<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Yazi-Yorum Nokta Net &#187; Galeni</title>
	<atom:link href="http://www.yazi-yorum.net/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazi-yorum.net</link>
	<description>Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini</description>
	<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 23:23:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Takıntı (Sobe)</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/12/01/takinti-sobe/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/12/01/takinti-sobe/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 23:23:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[batıl inanç]]></category>

		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>

		<category><![CDATA[format]]></category>

		<category><![CDATA[hurafe]]></category>

		<category><![CDATA[kinaye]]></category>

		<category><![CDATA[sobe]]></category>

		<category><![CDATA[takıntı]]></category>

		<category><![CDATA[takıntılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[

Sevgili Aysema öğretmenim beni sobelemiş. Konumuz “Takıntılar”. Sobeyi emir telakki edip ( bu arada telakki mi yoksa terakki mi? ) yanıt vermeye çalışacağım.

Hastalık derecesinde takıntılarım yok ama o konuda sütten çıkmış ak kaşık olduğumu da iddia edecek değilim.
En yoğun takıntılarım mesleğim dolayısıyla bilgisayar konusunda olmalı değil mi?  Ama değil. O konuda tek takıntım var. Format [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img136.imageshack.us/img136/3981/132931bs9.jpg" alt="takinti" width="384" height="175" /></p>
<p>Sevgili <a title="Aysema" href="http://ruyalargercekoldu.blogspot.com" target="_blank">Aysema</a> öğretmenim beni sobelemiş. Konumuz “Takıntılar”. Sobeyi emir telakki edip ( bu arada telakki mi yoksa terakki mi? ) yanıt vermeye çalışacağım.</p>
<p>Hastalık derecesinde takıntılarım yok ama o konuda sütten çıkmış ak kaşık olduğumu da iddia edecek değilim.<br />
En yoğun takıntılarım mesleğim dolayısıyla bilgisayar konusunda olmalı değil mi?  Ama değil. O konuda tek takıntım var. Format attığım bilgisayarı mutlaka en ince ayrıntılarına kadar ayarlarım, kendime veya bir başkasına kurmam fark etmiyor. Bütün güncellemeler yapılmalı, bütün codecler kurulmalı, dosyaları açacak programlar tanıtılmalı falan. Neresinden baksanız fazladan 1 saat kayıp.<a id="more-568"></a><br />
Beni çok olumsuz etkileyen, zaman zaman başımı derde sokan bir takıntım var. Laf yemeye asla gelemiyorum. Biri benimle üst perdeden konuşmaya görsün, anında damarlarımdaki kan basıncı ikiye katlanıyor. Sadece üst perdeden konuşanla kalsa o da iyi. Yine birisi kinayeli veya imalı konuşursa, ters ters konuşursa, laf çarparsa mutlaka anında karşılık verme takıntım var. Konuşan amirimmiş, kolluk kuvvetiymiş, büyükmüş, küçükmüş hiç fark etmez. Tehlikeden kaçacağıma üstüne gidiyorum, pek akıllıca değil biliyorum ama takıntı işte elden ne gelir? Eğer susup yutkunmuşsam, duymazdan gelip karşılık vermemişsem mutlaka çok sevdiğim birisidir. Ama bir kaç gece de uykusuzluğa mahkûm olmuşum demektir.<br />
Bazı seslere karşı duyarlı olduğum takıntılı durumlar var bir de. Mesela ağız şapırtısı beni ileri derecede rahatsız eder. O yapışkan vıcık vıcık seslere dayanamam, durup dururken sinirlenirim. Ama karşımdakinin elinde olmayarak yaptığını bildiğim için de bir şey diyemem. O yüzden nerede duysam son sürat kaçarım.<br />
Bu seslerden bir tanesi de yerde sürüklenerek çekilen sandalye sesidir. Kafede günde 20 kere bu sese maruz kalmak sinirlerimde kalıcı hasar bırakır mı bilmem ama 2 kiloluk sandalyeyi kaldırıp taşımak yerine yerde sürükleyerek çeken insanları anlamaya çalışmak daha zor bence.<br />
Ama asıl favori takıntım başkadır. Hani o Halley gibi, cips gibi yiyeceklerin janjanlı ambalajlarından çıkan hışırtılı ses var ya. Yanımda birisi o ambalajı açana kadar geçen o saniyeler benim için cehennem azabı gibidir. Sandalye sürükleyene yapma deniyor da cips yiyen adama yeme de yanında yat denmez ya.<br />
Bazı takıntılar da durum itibariyle ortaya çıkabiliyor. Benim saç takıntım varmış mesela. Saçlarımı uzatmadan önce bilemezdim. Zaman zaman saçlarımı samuray modeli bağlıyorum. Bu konuda çok yetenekli olmadığım için epey zor oluyor tabi. Eğer tek bir tel bile bağladığım yerden kurtulursa mutlaka çözüp yeniden bağlamam gerekiyor. Serkan yani EMPULA buradayken ona bağlatıyordum, O gittikten sonra zor oluyor tabi. (Görüyor musun kardeşim seni her konuda nasıl arıyorum. Gönül de hiç yardım etmiyor sana şikâyet ediyorum buradan)<br />
Merak ediyorum acaba toplu takıntı diye bir şey var mıdır? Eğer varsa anlatacağım şey olabilir mi? Şöyle ki Kurtlar Vadisi dizisini ilk yayınlandığı bölümlerden beri her hafta arkadaşlarla bir yerde toplanıp reklâm arası hariç bırakın konuşmayı, nefes dahi almadan ve mutlaka çerez, pasta, çay, kola vs eşliğinde izlemek toplu takıntı sayılabilir mi? Sayılırsa bunu da yazın listeye.<br />
İzlediğim filmi mutlaka bitirmemi gerektiren takıntımsı durum var bir de. Televizyonda film izlerken uyuyakalma veya elektrik kesilmesi gibi nedenlerle sonunu izleyemediysem ertesi gün bir yerlerden bulup izlemem gerekir, bulamazsam hep merak ederim. En son geçen ay TNT kanalında “Yüzyılın fırtınası” diye bir film izliyordum, çok geç bir saat olduğu için uyuyakalmışım. Ertesi gün aradım taradım filmi bulamadım ama kitabını bulup okudum. Meğer Stephen King’in aynı adlı bir romanıymış.<br />
Aysema öğretmenim gibi benim de batıl takıntılarım hiç olmadı. Renk uyumuyla, boy sırasıyla, simetriyle ve aşırı hijyen takıntısıyla da işim olmaz Allah’a şükür.  Geceleri tırnakta keserim ıslıkta çalarım keyfimce. Sevdikleri için de herkes endişelendiğine göre o konuyu da takıntıdan saymazsak geriye sadece bana sobeleyecek bir kişi  bulmak kalıyor.<br />
<a title="Kelime" href="http://kendiniver.blogspot.com" target="_blank">Kelime</a> sobeee…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/12/01/takinti-sobe/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sobe</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/26/sobe/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/26/sobe/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 13:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[araba]]></category>

		<category><![CDATA[cevap]]></category>

		<category><![CDATA[kaçkarlar]]></category>

		<category><![CDATA[kankalar]]></category>

		<category><![CDATA[mim]]></category>

		<category><![CDATA[sobe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Parpali tarafından sobelendim.  "Bulunmaktan keyif aldığım 10 yeri resimlerle anlatmam istenmiş" Hemen sobesine "ebe" demek için lafı fazla uzatmadan çalışmalara başlıyorum.

