Yazı-Yorum

Turgut Uyar'ın Büyük Saat Kitabından 20 Güzel Şiir Alıntısı
20 Haziran 2018

Turgut Uyar'ın Büyük Saat Kitabından 20 Güzel Şiir Alıntısı
Turgut Uyar Türk edebiyatının büyük şairlerinden biridir. YKY yayınevi ise Turgut Uyar'ın şiirlerini bir kitapta birleştirip önümüze sunuyor. Şubat 2013'te YKY Yayınları tarafından çıkarılan Büyük Saat şiirseverlerin vazgeçilmez bir kitabı oldu. Şimdi 20 güzel alıntıyla sizi baş başa bırakıyoruz.

"her şeyden biraz kalır"
diyor birileri, çoğulluk haklılıktır.
kavanozda biraz kahve,
kutuda biraz ekmek,
insanda biraz acı.

 

Ipe sapa gelmez hayaller kuracağım.
Ama bunlar olmazmış varsın olmasın,
Ama elâlem...
Ne derse desin.

 

Ipe sapa gelmez hayaller kuracağım.
Ama bunlar olmazmış varsın olmasın,
Ama elâlem...
Ne derse desin.

 

Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..

Yan yana olduk mu el ele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum

 

İnsan tükenir sanırım bir çiçeğe durmadan baksa bile
bir güzel aşk okusa bile.

 

sevginiz hüzün veriyor

umutsuz bile olsa

 

Unutmak istiyorum zaman zaman,
Ne yapsam, ne etsem olmuyor,
Kabulleniyorum,
Kabulleniyorum da --gelgelelim-
İçim içimi yiyor...

 

Yağmurların altında, bulakların kenarında.
Türküsünde, koşmasında, şarkısında,
Tamamda da noksanda da,
Papatya gibi yalnızdı, kuşyemi gibi yalnızdı.
Bir elim sağ cebimde
Bir elim sol cebimde
Bu hüznü siz de bilirsiniz
Anlat deseniz anlatamam
Enine boyuna yaşarım ancak.

 

Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır

 

Senin tatlı yaran gelir bende kanar

 

üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare köküde bilirsin
mutlu aşk yoktur
bilirsin

 

eskimekten yassılmış bir tepenin hüznüyle hüzünleniyorum
ki ellerimiz bu sırada hayatı ve ölümü andırıyor
artık kaçınılmaz bir ustalığa vardım
acı çekmede ve rüzgarı tanımada
olumsuz şeyleri tartışmada
üstüme yoktur biliyorum

 

"Ah, insan nasıl çıldırmaz nasıl
Bir çaresizlik,
Bir umutsuzluk sarmış her yanı.
Aranızdan insanlar geçer.
Bulutlar geçer.
O, kırmızı mürekkep gibi dudaklarıyla, zoruna
Utanarak gülümsemeye çalışır."

 

hüzün bile pahalı

 

"sende bu sevinç oldukça çok direnirsin ölüme"

 

Şöyle sessizce ölüp gitmeliyim
Bir yaz gecesi Gülhane parkında.
Şu hazin ömrü tamam etmeliyim...

Geç saatlere kadar oturduğum,
Denize bakan bir sırasında
Kırık dökük hatıralar arasında.

Ne vasiyet, ne uzun boylu veda
Ölümüme hiç kimsenin aklı ermesin
Gözlerim birdenbire kapanıversin.

Ne kimseye borcum, ne alacağım
Ne birikmiş beş on kuruş cebimde.
Ne kimseyi sevindirmiş, ne üzmüş olacağım.

Ne gazetelerde ne de radyoda
Ölümüm kimseye dert olmamalı.
Kim tanır zaten beni dünyada.

İnsanlar hergünkü gibi şen şakrak
Tabutum Merkez Efendiye giderken
Üç beş kişinin omzunda gıcırdayarak

Birkaç kişi başlarını eğsinler,
Sonra ardımdan bakıp acıyarak;
-Bir garip ölmüş desinler...
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı firengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor

Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

 

kimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar...