Yazi-Yorum Nokta Net

Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini

Küllenen Aşk

küllenen aşk
‘…saat 02.55 ve gecenin sessizliÄŸinde bir telefon çığlığı ile irkildi. Telefonu açtığında duyduÄŸu ses yabancı deÄŸildi ama kim olduÄŸunu hemen anlayamayacak kadar da yabancılaÅŸmaya baÅŸlamıştı…”
Kitabı gürültülü bir hamle ile kapatıp ışığı söndürdü. Ondan ve kendisine onu hatırlatan her ÅŸeyden nefret ediyordu ve yine olmuÅŸtu. Romandaki bu satırları kaç kez yaÅŸadığı geçti aklından. 10 yıllık bir birliktelik ve sayısız ayrılıklar. Unutmaya yüz tutmuÅŸ anlarda bir telefon sesi. Çok uzaktan duyduÄŸun ama bir o kadar da yakınında hissedebildiÄŸin bir ses. ”merhaba,rahatsız ettiÄŸim için özür dilerim. ‘’sesini duymak istedim.”  ya da ”olmuyor,yapamıyorum sensiz” diye damdan düşme baÅŸlangıçlar…
Kim bilir romandaki aşk da böyle yeniden alevlenecekti belki de..
Belki de bu ve buna benzer cümlelerle..
Ama sen biliyordun bu hikayenin sonunu…
Her bitiÅŸ yeni bir baÅŸlangıçtı evet ama hiçbir ÅŸey bittiÄŸi yerden baÅŸlamazdı…
Ve bir murathan mungan şiiri anlatır bu kez duyguları:
”istersen hiç baÅŸlamasın
bu hikaye eksik kalsın
onca yaraların ardından
yeni bir aÅŸk yaratamazsın..”

”kaldığımız yerden devam edelim, ne olur, seni çok özledim” diyordu ses.
Halbuki 2 yıl öncesi sen bu ses tonuyla yalvarmıştın ona… GurursuzluÄŸuna sövdün sonra…
2 yıl evvel ”küllenen bir aÅŸkı alevlendirmenin alemi yok!” diyen sesti. Zaman ne nankör ÅŸeydi. Ne çabuk unutturuyor yaÅŸananları.Kanamakta olan yaralara zaman bir kabuk oluveriyormuÅŸ meÄŸer.
Hatırladığında hep aynı yerinden acıyan yaranı hangi zaman örtebilirdi ki…
Tüm vücudun irkildi iÅŸte o anda ”devam edelim” de ne demekti. Sinirine hakim olmaya çalışıyordun, bu kez sevgisi kör etmeyecekti gözlerini.. Aklından bir anda tüm yaÅŸananlar geçti. Hata üzerine hata.. Ve her seferinde af dilemek ne kolaydı… Belli ki yaÅŸananlardan ders almak onun için zordu.
Evet bu kez yenik düşmeyecektin yüreÄŸine.. O olduÄŸunu anladığın anda, onu düşünmeye baÅŸladığında yüreÄŸin ÅŸahlanıp ona koÅŸmaya hazırlansa da sen alacaktın bu kez dizginleri eline…
Derin bir soluk..
-”Merhaba, nasılsın diye sormayacağım çünkü bunu merak etmeyeli uzun zaman oldu.”
-”Yapma böyle lütfen, böyle konuÅŸma”
-”Bir kaç dakika beni dinle. Bitti evet sen bende mazÃŽ olalı çok oldu. Bu kez seni gömmedim, tamamen söküp attım bu yürekten.. Ve ÅŸunu bilmeni isterim ki bundan böyle
‘bu kez’ diye baÅŸlayan cümleleri duymak istemiyorum, bir daha da…”
Dıt dıtt dıtt….
Gittikçe uzaklaşan bir dıttt sesi..
OlmuÅŸ muydu ÅŸimdi.? Onu yaralamaya çalışarak kendi yaranın acısını hafifletmiÅŸ miydin? Hala onun hakkında kendine ‘niye aradı acaba?’ soruları sorarken bu konuÅŸmayı yapmak onu mu daha çok yaralamıştı seni mi.?
Tekrar uzandı elin telefona..
Ama ya gurur..
Tükürdüğünü yalamaktı senin bu yaptığın.
Telefonda konuşan gerçekten sensen şimdi deli gibi pişmanlık duyan kimdi??
………………
Bu sorular o zamanlarda kaldı..
Sonradan anlayacaktın insan yüreğine ördüğü sandığı duvarı sadece aklına örebilirmiş..
Sonradan anlayacaktın kalkansız kalan o yüreğin neden her defasında bu kadar içten acıdığını..
Sonradan anlayacaktın  yüreÄŸi korumak adına mantığı kullanman gereÄŸini…
Ama ozamanlar sırada acı vardı..
Acıyacaktın ki olgunlaÅŸacaktı yürek…
…….