Kankalar arasında bulunmaktan.


Yeşilin ve mavinin binlerce tonuyla beraber bu memlekette yaşamaktan.


Hayat mücadelemizin hem başlangıcını hem de geldiği yeri simgeleyen yerde, yani "kafe"mizde yani "dükkân"ımızda olmaktan.


Bu güzellikleri izlemek için her gün akvaryumumun karşısında olmaktan


Her ne kadar uykusuz geceler geçirsem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Parpali" href="http://tulaysahin.net" target="_blank">Parpali</a> tarafından sobelendim.  &#8220;Bulunmaktan keyif aldığım 10 yeri resimlerle anlatmam istenmiş&#8221; Hemen sobesine &#8220;ebe&#8221; demek için lafı fazla uzatmadan çalışmalara başlıyorum.<br />
<img src="http://img386.imageshack.us/img386/4695/30092008316qg7.jpg" alt="kankiler" /><br />
Kankalar arasında bulunmaktan.</p>
<p><img src="http://img385.imageshack.us/img385/6299/dscf0499ee3.jpg" alt="memleket" /><br />
Yeşilin ve mavinin binlerce tonuyla beraber bu memlekette yaşamaktan.</p>
<p><img src="http://img247.imageshack.us/img247/273/img0006wx6.jpg" alt="Kafe" /><br />
Hayat mücadelemizin hem başlangıcını hem de geldiği yeri simgeleyen yerde, yani &#8220;kafe&#8221;mizde yani &#8220;dükkân&#8221;ımızda olmaktan.</p>
<p><img src="http://img392.imageshack.us/img392/9119/img0014gb9.jpg" alt="akvaryum" /><br />
Bu güzellikleri izlemek için her gün akvaryumumun karşısında olmaktan</p>
<p><img src="http://img386.imageshack.us/img386/9171/img0015at4.jpg" alt="yatağım" /><br />
Her ne kadar uykusuz geceler geçirsem de yorucu bir günün sonunda yatağımda olmaktan</p>
<p><img src="http://img385.imageshack.us/img385/8730/img0021xn1.jpg" alt="arabam" /><br />
Hız sınırıyla birazcık problem yaşasam da arabamin sürücü koltuğunda olmaktan</p>
<p><img src="http://img384.imageshack.us/img384/9562/img0025ko6.jpg" alt="yaramaz" /><br />
Bu yaramazla beraber olduğum her yerden keyif alıyorum. Özellikle onun gözlerimin önünde büyümesini seyretmekten.</p>
<p><img src="http://img381.imageshack.us/img381/4043/n95foto206ne2.jpg" alt="kaçkar" /><br />
Zirvesine hiç çıkamamış olsam da Kaçkar Dağları&#8217;nın bu muhteşem manzarasının karşısında bulunmaktan</p>
<p><img src="http://img386.imageshack.us/img386/612/n95foto313ds2.jpg" alt="çaykur" /><br />
İkinci işyerim olan Çaykur&#8217;da nihayet kafama göre sevdiğim bir bölümde bulunmaktan</p>
<p><img src="http://img377.imageshack.us/img377/8245/n95foto351yh0.jpg" alt="Yimek" /><br />
Yoruma ne gerek var? Bunun başında bulunmaktan kim hoşlanmaz ki?</p>
<p>Not: Resimler hayatımdaki önem sırasına göre değil rastgele sıralanmıştır.</p>
<p>Ben de sevgili <a title="Aysema" href="http://Ruyalargercekoldu.blogspot.com" target="_blank">Aysema</a> Öğretmenimi sobeliyorum <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/26/sobe/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vakti Geldi</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/24/vakti-geldi/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/24/vakti-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 00:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[amansız rüzgar]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık vakti]]></category>

		<category><![CDATA[gidiyorum]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=553</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=43] 

Vakti geldi ayrılığın ne yapsak boş
Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal“Vakit tamam seni terk ediyorum”
Diyen şarkıdaki gibi
Ben de yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Sevgilim hoşça kal
Ben gidiyorum…

Yaraladık, yıprattık, örseledik birbirimizi
İntikamımızı da aşktan aldık.
Amansız rüzgârda bir yaprak gibi çaresiz bıraktık sevdamızı
Kurtulamazdı, çaresizdi. Kopacaktı dalından.
Koptu…

Bu yürek bu kadar anıyı nasıl saklar
Bilmiyorum
Sadece gidiyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address></address>
<p><img src="http://img98.imageshack.us/img98/6136/ayrlkvaktihs9mq7.jpg" alt="Vakti Geldi" width="481" height="206" /> </p>
<address><strong><span style="color: #000080;"><em>Vakti geldi ayrılığın ne yapsak boş<br />
Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan<br />
Yüreğimde saklı kalan anılarla<br />
Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal</em></span></strong></address>
<p>“Vakit tamam seni terk ediyorum”<br />
Diyen şarkıdaki gibi<br />
Ben de yorumsuz bir hayatı seçiyorum<br />
Sevgilim hoşça kal<br />
Ben gidiyorum…</p>
<p>Yaraladık, yıprattık, örseledik birbirimizi<br />
İntikamımızı da aşktan aldık.<br />
Amansız rüzgârda bir yaprak gibi çaresiz bıraktık sevdamızı<br />
Kurtulamazdı, çaresizdi. Kopacaktı dalından.<br />
Koptu…</p>
<p>Bu yürek bu kadar anıyı nasıl saklar<br />
Bilmiyorum<br />
Sadece gidiyorum bu şehirden<br />
Sevgilim hoşça kal<a id="more-553"></a></p>
<address><strong><span style="color: #000080;">Gözlerindeki yaşı sil canım<br />
Beni burda bırak git<br />
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin<br />
Bu aşk gömülmeli</span></strong></address>
<p>Ağlama, bu ayrılığa ağlamak gözyaşlarına ihanettir<br />
Gözlerindeki yaşı sil canım.<br />
Ya izin ver ben gideyim ya da beni burada bırak git<br />
Gereksiz artık sözler, anlamı yok<br />
Çoktan ölmüştü, hayal dünyasıydı, yitikti<br />
Ya bitecekti, ya da bizi bitirecekti<br />
Ölen gömülür sende biliyorsun<br />
Bu aşk gömülmeli</p>
<address><span style="color: #000080;"><strong>Oysa seninle çok zamanlar paylaşırdık<br />
Acıları umutları hiç usanmadan<br />
Yüreğimde saklı kalan anılarla<br />
Gidiyorum bu şehirden<br />
Sevgilim hoşcakal</strong></span></address>
<p>Seninle çok zaman paylaştığımız<br />
Umutları az, sevinçleri az, acıları çok olan bir aşktı<br />
Yılmadın, usanmadın biliyorum, yine de katlanırdın biliyorum ama<br />
Şekil değiştirmişti bu ilişki<br />
Terli sırta havlu koyan anne eli gibi olmuştu<br />
Sevgi vardı yani, hem de ta köküne kadar<br />
Ama ya aşk? İlişkiye kontak olan aşk<br />
Habersizce çekip gitmişti</p>
<p>Sitem etme bırak, anlatma yaşadıklarımızı<br />
Saçıp dökme ortalığa<br />
Yüreğimde saklı kalsın anılar<br />
Ben gidiyorum bu şehirden<br />
Sevgilim hoşça kal…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/24/vakti-geldi/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.upload-mp3.com/pfiles/35332/Murat%20Kekilli%20-Vakti%20Geldi.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
		<item>
		<title>İnternetin Geleceği</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/03/internetin-gelecegi/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/03/internetin-gelecegi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 12:12:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[google]]></category>

