat kur bir daha da buraya sakın gelme”
Nazan ağlamaya başladı “aşkım lütfen bana böyle davranma, seni seviyorum ben, yüzünü veya görünüşünü değil, seni” dedi
-”saçmalama, bir süre sonra ne aşk kalır ne merhamet, böyle iğrenç bir suratla bir ömür geçmez. Düşünsene sokağa çıkınca herkes bize bakacak, şuna bak diyecekler böyle güzel bir kız böyle biriyle nasıl yaşar?”
-”umurumda değil” dedi Nazan “bak benimde vücudumda da yanıklar var, sen yüzümü korumasaydın yüzüm de yanacaktı, o zaman sen beni terk mi edecektin?”
-”Yeter, fazla uzatmaya gerek yok, ben seni istemiyorum, çık git hayatımdan artık” diyerek arkasını döndü, Nazan ağlayarak odadan çıkarken kendisini yatağa atıp zorla tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı, ağlamaktan bitap düşünce oracıkta uyuyakaldı.
Saatler sonra uyandığında gece olmuştu, odası karanlıktı. Burnuna çok keskin ama çok tanıdık bir koku geldi, sanki boya kokusu gibi bir şeydi ama bir türlü ne olduğunu çıkartamadı. Karanlıkta birinin varlığını hissettiği anda “uyandın mı aşkım?” diyen Nazan’ın sesini tanıdı, “sen burada ne arıyorsun?” derken bir yandan da kokuyu tanımaya çalışıyordu. “sana geldim aşkım, seninle eşitlenmeye geldim” dedi Nazan. Birden kokuyu tanıdı, tinerdi bu koku. Aynı anda Nazanın elindeki çakmağı farketti, “hayır yapma” diye haykırırken Nazanın yüzü tıpkı meşale gibi bir anda alevler içinde kaldı.
Haftalar sonra aynı odada sargıları açılırken Nazan’ın ilk sözleri “artık evlenelim aşkım” oldu…

Bu yazı bu gün 11 defa Toplamda ise 6378 defa okunmuştur.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Da Okudular !

29 Mayıs 2008 - 17:09 | Yazan : Galeni |

“Aşk Yazıları 2 - Gerçek Aşk” Yazısı için 36 Yorum Yapılmış

  1. Dil ve anlatım çok başarılı. Konu biraz Türk filmlerini çağrıştırsa da aşk, özveri konuları iyi işlenmiş. Kizcağız keşke kendini yakmasaydı… Çocuk henüz “Aşkın gözü kördür.” sözünü duymamış anlaşılan. Eskiler ” Ben ol da gör ” , Aşık Veysel de “Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa…” diyerek konuya ışık tutmuşlar… Hem güzellik geçicidir, kalıcı olan sevgidir, aşktır…
    Sevgiyle kalın…

  2. Sevgili Aysema,
    Yorumun ve tespitlerin için çok teşekkürler. Biraz Türk filmi tadında olduğunu katılıyorum, ne de olsa Türk filmleriyle büyümüş bir nesiliz, bizden de bu beklenir zaten :)
    Şaka bir yana gece vardiyasında 1 saat boş vaktim vardı. kısıtlı bir zamanda yazdım, fazla üzerinde çalışamadan yayınladım, hatamız varsa affola efendim…

  3. Sevgili Galeni;
    Hikâyen çok dokunaklı ve etkileyici olmuş. Şukadarını söyliyeyim, okurken barış kardeşim de yanımdaydı ve inanmıyacaksın ama o bile duygulandı…
    Yüreğine sağlık Galeni

  4. işte aşk…ama nedense galeni ben böyle aşkların artık sadece yazılarda filmlerde olduğuna inanıyorum..!kurgudan ibarette olsa böyle aşkları okumak bile güzel kimbilir yaşamak nasıl olur???yüreğine sağlık müthiş bir yazı!

  5. Teşekkür ederim balsekerii,
    böyle aşklar gökten zembille inmez insanın önüne. Hayatta belki bir defa yakalayabilirsin bu şansı belki de hiç. İnce eleyip sık dokumak lazım ayağa gelen kısmetleri teperken. Yani fırsatı harcamamak lazım, hak etmek lazım. Haksız mıyım?