Bu yazı bu gün 1 defa Toplamda ise 287 defa okunmuştur.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Da Okudular !

7 Eylül 2008 - 15:13 | Yazan : balsekerii |

“Küllenen AÅŸk” Yazısı için 5 Yorum Yapılmış

  1. balsekerii,
    Hayatın içinden bir kesittir yazdıkların. Küslükler, kırgınlıklar, dargınlıklar. Gidenler, dönenler, reddedenler, piÅŸman olanlar… Hepsi kiÅŸiye göre yaÅŸandığı zamanların en önemli olayları. Oysa aradan geçen zaman ne kadar deÄŸersiz kılıyor hepsini. KeÅŸkeler baÅŸlıyor sonrasında. KeÅŸke öyle yapmasaydım, keÅŸke şöyle demeseydim, keÅŸke o telefonu açsaydım, keÅŸke keÅŸke keÅŸke. Bitmez…
    Bazen oturup düşününce hayat dahil tüm yaÅŸananlar boÅŸ geliyor. Ölüm varken ve hepimize hakken ne gerek var birbirimizi üzmeye diyorum. Gereksiz geliyor kırgınlıklar, kızgınlıklar…
    Belki günün birinde hepimiz anlarız bunu, kendi hatalarımıza af beklerken bize karşı yapılan hataları da affedebilmeyi öğrendiğimiz gün.

  2. gidiÅŸler ve kalanların sesleniÅŸi dönüşler……bir kaset gibi baÅŸa sarar hayat…özlemlere raÄŸmen bır yerde koparır bağını cok da sevse terk edende piÅŸman olur bazen DÖN desede dönüş yoktur artık….ARTIK ONUR VARDIR GURUR VARDIR VE GİDENI SÖKÜP ATMAK PASLI DUVARLARA KAZIMAK VARDIR….

  3. Kimse kimseyi bir hale koymaz ÅŸu yaÅŸamda…
    Herkes kendine yapmıştır. Güven duymuşsundur, yanılmışsındır, perişan olmuşsundur. O beni bu hale getirdi yanlıştır. Sen kendin gelmişsindir ne hale geldiysen.

  4. aÅŸkta grur yapan kaybetmeye mahkumdur. İntikam almak için yaptığımız herÅŸeyde kendimiz acı çekeriz ve sevdiÄŸin kiÅŸiye acı çektirerek yaralar sarılmaz balÅŸekeri daha çok kendini yaralarsın…

  5. Galenı;
    kendi hatalarımıza af beklerken bize karşı yapılan hataları da affedebilmeyi öğrendiğimiz gün.

    Affedilmesi gerekenin olunduÄŸunu da anlarız belki…

  • Cümle büyük harfle baÅŸlar, nokta ile biter.
  • Noktalama iÅŸaretlerinden sonra boÅŸluk bırakılır.
  • ”gelcem, gitcem,” denmez ”geleceÄŸim, gideceÄŸim,” denir.
  • ”Herkez” denmez ”herkes” denir. | ”Yanlız” deÄŸil ”Yalnız” denir.
  • ”Bende” denmez, ”Ben de” denir. | ”Dahi” anlamındaki ”de” ayrı yazılır.
  •  ”Geldimi?” yazılmaz ”Geldi mi?” yazılır. |  ”v” yerine ”w” yazılmaz
  • Soru takıları ayrı yazılır. | ”OKmi?” deÄŸil, ”Tamam mı?” denir.
  • özel isimlerin, ilk harfleri büyük yazılır.
  • ”ki” eki, baÄŸlaç ise ayrı, iyelik eki ise birleÅŸik yazılır.
    Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi ile ve Turkche değil.

Yorumunuzu Yazın

Bu site Uğur ŞENDOĞAN Tarafından "WordPress 2.6" üzerine "Andreas04 Tema" kullanılarak kurulmuştur.