		<category><![CDATA[karikatür]]></category>

		<category><![CDATA[penguen dergisi]]></category>

		<category><![CDATA[penguen kapak]]></category>

		<category><![CDATA[Selçuk erdem]]></category>

		<category><![CDATA[yasaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[

PENGUEN Dergisi bu hafta çok güzel bir kapakla çıktı. Son günlerdeki akıllara zarar yasaklamalar bu hızla devam ederse sonunda olacağı işte budur... Fazla yoruma gerek bırakmamış zaten.
Resimdeki yazılar okunmadığı için ben maddelerde ne yazdığını yazıyorum sadece.
1. Aramak istediğiniz sözcüğü yukarıdaki kutuya okunaklı olarak yazınız.
2. Bu sözcüğü bulmanız halinde ne amaçla kullanacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlatınız.
3. Daha önce bu sözcüğü aradınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img139.imageshack.us/img139/2217/kapakxc2.jpg" alt="Penguen_kapak" /></p>
<p>PENGUEN Dergisi bu hafta çok güzel bir kapakla çıktı. Son günlerdeki akıllara zarar yasaklamalar bu hızla devam ederse sonunda olacağı işte budur&#8230; Fazla yoruma gerek bırakmamış zaten.<br />
Resimdeki yazılar okunmadığı için ben maddelerde ne yazdığını yazıyorum sadece.<br />
1. Aramak istediğiniz sözcüğü yukarıdaki kutuya okunaklı olarak yazınız.<br />
2. Bu sözcüğü bulmanız halinde ne amaçla kullanacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlatınız.<br />
3. Daha önce bu sözcüğü aradınız mı ya da ailenizde arayan var mı, belirtiniz.<br />
Ad-Soyad :<br />
T.C Kimlik No :</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/11/03/internetin-gelecegi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ödül</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/10/21/odul/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/10/21/odul/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 21:48:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[ 

[caption id="" align="aligncenter" width="187" caption="Friendship Around The World Award / Uluslararası Arkadaşlık Ödülü:"][/caption]

 

 

Sevgili Öğretmenimiz Aysema tarafından uluslararası arkadaşlık ödülü ile onurlandırılmış bulunuyoruz.  

Yorumları ile renk kattığı sitemizi bir de arkadaşlık ödülü ile taçlandırması çok sevindirici.

Her şey için teşekkür ederiz Öğretmenim...

Bu ödülü alanların kendisini önerenler hariç başkalarını önermeleri gerekiyor sanırım.

Ben de Kelime'ye ve Her ne kadar bizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 197px"><img title="Friendship Around The World Award / Uluslararası Arkadaşlık Ödülü:" src="http://img258.imageshack.us/img258/517/awardfromgramsjf3.jpg" alt="Friendship Around The World Award / Uluslararası Arkadaşlık Ödülü:" width="187" height="148" /><p class="wp-caption-text">Friendship Around The World Award / Uluslararası Arkadaşlık Ödülü:</p></div>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Sevgili Öğretmenimiz <a title="Aysema" href="http://www.ruyalargercekoldu.blogspot.com" target="_blank">Aysema</a> tarafından uluslararası arkadaşlık ödülü ile onurlandırılmış bulunuyoruz.  </p>
<p>Yorumları ile renk kattığı sitemizi bir de arkadaşlık ödülü ile taçlandırması çok sevindirici.</p>
<p>Her şey için teşekkür ederiz Öğretmenim&#8230;</p>
<p>Bu ödülü alanların kendisini önerenler hariç başkalarını önermeleri gerekiyor sanırım.</p>
<p>Ben de <a title="Kelime" href="http://www.kendiniver.blogspot.com" target="_blank">Kelime&#8217;ye</a> ve Her ne kadar bizi layık görmemiş olsa da <a title="Parpali" href="http://www.tulaysahin.net" target="_blank">Parpali</a>&#8216;ye bu ödülü vermek istiyorum.</p>
<p>Ayrıca Kendi insiyatifime dayanarak biraz kural dışına çıkıyorum ve sitemize yazı yazan tüm yazarlarımızı, dışarıdan yazı veren tüm misafir yazarlarımızı ve  buraya gelip yorum yapma lütfunda bulunan tüm okuyucularımızı da bu ödüle layık buluyorum&#8230;</p>
<p>Ve sevgili kankam Gülüş, seni unuttuğumu sanma.  Assolistler en sonda çıkar biliyorsun <img src='http://www.yazi-yorum.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Ödüllerin en büyüğüde sana&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/10/21/odul/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ayrılık Hikayesi</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/09/11/bir-ayrilik-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/09/11/bir-ayrilik-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 13:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[araba]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[birlikteik]]></category>