  6. tek kelimeyle 10 numara helal olsun :) ahh ahh nerde şimdi öyle aşklar :(

  7. galeni bende katılıyorum sana önce haketmek lazım.hakettikten sonra herşey olacağı varsa olur zaten ahh aşk sen neden varsın ?
    :(

  8. Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederiz efendim :)
    aşk neden var sorusuna yanıt aramak abesle iştigal olur bence, çünkü hayatımıza yön veren onlrca duygudan birisi de aşktır…

  9. güzel

  10. gerçekten güzel emeğe sağlık arkadaşlar teşkür ederizzzzzzzzz

  11. Selam Galeni,
    Hikayeni çok beğendim.Ağladım hatta akıcı ve sıkmayan bir anlatım tarzın var.Eline sağlık
    Birde bir ricam olacak hikayene eklediğin müziği bana email adresime gönderme şansın var mı?
    şimdiden teşekkürler

  12. Teşekkür ederim, beğendiğine çok sevindim. şarkıyı hemen gönderiyorum.

  13. çok güzel yah yüregine saglık gerçekten okurken agladım çok güzeldii hellal olsun…

  14. Ben seni çok seviyorum Remzi. Seninle olmayı seviyorum, çünkü gözlerinin içine baktıgımda kayboluyorum aşkımmmmmmm……………Söz bizden gerisi sizden..??!!’^^

  15. Teşekkür ederim tuğba, beğendiğine sevindim

  16. Galeni, bu yazıyı ilk okuduğunda çok etkilenmiştim ve hikayenin sonunu merakla bekledim.Şimdi bu hikayeyi okuduğumda yine aynı şeyleri hissettim.Nazan ın aşkı çok etkileyici.Acaba gerçekte var mı böyle aşklar?Pek sanmıyorum….Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.Eline yüreğine sağlık…

  17. Teşekkür ederim Gönülcüm, yazıyı yayınlamadan önce okuyan şanslı insanlardan birisin biliyorsun değil mi? :) Nazan’ın aşkına gelince, bizim Nazan’ın olmadığı kesin de gerçekte bu kadar çılgın olmasa da buna yakın aşklar vardır diye inanıyorum…

  18. yorumları okudum ve galeninin yorumlara verdiği cevapları okudum şimdi soruyorum???? siz galeni herzaman bukadar olumlumu düşünürsünüz?

  19. Bu konuya benim cevap vermem doğru olmaz, kendimle ilgili objebktif olamayabilirim. Bunun cevabını beni tanıyanlar, arkadaşlarım, dostlarım verebilir ancak.
    Saygılar…

  20. emeğine sağlık galeni gerçekten cok etkileyici bir yazı olmuş.Ben aşkı hiç tatmadım varlığınada inanmıyorum.bence aşk denilen kavram alışkanlıktan ibarettir.şöyle düşünün birini tanırsın bağlanırsın bu baglılık sevgiyi filizlendirir.ama cıkan tolurcuk terini saygıya bırakır zamanla bu saygı alışkanlıkla yer değiştirir.düşününce bana hak verirsin umaraım.

  21. kısmen haklısın, aşk denilen kavram alışkanlık değildir, aşkın zamanla yerini bıraktığı duygu alışkanlık olabilir. Bunun yanında saygı da olursa işte o zaman mutluluk daim olur. Bence yani…
    Günün birinde aşkı tadıp varlığına inanman dileğiyle :)

  22. teşekkür ederim galeni. ama ben aşkı tatmak da yasamakta istemiyorum çünkü biliyorum ki AŞK ALIŞKANLIKTAN İBARETTİR ve ben alışkanlık olmak istemiyorum..

