Yazi-Yorum Nokta Net

Kültür Teşhiri, Kavram Vitrini

Gönderilmemiş mektuplar

Gonderilmemis-mektuplar

Sondan bir önceki yazım olan “Rutubetli Mermiler” yazısını okumuş olanlar hatırlayacaklardır. Yazının içinde bir defter arasına hapsedilip gönderilmemiş bir mektup vardı. İşte aynı defter arasında bulunan gönderilmemiş diğer mektupları da aradan geçen zamanın affına sığınıp yayınlamak istiyorum. Bir zamanlar yaşadıklarımı ve hissettiklerimi anlatan bu satırlar en azından benim için büyük önem taşıdığından dolayı sizlerle paylaşmak istedim. Bariz imla hataları dışında cümlelerde bir değişiklik yapmadım. Hatamız ve kusurumuz olursa şimdiden affola…

“26 Mayıs 2006
Sevgili *****
Dokuz gün oldu, yani yaklaşık 216 saattir sesini duyamıyorum. Beni çok aşan bir üzüntü ve korkunç bir boşluk duygusu hissediyorum. Senden başka hiçbir şey düşünemez oldum. Düşüne düşüne sonunda bana gerçeklik hissi vermemeye başladın. Seni düşünürken etten kemikten biriymiş gibi düşünemiyorum. Hayatıma bir hayal gibi girip bir rüya gibi çıkıvermişken, seni nasıl gerçekmiş gibi düşünebilirim ki?
**** ile (Ortak bir dostumuz, burayı şimdi ekledim) telefonda konuştuğumda bana “sakin ol, biraz sabret. İkiniz de çok yoruldunuz, bir dinlenin nefes alın. Biraz zaman geçsin özler, arar” demişti. Rahatlamıştım, şimdiye kadar da hep bir umudum vardı. Ama aramadın. Umudum artık kayboldu gitti. Yerini kopkoyu bir umutsuzluk ve beraberinde sürüklediği mutsuzluk kapladı.
Halimi gören bir arkadaşım senden vazgeçmemi söyledi. Kendimi ateşe atıyormuşum. Söylediklerini hiç umursamadım. Durumun olağanüstülüğünün farkında değildi. Olmasını da beklemiyorum zaten. Ama şimdi, yeniden durup bakmak ihtiyacı hissettim hayatıma. Tıpkı, karmaşık bir kitabı geriye dönüp tekrar tekrar okumak gibiydi. Ne kadar okursan oku hikayeyi değiştirme şansın yoktur ve hikaye sona ermek için senin anlayıp anlamamanı hiç umursamaz.
Biliyorum yine abartıyorum ama senin tarafından ele geçirildiğimi düşünüyorum, bana ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum ama bunun insanın içini dışına çıkartacak, gizli kalmış arzularını ya da nefretlerini deşifre edecek kadar kuvvetli bir şey olduğunu seziyorum. Ben bir sondan sonraki başlangıcın da sonuna geldim. Şimdi düşünüyorum da ne değişti? Sen karşıma çıkmamış olsaydın zaten son bulacaktı. O zaman bitmiş olsaydı keşke.
Merak ettiğim birkaç konu var. Büyük bir ihtimalle bunları hiçbir zaman sana soramayacağım. Şu an bile seni düşünüyorum. ne yaptığını, beni düşünüp düşünmediğini. ilk günlerimizi bütün ayrıntılarıyla aklıma getirmeye çalışıyorum. Sevgi ve aşk dolu itirafları, ilk kez birbirimizi sevdiğimizi telefonda söylediğimiz geceyi. O gece de belli belirsiz bir ölüm duygusu ürpertmişti beni, sonra bu duygu seninle birlikte geçirdiğimiz saatlerde bazen kendini hissettirdi bana. O zamanlar buna bir anlam veremiyordum, şimdi anlıyorum.
Şunu bilmeni isterim, Hayatı ne kadar ciddiye alıyorsam, yaşadıklarımı da o kadar ciddiye almışımdır. Benim hayat anlayışım bu. Bir nevi ölçüsüz bir adamım, bu doğru. Sana karşı da bazen ölçüsüz davrandığımı kabul ediyorum. Bir ölçü tutturma çabalarım hüsranla sonuçlansa da içimi ferah tutan şey sana karşı hep dürüst olmamdır. En aleyhime olacak konularda bile yalan söylemek yerine yaptığım hatayla (senden önce bile olsa) yüzleştim. Her şey bir yana keşke beni “koca bir yalan” olmakla suçlamasaydın. O lafın kalbimde yol açtığı tahribatı anlatmam mümkün değil. Ben her yaşanmışlığın bu dünyada bir iz bıraktığına inanıyorum. Bu yüzden yaşadığım her âna bir anlam katmak gibi saçma sapan bir çaba uğruna hep kaybediyorum. Şimdiye kadar çoktan alışmam lazımdı. Alışamamışım işte.
Sana anlatmak istediklerimi aslında anlatamıyorum. Konuşarak anlatamadıklarımı belki şimdi yazarak yapabilme hayaliyle bu satırları kaleme alıyorum. Son konuşmalarımızdan birinde hâla kalbinde olduğumu ama sileceğini söylemiştin. Bence kalbini dinlemelisin çünkü insanın kalbi yalan söylemez. Seviyorsan hissedersin. Sevgi öyle güçlü bir duygudur ki insanı yanıltmaz.
Ve son söz; Kelimenin ta kendisi kadar yalın, doğasındaki karmaşıklık kadar karmaşık. “Seni Seviyorum”. Başka hiçbir şey.”