		<category><![CDATA[hüzün]]></category>

		<category><![CDATA[ilişki]]></category>

		<category><![CDATA[keder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[

Üç yıllık birlikteliğin son dakikalarındaydılar. Havadaki hüzün adeta elle tutulacak kadar yoğundu. Son defa bir araya gelmişlerdi. Onda olan bir kaç parça özel eşyasını bir torbaya dolduruyordu genç adam. Tuttuğu takımın armasını taşıyan bir süs eşyası, küçük bir yastık, birlikte yüzlerce kere dinledikleri Orhan Gencebay kasetleri, acil durumlar için bırakılmış bir gömlek ve birkaç ıvır zıvır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img53.imageshack.us/img53/6205/suskunadammx4.jpg" alt="Ayrılık resmi" width="439" height="193" /></p>
<p>Üç yıllık birlikteliğin son dakikalarındaydılar. Havadaki hüzün adeta elle tutulacak kadar yoğundu. Son defa bir araya gelmişlerdi. Onda olan bir kaç parça özel eşyasını bir torbaya dolduruyordu genç adam. Tuttuğu takımın armasını taşıyan bir süs eşyası, küçük bir yastık, birlikte yüzlerce kere dinledikleri Orhan Gencebay kasetleri, acil durumlar için bırakılmış bir gömlek ve birkaç ıvır zıvır eşya daha.<br />
Kederli bir sessizlik hâkimdi ortama, söylemek istediği şeyler vardı ama boğazına düğümlenen bir şey yüzünden konuşamıyordu. Bu ayrılığı isteyen kendisiydi oysa. O halde niye gözleri yaşarıyordu ki. Hakkım yok buna diye düşündü. Terk edilense büyük bir sessizlik ve metanetle karşılıyordu ayrılığı<a id="more-308"></a><br />
Kendini toplayıp konuşmaya başladı. &#8220;Biliyorum bana kızgınsın ama lütfen anlamaya çalış, üç yılda çok şeyler yaşadık seninle, çok mutlu günlerimiz oldu. Birlikte sigara içip ağladığımız geceleri de unutmadım. Bazen kederden bazen de mutluluktan yollara düştük. Sahi ne çok yer gezdik seninle değil mi? Şehirlerde gezdik, yaylalara çıktık, köyleri dolaştık. Sen her zaman yanımda oldun, her işime koştun, beni hiç yalnız bırakmadın. Çok şey paylaştık seninle çok. Yaşadıklarımızı alt alta yazsam kitap olurdu.<br />
Ama her birliktelik gibi bunun da bir sonu olmalıydı. Ve O gün geldi işte.<br />
Beni anlayacağını umuyorum. Son zamanlarda çok problem yaşıyorduk sen de farkındaysan. Devam etmeye çalışmanın bir faydası yoktu. Hoş devam etsek en fazla bir sene daha beraber olabilirdik ya. O yüzden yol yakınken herkes kendi hayatına baksın daha iyi diye düşündüm.<br />
Biliyorum merak ediyorsun başkası mı var acaba diye. Son günümüzde sana yalan söylemek istemiyorum, evet başkası var. Ama sana yemin ediyorum sen varken o yoktu, yani ikiniz bir arada olmadınız hiç. Olamazdınız da zaten, bu kadarına gücüm yetmezdi. Beraberliğimiz bugün başlayacak onunla. Bir şey daha merak ediyorsun biliyorum, evet o senden daha genç. Ama genç olmasının bu olayla bir ilgisi yok, bizim beraberliğimiz artık yıpranmıştı, zaten bir gün bitecekti. İnan bana böylesi daha iyi oldu.<br />
Seninle bir daha karşılaşır mıyız bilemiyorum. Ama karşılaşmamak galiba en iyisi olacak. Her seferinde eski anılar canlanıp acı verecek çünkü biliyorum. Seninde yeni bir hayatın olacak, hayatında başka birileri olacak her ne kadar bana kızgın olsan da onlara haksızlık yapmanı, yarı yolda bırakmanı istemiyorum. En iyisi senin başka bir şehre gitmen olacak sanırım. Dilerim benimle olduğu kadar başkalarıyla da mutlu olursun.<br />
Hoşçakal&#8230;”<br />
Artık konuşulacak bir şey kalmamıştı. Genç adam unuttuğu özel bir eşyası kaldı mı diye son bir defa etrafı kolaçan etti, hafifçe çalan teybi kapattı, ellerini son defa direksiyonun ve ön konsolun üzerinde gezdirdi. Bir zamanlar sevgilisini taşımış olan sağ ön koltuğa hafifçe bir öpücük kondurup arabadan çıktı. Kapıları kilitleyip anahtarı oto galeri sahibine teslim ederek yeni arabasına doğru yürümeye başladı&#8230;</p>
<p>(Efendim bugün itibariyle 3 senelik arabamdan ayrılıp, yazıdaki gibi daha yeni ve daha genç bir arabayla birlikteliğe başlamış bulunuyorum. Yani bu hüzün ve bu ayrılık hikayesi gerçektir.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/09/11/bir-ayrilik-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İyi ki Doğdun EMPULA (Serkan)</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/14/iyi-ki-dogdun-empula-serkan/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/14/iyi-ki-dogdun-empula-serkan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 21:01:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>

		<category><![CDATA[delikanlı]]></category>

		<category><![CDATA[doğum günü]]></category>

		<category><![CDATA[dostluk]]></category>

		<category><![CDATA[empula]]></category>

		<category><![CDATA[iyi ki doğdun]]></category>

		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>

		<category><![CDATA[serkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[ 

Hayat tesadüflerden ibarettir derler, ben tesadüflere inanmam. Olsa olsa bize tesadüf şeklinde gösterilen önceden ayarlanmış olayların sırası gelince gerçekleşmesidir. Bir de hayatın kırılma noktaları vardır. Normalde gerçekleşmesi öngörülmeyen şeylerden hasıl olan başka sonuçlar hayatımızı bambaşka yönlere çeker. Şimdi anlatacaklarım da bir kırılma noktasının sonucudur.
Sene 2002. O zamanlar da şimdiki gibi internet kafe işletiyoruz. Bizim küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"> <img class="aligncenter" src="http://img108.imageshack.us/img108/8453/sekojz1.jpg" alt="EMPULA" width="357" height="237" /></p>
<p>Hayat tesadüflerden ibarettir derler, ben tesadüflere inanmam. Olsa olsa bize tesadüf şeklinde gösterilen önceden ayarlanmış olayların sırası gelince gerçekleşmesidir. Bir de hayatın kırılma noktaları vardır. Normalde gerçekleşmesi öngörülmeyen şeylerden hasıl olan başka sonuçlar hayatımızı bambaşka yönlere çeker. Şimdi anlatacaklarım da bir kırılma noktasının sonucudur.<br />
Sene 2002. O zamanlar da şimdiki gibi internet kafe işletiyoruz. Bizim küçük Fındıklı’mıza birkaç sene önce açılan yüksekokula o sene gelen yeni öğrenciler arasında Fatih isminde açıkgöz bir öğrenci hal, hareket ve sevimliliğiyle kısa sürede sevgimizi kazandı. Bu delikanlı gel zaman git zaman ara sıra ufak tefek işlerde bize yardım etmeye başladı. Fakat yanında gelip giden en yakın arkadaşı biri daha vardı ki, havalı konuşmaları, konuşurken yaptığı el hareketleri ve kullandığı çok düzgün İstanbul Türkçesi ile ilk görüşte gıcık kaptığım bir tip oluvermişti. Hele o upuzun saçları, artist yürüyüşü yok muydu? Amiyane tabirle ayar ediyordu beni.<a id="more-182"></a><br />
O dönem Ömer dışarı işlere baktığı için kafeyi Ömer’in kardeşi olan alabildiğine sert, hem mizaç hem de görünüş bakımından dizilerdeki mafyavari tiplere benzeyen Mustafa ile beraber yönetiyorduk. Mustafa kafenin Yiyecek içecek bölümüne bakıyordu.<br />
İşte bahsettiğim kırılma noktası da o günlerde meydana gelen gerçek bir kırılma olayı sayesinde gerçekleşti. Bir akşam kafenin kapanmasına yakın bir saatte Mustafa ile yeğenim Sencer şakalaşmaya başladılar. Olmayacak şey oldu ve o zaman 15 yaşlarındaki bir lokma Sencer dev gibi Mustafa’nın ayağını kırıverdi.<br />
Ertesi gün yiyecek bölümüne Fatih’i aldık. O ara gıcık olduğum arkadaşı onunla beraber hemen her gün gelmeye başladı. Fatih bir ay sonra sömestr tatilinde eve giderken bir oldu bittiyle onu yerine bırakıverince ister istemez o bölümü gıcık olduğum çocuğa bırakmak zorunda kaldım. Kırılma noktası gerçekleşmiş ve hayat başka bir mecraya akmaya başlamıştı bile.<br />
Nereden nereye? O ayar olduğum, gıcık kaptığım kişi Bugün benim anne baba ayrı KARDEŞİM dediğim Serkan’dır. O bugün küçük büyük herkesin &#8220;Seko&#8221; sudur. Onun eli kesilse benim kanım akar. Bizimle çalışmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra önyargılarımdan kurtulup gerçek kişiliğini gördüm. O alabildiğine efendi, son derece sadık, dürüst ve zarar görse de kimseyi incitemeyen birisidir. Canımı malımı ve namusumu hiç düşünmeden emanet edebileceğim kadar delikanlıdır. O bana göre bu kötü hayatın güzel yüzüdür.<br />
Bu gün hangi birine teşekkür edebileceğimi bilemiyorum. Onu bize getiren Fatih’e mi, Mustafa’nın ayağını kıran Sencer’e mi, yoksa onun İstanbul’u terk edip kendi vatanı Fındıklı’ya gelmesine vesile olan o hayırsız kıza mı?<br />
Ve bugün onun Doğum günüdür. İyi ki doğdun Serkan, iyi ki varsın KARDEŞİM. Seni tanımaktan şeref ve gurur duyuyorum. Aradan geçen yıllarda birlikte acı tatlı çok şeyler yaşadık. Hayatımızın kalan bölümünde birlikte oluruz veya olamayız onu kader bilir ama senin bilmen gereken şudur ki SENİ SEVİYORUM KARDEŞİM….</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Bugün Serkana yaptığımız sürpriz doğum günü kutlamasının resimlerini ekliyorum</span><br />
<img src="http://img220.imageshack.us/img220/3159/11028166la0.jpg" alt="Doğum günü 1" />  <img src="http://img220.imageshack.us/img220/2039/40750782sj5.jpg" alt="Doğum günü 2" /><br />
<img src="http://img220.imageshack.us/img220/6360/34874081qe8.jpg" alt="Doğum günü 3" />  <img src="http://img134.imageshack.us/img134/8397/37719306xu1.jpg" alt="Doğum günü 4" /><br />
<img src="http://img134.imageshack.us/img134/6214/66133398xk5.jpg" alt="Doğum günü 5" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/14/iyi-ki-dogdun-empula-serkan/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gönderilmemiş mektuplar</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/10/gonderilmemis-mektuplar/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/10/gonderilmemis-mektuplar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 18:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[aşk mektupları]]></category>

