Aşk Yazıları -3- Sevenler Ölmez

ask

Çok sevdikleri sahilde sevgilisiyle el ele dolaşıyorlardı yine. Öyle uyumlu bir çifttiler ki onları görenler gıpta ile baktıklarını saklayamıyorlardı. Bu bakışlara gurur ve kıskançlık karışımı bakışlarla karşılık vermekten bir türlü kendini alamıyordu.
- “Aşkım” dedi Ayşe, “ben acıktım bir şeyler yesek mi?”
- “Olur, ben de acıkmıştım zaten. Ne yemek istersin?” Diye sordu.
Ayşe’nin ne diyeceğini beklerken yol boyu sıralanmış lokanta ve kafelere bakmaya başladı.
- “Uyan tertip, hadi kalk biraz da ben kestireyim ya.”
- ????
- “Ne o lan, rüyanda sevgilini mi görüyordun yoksa?” Diye sırıtan arkadaşına ters ters baktı.
- “Tamam kalkıyoruz, sırıtma da yat hadi” diye homurdandı kalkarken.
Paltosunun altında yaktığı sigarasını hemen teneke kola kutusuna sokarak bir nefes çekti.
- “Sigaranın ışığı gece kilometrelerce öteden fark edilir, kanas tüfeğine iyi bir hedef olursunuz.” demişti komutanları daha ilk operasyonlarında. O günden beri herkes sigarasını bu yöntemle içiyordu. Yine sayısını unuttuğu operasyonlardan birindeydiler, günlerdir bu dağlarda dolaşıyorlardı, sıcak suyu ve sıcak yemeği görmeyeli çok olmuştu, rahat yatağı ise çoktan unutmuşlardı. Uyumamak için her zamanki gibi sevgilisini düşünmeye başladı, babasının isteğiyle tecilini bozup askere gittiğinde ne çok ağlamıştı Ayşe, terminalde nasıl da sımsıkı sarılmış, bir türlü ayrılmak istememişti.
Acemi birliğini Isparta – Eğirdir Dağ Komando okulunda yapmıştı. Usta birliğinde Şırnak çıkınca iyice deliye dönmüştü sevgilisi, dağıtım izni de çabucak geçmişti. Gideceği günden bir akşam önce yine buluşmuşlardı.
-“sana bir şey olursa ben de yaşayamam kendimi öldürürüm” demişti Ayşe. Ne dese fayda etmiyor sürekli aynı kelimeyi tekrar ediyordu. “Sana söz veriyorum” demişti, “her ne olursa olsun geri döneceğim, Ölmeyeceğim söz”. Bu sözler Ayşe’yi birazcık teskin etmişti ama yine de “bunu nasıl garanti edebilirsin ki” diye sormadan edemedi. “Sevenler Ölmez” demişti “bana güven mutlaka geri döneceğim söz”
Aylardır Gabar dağlarında onu düşünerek ayakta kalmıştı, onu düşünerek sıcağa, soğuğa, açlığa, yorgunluğa göğüs germişti. Sayısız çatışmalara girmiş, arkadaşları yanı başında şehit olmuş, birçoğunu da yoğun ateş altında yere ancak 2 metre yanaşabilen helikopterlere fırlatmışlardı. Ama kendisi yaşıyordu işte. Verdiği sözü hiç unutmuyor, başının üstünden geçen her mermi, yakınlarında patlayan her roket veya el bombası onu daha da hırslandırıyor geri döneceğine olan inancını pekiştiriyordu.
Askerliğini yapmadan evlenmelerine izin vermeyen babasına eskisi kadar kızmıyordu artık. “iyi de oldu aslında” diye düşündü, “aradan çıktı işte, şunun şurasında teskereye ne kaldı ki”
Bu düşünceyle içini bir sevinç dalgası kapladı, ama uyuyan arkadaşlarına bakınca utandı bu sevincinden. Onları bırakıp gitmek çok zor olacaktı, kader birliği ettiği bu insanlarla arkadaşlık sınırını aşıp kardeş olmuşlardı çoktandır. İşte bunun için teskeresine az bir zaman kalmasına rağmen yanlarındaydı, komutanı “oğlum sen bu operasyona gelme istersen” deyince küfür yemiş gibi olmuş, şiddetle reddetmişti.