Bu yazı bu gün 1 defa Toplamda ise 845 defa okunmuştur.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Da Okudular !

10 Ağustos 2008 - 21:09 | Yazan : Galeni |

“Gönderilmemiş mektuplar” Yazısı için 2 Yorum Yapılmış

  1. Yaşanmışlar, unutulmayanlar, iyi ve kötü akılda kalanlar, yürekte silinmez yer edinen günler. Bunların tümüdür, onu unutulmaz ve vazgeçilmez kılan, bana sorarsan sevgili Galeni. Mektupta da söylediğin gibi “kalp yalan sölemez” söylemez elbet kalbini dinle ve sana ne diyorsa onu uygula…
    Sevgiyle kalın…

  2. sevgili galeni….
    mektubunda ki her satırı okurken sanki hissettim içindekilerini…yasadıklarını…
    sevgilinin bir sözü bile bazen o kadar cok koyar ki basen anlatamazsın…kendini aciz hissedersin yada yarım…eksiksindir onsuz ve hep kırmızı işiklar yanmıştır yasayamamısındır sevdanı…ama ne olursa olsun unutulmaz yasananlar…aşk biter ama HATIRASI kalır…emin ol ki onun da yüreğinin bir köşesinde yasananların hatırası vardır unutamadığı….
    ve sevgili arkadasım bu mektuplar ne olursa olsun sahibine ulaşmalıydı zamanında………

  • Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
  • Noktalama işaretlerinden sonra boşluk bırakılır.
  • ”gelcem, gitcem,” denmez ”geleceğim, gideceğim,” denir.
  • ”Herkez” denmez ”herkes” denir. | ”Yanlız” değil ”Yalnız” denir.
  • ”Bende” denmez, ”Ben de” denir. | ”Dahi” anlamındaki ”de” ayrı yazılır.
  •  ”Geldimi?” yazılmaz ”Geldi mi?” yazılır. |  ”v” yerine ”w” yazılmaz
  • Soru takıları ayrı yazılır. | ”OKmi?” değil, ”Tamam mı?” denir.
  • özel isimlerin, ilk harfleri büyük yazılır.
  • ”ki” eki, bağlaç ise ayrı, iyelik eki ise birleşik yazılır.
    Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi ile ve Turkche değil.

Yorumunuzu Yazın

Bu site Uğur ŞENDOĞAN Tarafından "WordPress 2.6" üzerine "Andreas04 Tema" kullanılarak kurulmuştur.