		<category><![CDATA[gönderilmemiş mektuplar]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<category><![CDATA[sevmek]]></category>

		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[
Sondan bir önceki yazım olan "Rutubetli Mermiler" yazısını okumuş olanlar hatırlayacaklardır. Yazının içinde bir defter arasına hapsedilip gönderilmemiş bir mektup vardı. İşte aynı defter arasında bulunan gönderilmemiş diğer mektupları da aradan geçen zamanın affına sığınıp yayınlamak istiyorum. Bir zamanlar yaşadıklarımı ve hissettiklerimi anlatan bu satırlar en azından benim için büyük önem taşıdığından dolayı sizlerle paylaşmak istedim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img258.imageshack.us/img258/9250/mektup02ro4.jpg" alt="Gonderilmemis-mektuplar" width="495" height="191" /></p>
<p style="text-align: left;">Sondan bir önceki yazım olan &#8220;Rutubetli Mermiler&#8221; yazısını okumuş olanlar hatırlayacaklardır. Yazının içinde bir defter arasına hapsedilip gönderilmemiş bir mektup vardı. İşte aynı defter arasında bulunan gönderilmemiş diğer mektupları da aradan geçen zamanın affına sığınıp yayınlamak istiyorum. Bir zamanlar yaşadıklarımı ve hissettiklerimi anlatan bu satırlar en azından benim için büyük önem taşıdığından dolayı sizlerle paylaşmak istedim. Bariz imla hataları dışında cümlelerde bir değişiklik yapmadım. Hatamız ve kusurumuz olursa şimdiden affola&#8230;</p>
<p><span style="color: #333399;">&#8220;26 Mayıs 2006<br />
Sevgili *****<br />
Dokuz gün oldu, yani yaklaşık 216 saattir sesini duyamıyorum. Beni çok aşan bir üzüntü ve korkunç bir boşluk duygusu hissediyorum. Senden başka hiçbir şey düşünemez oldum. Düşüne düşüne sonunda bana gerçeklik hissi vermemeye başladın. Seni düşünürken etten kemikten biriymiş gibi düşünemiyorum. Hayatıma bir hayal gibi girip bir rüya gibi çıkıvermişken, seni nasıl gerçekmiş gibi düşünebilirim ki?<a id="more-167"></a><br />
**** ile (Ortak bir dostumuz, burayı şimdi ekledim) telefonda konuştuğumda bana “sakin ol, biraz sabret. İkiniz de çok yoruldunuz, bir dinlenin nefes alın. Biraz zaman geçsin özler, arar” demişti. Rahatlamıştım, şimdiye kadar da hep bir umudum vardı. Ama aramadın. Umudum artık kayboldu gitti. Yerini kopkoyu bir umutsuzluk ve beraberinde sürüklediği mutsuzluk kapladı.<br />
Halimi gören bir arkadaşım senden vazgeçmemi söyledi. Kendimi ateşe atıyormuşum. Söylediklerini hiç umursamadım. Durumun olağanüstülüğünün farkında değildi. Olmasını da beklemiyorum zaten. Ama şimdi, yeniden durup bakmak ihtiyacı hissettim hayatıma. Tıpkı, karmaşık bir kitabı geriye dönüp tekrar tekrar okumak gibiydi. Ne kadar okursan oku hikayeyi değiştirme şansın yoktur ve hikaye sona ermek için senin anlayıp anlamamanı hiç umursamaz.<br />
</span><span style="color: #333399;">Biliyorum yine abartıyorum ama senin tarafından ele geçirildiğimi düşünüyorum, bana ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum ama bunun insanın içini dışına çıkartacak, gizli kalmış arzularını ya da nefretlerini deşifre edecek kadar kuvvetli bir şey olduğunu seziyorum. Ben bir sondan sonraki başlangıcın da sonuna geldim. Şimdi düşünüyorum da ne değişti? Sen karşıma çıkmamış olsaydın zaten son bulacaktı. O zaman bitmiş olsaydı keşke.<br />
Merak ettiğim birkaç konu var. Büyük bir ihtimalle bunları hiçbir zaman sana soramayacağım. Şu an bile seni düşünüyorum. ne yaptığını, beni düşünüp düşünmediğini. ilk günlerimizi bütün ayrıntılarıyla aklıma getirmeye çalışıyorum. Sevgi ve aşk dolu itirafları, ilk kez birbirimizi sevdiğimizi telefonda söylediğimiz geceyi. O gece de belli belirsiz bir ölüm duygusu ürpertmişti beni, sonra bu duygu seninle birlikte geçirdiğimiz saatlerde bazen kendini hissettirdi bana. O zamanlar buna bir anlam veremiyordum, şimdi anlıyorum.<br />
Şunu bilmeni isterim, Hayatı ne kadar ciddiye alıyorsam, yaşadıklarımı da o kadar ciddiye almışımdır. Benim hayat anlayışım bu. Bir nevi ölçüsüz bir adamım, bu doğru. Sana karşı da bazen ölçüsüz davrandığımı kabul ediyorum. Bir ölçü tutturma çabalarım hüsranla sonuçlansa da içimi ferah tutan şey sana karşı hep dürüst olmamdır. En aleyhime olacak konularda bile yalan söylemek yerine yaptığım hatayla (senden önce bile olsa) yüzleştim. Her şey bir yana keşke beni “koca bir yalan” olmakla suçlamasaydın. O lafın kalbimde yol açtığı tahribatı anlatmam mümkün değil. Ben her yaşanmışlığın bu dünyada bir iz bıraktığına inanıyorum. Bu yüzden yaşadığım her âna bir anlam katmak gibi saçma sapan bir çaba uğruna hep kaybediyorum. Şimdiye kadar çoktan alışmam lazımdı. Alışamamışım işte.<br />
Sana anlatmak istediklerimi aslında anlatamıyorum. Konuşarak anlatamadıklarımı belki şimdi yazarak yapabilme hayaliyle bu satırları kaleme alıyorum. Son konuşmalarımızdan birinde hâla kalbinde olduğumu ama sileceğini söylemiştin. Bence kalbini dinlemelisin çünkü insanın kalbi yalan söylemez. Seviyorsan hissedersin. Sevgi öyle güçlü bir duygudur ki insanı yanıltmaz.<br />
Ve son söz; Kelimenin ta kendisi kadar yalın, doğasındaki karmaşıklık kadar karmaşık. “Seni Seviyorum”. Başka hiçbir şey.&#8221;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/10/gonderilmemis-mektuplar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fantastik Hikayeler 1 - Korku Gecesi</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/03/korku/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/03/korku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Aug 2008 12:36:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[çığlık]]></category>