Bu düşüncelere dalmışken uzaktan bir ışık görür gibi oldu, rüzgâr kulağına bazı sesler de getirince en yakındaki arkadaşını uyandırdı, bir dakika sonra bütün tim uyanmış elleri tetikte mevzilerini almışlardı. Önce karanlıkta bir ışık çaktı, ardından ıslığa benzer bir ses geldi ve 20 metre üstlerindeki kayalarda patlayan roketin kopardığı taş toprak yığınıyla aynı anda üç yanlarından mermi yağmaya başladı. Yüksek bir tepenin eteğinde mevzilenmişlerdi, bulundukları yer tepenin altına doğru oyuk şeklinde girintili olduğu için atılan roketler hedefi bulmuyor üstlerindeki kayalarda patlıyordu.
Eğer bu kadar iyi yer tutmamış olsalardı daha ilk ateşte işleri biterdi. “bizi kuşatmışlar” dedi komutanları, telsizle yardım istemişler ama “gece olduğu için helikopterleri gönderemiyoruz sabaha kadar dayanın” yanıtını almışlardı. Bütün güçleriyle karşılık veriyorlar, teröristlerin sızma yapmasını engellemek için kritik gördükleri yerlere de sürekli el bombası atıyorlardı.
Saatler geçiyor çatışma tüm şiddetiyle devam ediyordu, sabahın ilk ışıklarıyla helikopterler gelince sevindiler, fakat çok geçmeden bu sevinçleri boşa çıktı, çünkü bu sefer de avantajlı konumları onların aleyhine dönmüştü. Bulundukları yer içe doğru girintili olduğu için helikopterler iniş yapamıyor, teröristlerle mesafeleri çok yakın olduğu için silahlarını da kullanamıyorlardı. Cephaneleri de iyice azalmaya başlamıştı, durumları hiç iç açıcı değildi.
- “Bir çıkış yolu bulamazsak işimiz biter” diye düşündü
- “Tek çıkış tepeyi aşmak” dedi komutan, tepenin arkasına dolanan bir patikayı işaret ederek. “Oraya ulaşabilirsek tepeye arkadan tırmanabiliriz” diye ekledi.
Oraya ulaşmak için yaklaşık yüz metrelik bir açıklıktan geçmeleri gerekiyordu, kademeli olarak o tarafa yanaşmaya başladılar. Sırayla ve hızla geçmeye başlamışlardı ki çok yakından açılan ateşle yerlerine çakıldılar. Sol taraflarında kayaların arasında birbirine yakın üç ayrı yerde üç terörist mevzi almış geçmelerine meydan vermiyordu. “Şimdi yandık işte” diye düşündü, avantajlı konumlarını terk etmişler ve arada sıkışmışlardı. “El bombası atın” diye haykırdı komutan ama kimsede kalmamıştı. Durum git gide kötüleşiyordu, bulundukları yerde sıkışmışlar yoğun ateş altında kalmışlardı.
- “Sağdakiler boşalttığımız mevzilere gelirlerse bizi roketle kuş gibi avlarlar” dedi arkadaşı
“yoksa buraya kadar mı?” diye düşündü, çok garipti ölümle burun burunaydı ama ölümden korkmuyordu tek üzüntüsü verdiği sözü tutamamış olmaktı. Bir süredir ateş kesilmişti “sızma yapacaklar galiba” dedi komutanı, birden kararını verdi “ben ölmeyeceğim, söz verdim komutanım” diyerek fırladı.
Önündeki kayaya basarak sol tarafa, kayaların arasındaki teröristlere doğru insanüstü bir güçle zıpladı. O kadar ani ve o kadar çevik hareket etmişti ki arkadaşları dâhil kimse ne olduğunu anlamadan ilk teröristin olduğu yere mermileri boşaltıp ikinciye doğru zıplamıştı bile, daha kayaya ayak basar basmaz onu da vurmuş ve arkadaşlarının sonradan “tıpkı bir panter gibi sıçrıyordu” diyecekleri çeviklikle üçüncüye doğru atılmıştı. Daha havadayken görmüştü onu, bir an göz göze gelmişler ve aynı anda tetiklere dokunmuşlardı…
- “Dayan aslanım, dayan” oğlum diyordu komutanı. Helikopterdeydiler, karnına üç kurşun yemişti, arkadaşları ağlıyorlardı.
- “ağlamayın, diye güçlükle mırıldandı, “ölmem ben, sözüm var ölmem”
- “aslanım konuşma, yorma kendini” diyen komutanına en son “Sevenler ölmez” diyebildi.
Törene bütün tim eksiksiz katıldı, hayatlarını kurtaran arkadaşlarını o gün yalnız bırakmadılar. Yine eski günlerdeki gibi omuz omuzaydılar ama bu sefer savaşta değil, arkadaşlarının düğününde halayda…