  23. Aşk tıpkı ölüm gibi tatmadan ne olduğunu tam olarak anlayamayacağımız bir duygudur bence. Aşkı tatmak istememeni saygıyla karşılarım fakat alışkanlık diye bir önyargıya kapılmanı istemeden. Bir gün gerçek aşkı yaşarsan o zaman beni daha iyi anlarsın…

  24. Mükemmel olmuş tüylerim ayağa kalktı.Gerçek aşk işte :) Çocuğun yaptığı kendine göre doğru ama kıza göre çok acı verici.Kızın başka seçeneği kalmamış sevdiğine kavuşmak için.Bende oLsam aynı şeyi yapardım. AŞK… :)

  25. İyi geceler,
    Öncelikle geçtiğimiz kışa kadar aşka inanmayan birisiydim.Sonra bir gün aşkın ne demek olduğunu anladım.Yazınız çok güzel benim ilgimi çeken yeri arka fonda çalan müziğiniz.Acaba bana müziğin adını lütfeder misiniz?

  26. galeni abi şarkı bana acil lazım atabilir misin ismini veya yardımcı olabiliecek biri var mıdır

  27. Şarkının adı Yedi Karanfil - Hayallerim aşkım ve sen

    Şarkıyı Buraya Tıklayarak İndirebilirsiniz…

  28. çok teşekkür ettim

  29. çok güseL oLmus okurken gös yasLarımı tutamadım acaba gerçekden böLe sefen insanLar kaLdımı bu dewirde :(:(:(

  30. nazan süpersin yaaaaaaaaaaaa

  31. bu hikayeyi dinlerken göz yaşlarıma en gel olmadım yok böyle bir sevgi ya mükemmelin ötesinde

  32. Teşekkür ederim Songül Hanım. Bu iltifatınızı bizzat Nazan’a ileteceğim :)
    Evet şaşırmayın nazan bir hikaye kahramanı değil gerçektir. Tek farkla hikayede geçen konuyla bir alakası yoktur. Şöyle ki; Hikayeyi ilk yazdığımda henüz yayınlamadan önce Nazan dahil iki kişiye okumuştum. Hikayedeki kızın adı aslında Nesrindi. Nazan’ın isteği üzerine Nesrin’i Nazan olarak değiştirdim :))

  33. vallaha karsındakı ınsana degerse hersey yapılmalı:(

  34. SENİ SEVERİM SENİ SEVENİDE SEVERİM SENİ BENİM KADAR SEVENİDE KURŞUNA DİZERİM.. SENİ SEVİYORUM AŞKIM BİRTANEM SEDA

  35. ben kendimi hayatımda ilk defa salak olarak hissediyorum çünkü birini kendimden daha çok seviyorum birine kendimde daha çok seviyorum ben yıllar boyunca sevdiğim çocuğun bana seni seviyorum demsini bekeldim ve sonunda dedi ama ben hala mutsuzum nedenini bilemediğim anlayamadığım bi mutsuzluk dün gece düşündüm de galiba onun benmle dlga geçtiğini düşündüğüm için böle mutsuzum

  36. Anlamadım. Hem dalga geçip hem de seviyorum mu diyor sana?
    Kusura bakma ama yıllar boyunca bunu nasıl anlamazsın? Bence sen mutsuz olmak için bahane aramışsın…

  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
  • Noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakılır.
  • ”gelcem, gitcem,” denmez ”geleceğim, gideceğim,” denir.
  • ”Herkez” denmez ”herkes” denir. | ”Yanlız” değil ”Yalnız” denir.
  • ”Bende” denmez, ”Ben de” denir. | ”Dahi” anlamındaki ”de” ayrı yazılır.
  •  ”Geldimi?” yazılmaz ”Geldi mi?” yazılır. |  ”v” yerine ”w” yazılmaz
  • Soru takıları ayrı yazılır. | ”OKmi?” değil, ”Tamam mı?” denir.
  • özel isimlerin, ilk harfleri büyük yazılır.
  • ”ki” eki, bağlaç ise ayrı, iyelik eki ise birleşik yazılır.
    Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi ile ve Turkche değil.

Yorumunuzu Yazın

Bu site Uğur ŞENDOĞAN Tarafından "WordPress 2.6" üzerine "Andreas04 Tema" kullanılarak kurulmuştur.