		<category><![CDATA[cinayet]]></category>

		<category><![CDATA[dehşet]]></category>

		<category><![CDATA[fantastik]]></category>

		<category><![CDATA[gece]]></category>

		<category><![CDATA[kabus]]></category>

		<category><![CDATA[kaçış]]></category>

		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<category><![CDATA[korku gecesi]]></category>

		<category><![CDATA[korku tüneli]]></category>

		<category><![CDATA[masal]]></category>

		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<category><![CDATA[rüya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[ 

Gecenin sessizliğini yırtan tiz bir çığlıkla uykusundan uyandı. Ses dışardan gelmişti, kalktı ışığı yaktı perdeyi aralayıp dışarı baktı. Sokak lambalarının zayıf ışıkları altında sokak bomboştu. Saate baktı, gece yarısını çoktan geçmişti. Birden sesi tekrar duydu "imdaaat yardım edin", şimdi sanki evin içinden gelmiş gibiydi ses. Alt katta yatan annesine bakmak üzere merdivenlere koştu. Babasından kalan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img521.imageshack.us/img521/7982/korkugecesiak4.jpg" alt="Korku-gecesi" width="407" height="249" /> </p>
<p>Gecenin sessizliğini yırtan tiz bir çığlıkla uykusundan uyandı. Ses dışardan gelmişti, kalktı ışığı yaktı perdeyi aralayıp dışarı baktı. Sokak lambalarının zayıf ışıkları altında sokak bomboştu. Saate baktı, gece yarısını çoktan geçmişti. Birden sesi tekrar duydu &#8220;imdaaat yardım edin&#8221;, şimdi sanki evin içinden gelmiş gibiydi ses. Alt katta yatan annesine bakmak üzere merdivenlere koştu. Babasından kalan bu eski 2 katlı evde annesiyle beraber yaşıyorlardı, üniversiteye başladığı yıl annesi rahat etmesi için üst katı tamamen kendisine bırakmıştı. Merdivenleri üçer beşer indi, giriş kapısının önünden geçiyordu ki bir kere daha duydu sesi &#8221; imdaaat, yardım edin&#8221;, tam kapının önünden geliyordu ses. Dışarı çıkıp çıkmamakta bir an tereddüt etti. &#8220;imdaaat Selim kurtar beni&#8221;, adıyla çağrıldığı anda hiç düşünmeden spor ayakkabılarını giyip üstünde eşofmanlar olduğu halde fırladı dışarı.<a id="more-145"></a><br />
Gecenin serinliği hafif bir çiseyle beraber vurdu yüzüne. Bahçede kimse yoktu, bahçe kapısından dışarı kafasını uzattı, sokak boş olduğu gibi evlerden hiçbirinin ışığı da yanmıyordu. Hiç kimsenin duymamış olması çok garipti, Sokağın sonunda bir karartı gördüğü an çığlığı tekrar duydu &#8221; selim kurtar beni, imdaaat&#8221;. Bütün gücüyle o tarafa doğru koşmaya başladı, her çığlık biraz daha uzaktan geliyordu. Sesin sahibini göremiyor sadece sesin geldiği yöne doğru koşuyordu. Bu şekilde bir kaç sokak geçti, nefes nefese kalmıştı artık. Karnına bir sancı saplanınca durmak zorunda kaldı.<br />
&#8220;neden sanki polisi aramadım ki?&#8221; diye kendine kızdı, çevrede ne bir insan ne de bir hayvan vardı, yardım edebilecek birilerini görürüm umuduyla etrafına bakınırken bulunduğu yeri hiç tanımadığını fark etti. &#8220;neredeyim ben?&#8221; dedi kendi kendisine &#8220;o kadar uzağa koşmuş olamam&#8221; Doğduğundan beri tanıdığı yerlere hiç benzemiyordu buralar. Gereğinden fazla sessizlik olduğunu farketti, etrafta çıt çıkmıyordu, normalde duyulması gereken gece seslerinin hiç biri yoktu. İçinde bir ürperti dolaştı, &#8220;heey kimse yok mu?&#8221; diye bağırdı, sessizlik elle tutulacak kadar yoğundu adeta. Ürperti yavaş yavaş korkuya dönüşmeye başlamıştı şimdi. &#8220;Ne diye geldim buralara sanki&#8221; diye söylenip geri dönmeye karar verdiği anda karanlıklar içinden bir genç kız fırlayıp çığlık çığlığa koşarak kaçmaya başladı.<br />
&#8220;heey dur kaçma sana yardıma geldim ben&#8221; diye seslendi arkasından, ama kızın durmaya hiç niyeti yoktu. Bir yandan koşuyor bir yandan &#8221; bırak peşimi, ben sana bir şey yapmadım&#8221; diye bağırıyordu. Kızın peşinden koşmaya başladı, kız şimdi daha şiddetle çığlık atıyor deli gibi koşuyordu. Gitgide yaklaşmaya başlamıştı, arada on metre kadar bir mesafe kalmıştı ki birden kızın ayakları yerden kesilip havalandı. Kızın önünde yüzünü göremediği siyahlar giyinmiş biri vardı ve onu tek eliyle boğazından tutup havaya kaldırmış boğuyordu.<br />
İki üç metre kala durdu, aslında korkak biri değildi, aksine gözüpek bir genç olarak tanınmıştı ama daha önde duymadığı değişik bir dehşet duygusuyla olduğu yerde titriyor, bir adım ileri gidemiyordu. Kızcağız boğuk sesler çıkararak kıvranıyor adamın yerden kestiği ayakları havayı dövüyordu. &#8220;ne yapıyorsun? Deli misin? Bırak kızı öldüreceksin&#8221; diye bağırdı. &#8220;bunu ona ben yapmıyorum, sen yapıyorsun&#8221; dedi yüzünü göremediği adam. Ses çok fazla tanıdık gelmişti. Olduğu yerde zangır zangır titremeye başlamıştı şimdi. &#8220;lütfen bırak onu&#8221; dedi ağlamaklı bir sesle. &#8220;dedim ya bunu sen yapıyorsun&#8221; dedi adam.<br />
Birden sesi tanıdı, bu kendi sesiydi. Korkudan ağzı kurudu, midesine kramplar girmeye başladı &#8220;kimsin sen&#8221; diye bağırdı gırtlağını yırtarcasına. Adam artık ölmüş olan kızı boş bir çuval gibi yere bıraktı, o anda adamın yüzünü gördü, bu kendisiydi. Buz gibi bir gülümseyişle bakıyor, bu gülümseme insanın kanını donduruyordu. Adamın adım attığını görmemişti ama şimdi yüzyüzeydiler, karşısında duran herşeyiyle kendi yüzüydü, sadece bakışlarındaki derin boşluk arka taraflarda bir yerde şeytani bir korkunun varlığını hissettiriyordu. Geri dönüp bacaklarının bütün gücüyle deli gibi koşmaya başladı. Spor ayakkabısının teki ayağından fırlamıştı. Bir ayağı çıplak olarak nereye gittiğini bilmeden kaçmaya devam etti. Uzun süre arkasına bakmadan koştu. Artık nefesi kesilmişti, bir köşe başında durdu. İki büklüm olmuş, patlamak üzere olan ciğerlerine hava çekmeye çalışıyor, şiddetle ağrıyan midesine elini bastırıyordu. Kulağının dibinde o sesi yeniden duydu &#8220;Kendinden kaçabileceğini mi sanıyorsun Selim&#8221; Korku şimdi bir ateş olmuş kan yerine damarlarında akmaya başlamıştı, dehşet ve yorgunluk artık taşımayacağı hale gelmişti ki dayanamayıp bayıldı.</p>
<p>Gözüne vuran güneş ışığıyla uyandı. Aynı anda odasının kapısı açılıp annesi içeri girdi, kınayan bakışlarla bakıp &#8220;haydi koca uykucu, öğlen oldu kalk artık&#8221; dedi. Şaşkın gözlerle etrafına bakındı, annesi perdeleri açıyor, odasının aralık duran kapısından içeri radyoda çalan hareketli bir türkü doluyordu. Nerede olduğunu anladığı anda içine dolan huzur ve mutluluk duygusuyla derin bir oh çekti &#8221; Çok şükür Allah&#8217;ım sadece kabus görmüşüm&#8221; dedi. &#8220;Hadi hadi bırak şimdi rüyayı masalı da git yüzünü yıka. Ben de yatağını toplayayım&#8221; diyen annesine gülümseyerek kalkıp banyoya girdi. Yüzünü yıkadı, aynada kendisine bakarken içeriden annesinin bağırmasını duydu &#8220;Selim, bu yatağın hali nedir böyle? Çamur içinde kalmış&#8221; panikle kafasını indirip ayaklarına baktığında bir ayağının çamur içinde olduğunu gördü. Aynı anda yerel radyo normal yayınını kesip bir son dakika haberi vermeye başladı &#8221; İlçemiz C&#8230;.. mahallesinde kimliği belirsiz bir genç kız boğularak öldürülmüş halde bulundu sayın dinleyiciler. Polis olay yerinde bulunan bir tek spor ayakkabıdan ve parmak izlerinden katili araştırıyor&#8221;<br />
Aynı anda kapı şiddetle, yıkılırcasına çalmaya başladı &#8220;açın kapıyı polis&#8221;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/08/03/korku/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rutubetli Mermiler</title>
		<link>http://www.yazi-yorum.net/2008/07/30/rutubetli-mermiler/</link>
		<comments>http://www.yazi-yorum.net/2008/07/30/rutubetli-mermiler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 22:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Galeni</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yazi-Yorum Nokta Net]]></category>