Bu yazı bu gün 1 defa Toplamda ise 7632 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • FriendFeed
  • Live
  • MySpace
  • Reddit
  • Technorati
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • Fark
  • MSN Reporter
  • Netvibes
  • NewsVine
  • StumbleUpon
  • Webnews.de
  • Yahoo! Buzz

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da da Okudular !

2 Temmuz 2008 - 15:18 | Yazan : Galeni |

“Aşk Yazıları -3- Sevenler Ölmez” Yazısı için 14 Yorum Yapılmış

  1. Sevgili Galeni.
    İki güzel aşkı aynı güzellikte pekiştirmişsin. Okudukça meraklandığım ve soluksuz okumaktan kendimi alamadığım bir hikâye yazmışsın. Hikâyenin sonunda mutlu son olmamasından korkarken ve bir noktada “eyvah!” derken, mutlu sonla noktalanmasınada ayriyetten çok sevindim. Yani okurken yaşadım ve bir okadarda etkilendim.
    Yüreğine sağlık…
    Sevgiyle kalın…

  2. Merhaba,
    Yazılarınızı özlemişim. Okurken yüreğim burkularak okudum. Sonuç bölümü benim için de güzel bir sürpriz oldu. Sevindim, iki kez okudum. Eline, yüreğine sağlık…

  3. Sevgili Aysema,
    Bizde sizi özledik inanın. Moral veren, yüreklendiren yorumlarınızdan mahrum kalmamak dileğiyle…
    Saygılar…

  4. mutlu son …

    ne de severim mutlu sonları …… galeni yüreğine sağlık ….. sevgiler ….

  5. emeğine sağlık galeni.yazı süperdi. acıkcası ben son bölümde hele o “omuz omuzaydılar ama bu sefer savaşta değil…” bölümünün devamında cesur askerimizi şehit ettiğini düşünüp cok üzülmüştüm.böyle bitirdiğine cok sevindim.tekrar emeğine sağlık…

  6. Beğendiğine çok sevindim. Zaman ayırıp okuduğun ve birbirinden değerli yorumların için teşekkürler…

  7. bu kadar da olmaz ama galeni tamam çok güzel yazıyorsunda ağlatma beni artık yaaa kalakaldım yerimde çakılmış gibi gözlerim sulanıverdi harika olmuş bu yazı aşk dolu yüreğine sağlık

  8. bu arada sizi çok özledim ben :(:(

  9. Emin ol biz de seni çok özledik balsekerii

  10. sevgili Galeni yine o güzel yazılarından birini daha bizlerle paylaştın.Eline yüregine sağlık…Soluksuz okudum inan.Gerçekten muhteşem bi son olmuş.Aşk sözünü tuttu sevenler ayrılmadı…Devamını bekliyorum…Sevgiyle kal.

  11. Gerçekten de nefes tutarak okunan bir yazı,artık gözyaşlarımı tutamayacak salıverecekken o güzel cümleyi okuyup derin bir oh çektim..Sonunun güzel bitmesine çok sevindim umarım hayatımızdaki her son böyle güzel biter..
    Bu arada Allah tüm askerlerimizi korusun inş..
    Teşekkürler emeğinize sağlık..

  12. gerçekten seven varmıdır ki ik günde seviyorum diyollar aşkını lafını eksik etmiyollar istedkleri olmayınca çekip gidiyorlar

  13. seni seven benim ama ellerin kadınısın hergece düşüyorsun aklıma gerçekten seven varmdır seviyorum diyollar ama herşey para

  14. bende seviyorum o rakadaşımızda seviyorum diye çekip giden derken kendini kasdetmiş herhalde bende seviyorum hemde çok sevgimin önüne hiç kimse geçemez

  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
  • Noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakılır.
  • ”gelcem, gitcem,” denmez ”geleceğim, gideceğim,” denir.
  • ”Herkez” denmez ”herkes” denir. | ”Yanlız” değil ”Yalnız” denir.
  • ”Bende” denmez, ”Ben de” denir. | ”Dahi” anlamındaki ”de” ayrı yazılır.
  •  ”Geldimi?” yazılmaz ”Geldi mi?” yazılır. |  ”v” yerine ”w” yazılmaz
  • Soru takıları ayrı yazılır. | ”OKmi?” değil, ”Tamam mı?” denir.
  • özel isimlerin, ilk harfleri büyük yazılır.
  • ”ki” eki, bağlaç ise ayrı, iyelik eki ise birleşik yazılır.
    Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi ile ve Turkche değil.

Yorumunuzu Yazın

Bu site Uğur ŞENDOĞAN Tarafından "WordPress 2.6" üzerine "Andreas04 Tema" kullanılarak kurulmuştur.