		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>

		<category><![CDATA[ayrılık acısı]]></category>

		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>

		<category><![CDATA[hayal]]></category>

		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>

		<category><![CDATA[intihar]]></category>

		<category><![CDATA[ızdırap]]></category>

		<category><![CDATA[key ödemeleri]]></category>

		<category><![CDATA[Kraloyun]]></category>

		<category><![CDATA[sevda]]></category>

		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[sevgili]]></category>

		<category><![CDATA[sevgiliye gönderilmemiş mektup]]></category>

		<category><![CDATA[tabanca]]></category>

		<category><![CDATA[tarifsiz acı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazi-yorum.net/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[[MEDIA=38]


13 Mayıs 2006
Sendeledim, en habersiz anda yenilen yumruk gibi, keyfe meze içki sofrasının sarhoşluğunda atılan ilk adımlar gibi. Oysa ne yumruk yemiştim ne de sarhoştum. "Bitti" dedi telefondaki ses, daha birçok şey söylüyordu aslında ama ben sadece onu duyuyordum, "bitti".
Gözyaşlarıma da ne oluyor? Deli duvar gibi ayrılık önüme dikilmiş. Yine boğazımda düğümlendi aşk. Bir ses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address style="text-align: center;"></address>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img367.imageshack.us/img367/8473/80859959cf5.jpg" border="0" alt="ImageShack" width="485" height="138" /></p>
<p>13 Mayıs 2006<br />
Sendeledim, en habersiz anda yenilen yumruk gibi, keyfe meze içki sofrasının sarhoşluğunda atılan ilk adımlar gibi. Oysa ne yumruk yemiştim ne de sarhoştum. &#8220;Bitti&#8221; dedi telefondaki ses, daha birçok şey söylüyordu aslında ama ben sadece onu duyuyordum, &#8220;bitti&#8221;.<br />
Gözyaşlarıma da ne oluyor? Deli duvar gibi ayrılık önüme dikilmiş. Yine boğazımda düğümlendi aşk. Bir ses geliyor bir hıçkırık sesi, birisi ağlıyor belli ki, ama niye ıslanmış benim yastığım? Bu ağlayan ben miyim?<br />
Gitmeliyim, hemen yarın o şehre gitmeliyim. Ama nasıl? Yakama yapışan sinsi bir hastalık başlangıcı yüzünden bir yere gidecek durumda değilim ki, elim kolum bağlı.<br />
Hayat şimdi zifiri karanlık, zaman geçmiyor, &#8220;tarifsiz acılar&#8221; dedikleri bu olsa gerek. İçimde bir yerlerde bir şey koptu, boğazımdan aşağıya yakarak iniyor. Bir daha aydınlık olur mu? Bilmiyorum. Bunu hiç beklemiyordum. İnanmak çok zor, alışmak imkânsız. Çok sevmiştim, çok güvenmiştim…<br />
Baş edemediğim bir acı duygusuyla esir alınmış gibiyim,<a id="more-138"></a><br />
14 Mayıs 2006<br />
Telefonu açtı nihayet, diyor ki ben kendi kendimi silmişim onun aklından, kalbinden ise o silecekmiş ama “her zaman yanındayım, ne zaman istersen arayabilirsin beni” diyor. Bu sözler beni teselli etmekten çok uzak.<br />
Zaman durdu benim için, yapacak bir şey bulamıyorum. Sahi eskiden yani o hayatımda yokken ben neler yapıyordum? Niye bu boşluk şimdi, bittiyse bitti dünyanın sonu değil ya? Değil mi acaba?<br />
16 Mayıs 2006<br />
Mektup yazmaya karar verdim, oysa ben mektup yazmayı hiç sevmem ki. O ise çok severdi mektupları, bir çocuk saflığıyla her zaman benden mektup isterdi. Bense istediği mektupları hep “yazarız” diye savuştururdum.<br />
Nasıl hitap edeceğimi bilemeden yazmaya başladım.<span style="color: #000080;"><em><br />
&#8220;Sevgili …..<br />
Bu gün sensizliğimin başlangıcı,<br />
Her başlangıcın gerçekten başlangıç olduğunu mu düşünüyorsun?<br />
Eğer öyleyse hayat denilen bilmeceyi şimdi tarif edemem sana, artık tarif edemem yani.<br />
Seni tanıdığımdan beri, genel olarak değil, birebir yaşamla, nefes almakla, yemekle, içmekle, yani tarif edilen yaşamakla ilgili bütün önyargılarım değişti. Seninle yaşadıklarım yaşamaksa eğer, şimdi ben yaşamıyorum. Öyle değilse, gerçekte sen yoksun.<br />
Defalarca telefonunu aradım. Her seferinde dua ederek, o kısık, büyülü sesini duymayı umarak bekledim. Bana gelen her telefon önce umut, ardından umutsuzluk melodisine dönüştü.<br />
Şimdi ise oturmuş safça, çocukça sana mektup yazmaya çalışıyorum. Seninle yaşadıklarımızın aslında olağan olabileceğini anlatmalıydı bana bu ayrılık. Bunu olağanüstü yapan benim hayal gücümdür belki de. Ama kime laf anlatırsın.<br />
Beni yok saymayı nasıl beceriyorsun aklım almıyor. Ben de seni yok saymaya çalıştım. Olmadı, başaramadım. Duygusallığa kapılmanın felaket olduğunu geçmişten biliyorum ama kendimi frenlemekten acizim.<br />
Biraz önce tekrar aradım açmadın, açılmayan telefon sesinin arkasındaki sessizlik, bir boşluk, bir hiçlik duygusu verir bana bilirsin, bu seferki ürküttü beni. Ölüm duygusu birden geldi bütün beynimi esir aldı. Ve ben ölüm duygusunu hiç yadırgamadığımı fark etim. Zaten günlerdir hayata uzağım. Ama her uzaklık başka bir yakınlığa yol açar, hayattan uzaksan ölüme yakınsındır. Uzaklıksa çaresizliktir.<br />
Şimdi hangisinin daha acı verdiğini bilemiyorum, mesafelerin koyduğu uzaklık mı? Sözlerinin, davranışlarının yarattığı uzaklık mı?<br />
Neden yazıyorum biliyor musun? Delirmemek için. Sadece zaman geçsin diye. Birkaç saati daha kurtarmak için. Seni seviyorum, bunu daha basit, daha anlaşılır, daha az kirlenmiş nasıl söylerim bilmiyorum.<br />
Mektuplar ve yazılar masumdur, bunu en iyi sen bilirsin. Sana yazarak içimde her gün çoğalan acıyı biraz olsun hafifletiyorum. Bunu istersin değil mi?<br />
Hoşça kal”</em><br />
</span>Daha fazla yazmaya takatim yok. Postalamayacağımı bile bile özenle katlayıp defterin arasına koydum mektubu.<br />
Yaşamak istemiyorum artık, hayatta iki dostum var biri o an itibariyle beni teselli etmekten çok uzak, diğeri ise apansız askere gitti. Beni anlayacak birileriyle konuşabilsem, dertleşebilsem çok faydası olacak ama ben yapayalnızım&#8230; Hep yarım kalmaktan bıktım, artık yeter, kararımı verdim. Babamdan kalan tabancayı sakladığım yerden aldım, belime sokup kafeye doğru yola çıktım.<br />
Oraya vardığımda dostum Ö&#8230; oradaydı. Suratıma bir baktı ve “yeter artık toparla kendini” dedi. Ses çıkarmadım. “İstersen bir de ben konuşayım” dedi, şiddetle reddettim. &#8220;O zaman sen ara, böyle olmaz yedin kendini&#8221; diyerek içerdeki küçük odaya gönderdi.<br />
Odaya girdim, kısa bir tereddütten sonra aradım ama açmadı. Evini aradım, sesini duyduğum anda aradığıma pişman oldum, o kadar soğuk ve uzaktı ki sesi, her dakika kararıma adım adım yanaşıyordum artık. Beni doğru dürüst dinlemeden telefonu kapattı. Oysa daha söyleyeceklerim vardı.<br />
Tekrar tekrar aradım açmadı, mesaj çektim &#8220;silah kafama dayalı, eğer bir kere daha açmazsan tetiği çekeceğim&#8221; dedim. O riski göze alamayacağını, açacağını düşünüyordum. İletildi raporu geldi. Hiçbir şey görmüyordu artık gözüm. Hem bu dünyamdan hem öteki dünyamdan vazgeçmiştim. Silahı çıkardım, her ne kadar gürültü yapmamaya çalışarak mermiyi ağıza vermeye çalışsam da o tanıdık metalik ses yine de çıktı. Namluyu önce çenemin altına tuttum, sonra vazgeçip şakağıma dayadım. Namlu şakağımda buz gibiydi.<br />
Arama tuşuna basmadan önce son bir dua okudum. Telefon çalmaya başladı, 1, 2, 3, 4, açmıyor, kaç kere daha çalar acaba?<br />
&#8220;Her yer kan revan olacak keşke sahile gitseydim&#8221; diye düşündüm. Çok garip insan ölmek üzereyken bile aklına neler getirebiliyormuş.<br />
Ben bunları düşünürken arama bitti. Telefon açılmadığında çıkan o sinir edici kısa ton çalarken tetiği çektim. Kuru bir &#8220;tık&#8221; sesi çıktı ama silah patlamadı, ne şimdi bu? Böylesi ancak Türk filmlerinde olur değil mi? Ama oldu. Küçükken her hafta büyük bir hevesle temizlediğim o silahı babamın vefatından sonra hiç elime alamamıştım. Yaklaşık bir buçuk yıldır temizlenmemişti. Mermiler zamanın yıpratıcı etkilerine maruz kalarak rutubetlenmiş olmalıydı, rutubetlenen mermiler de kolay kolay patlamaz. Patlamadı da zaten. Şarjörü çekip bıraktım o mermi düşsün diğeri gelsin diye ama sıkışmış. Delirdim, &#8220;şimdi sırasımıydı&#8221; diye söyleniyor bir yandan çekiştirmeye devam ediyordum. o sinirle uğraşırken patladı silah, ama kafama dayalı değildin ki, niye şimdi patladın sen.<br />
Mermi karşı duvardan sekip kısa bir tur attı odada. İstem dışı masanın altına doğru eğilmişim seken mermiden korunmak için. Fark edince gülmeye başladım. İşte bir gariplik daha, insan ölmek üzereyken de komik bir şeye gülebilirmiş. O sırada büyük bir gürültüyle kapı açıldı, nefes nefese dostum daldı içeri, silahımı elimden alırken ben hala gülüyordum…</p>
<p><span style="color: #003366;">Not: Bu yazıda geçen kişiler ve olaylar gerçektir, yazıda geçen mektup halen bahsedilen defterin arasında durmaktadır. Lütfen bana intiharın kötülüğü üzerine nasihat vermeden önce şunu bir düşünün, İster delilik deyin, ister acizlik deyin, ya da aptallık deyin, ne derseniz deyin bunlar o andaki duygularım ve ruh halimdir. Şu anda ise aldığım her nefesi seviyorum…</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazi-yorum.net/2008/07/30/rutubetli-mermiler/feed/</wfw:commentRss>
	<enclosure url="http://www.filefreak.com/pfiles/49041/Yedi%20Karanfil-kolay-olmayacak.mp3" length="1" type="audio/mpeg"/>
	</item>
	</channel>
</rss>
