Ya Benimsin Ya ben Kara Toprağın!..
| Yazan : hatice | Tarih : 10 Temmuz 2008 - 00:45 |Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.
Yine telefonun sesi ile uyanmıştı. Telefonu eline aldı ve baktı evet yine numara yoktu. Düşündü uzunca bir süre ve açtı telefonu,
“efendim”
“alo”
“siz kimsiniz? Neden arıyorsunuz beni. Konuşun ne olur cevap verin”
Kapanmıştı telefon ve içindeki merak git gide büyüyordu. Kimdi onu her sabah aynı saatte arayan?
Neden konuşmuyordu?
Artık her telefon çaldığında irkiliyordu, tam 5 aydır her gün arayan kimdi ve neden arıyordu. Bunları düşünürken saatin farkında bile değildi. Gözü birden masada duran saate takıldı, işe gitmeliydi kalktı ve giyindi. Bir bardak meyve suyu içti her sabah ki gibi. Öyle dalgındı ki bin bir türlü soru vardı kafasında. Nedenlerle savaşıyordu adeta. Kafasını kurcalıyordu, arayan kimdi? Bıkmadan usanmadan arayıp duruyordu ve hep aynı saatte. Neden? Neden? Bazen “amaann sapıktır işte” diye kendini kandırmaya çalışıyordu. İşyerine gelmişti işte. Kapıdan girerken arkasındaki sesle irkildi:
“sevgi”
“sevgi”
“günaydın, arkandan kaç defa seslendim ne kadar dalgınsın”
“Evet” dedi sevgi arkadaşı elife. Elif sevginin çocukluk arkadaşıydı. İlkokulda tanışmışlardı, sonra aynı lise aynı üniversite ve aynı firmada çalışıyorlardı artık. Elif’e bahsetmişti kendisini arayandan. Yine o aradı dedi aynı saatte, kafama takılıyor kim bu?
Elif : “yapma Sevgi çok büyütüyorsun sapıktır işte” diyerek geçiştirdi.
Ama sevgi geçiştiremiyordu….
Neyse ki yoğun bir günün ardından bu günde akşam olmuştu. Hemen eve gitmek istiyordu dinlenmek, yatmak hiçbir şey düşünmemek istiyordu eve geldi yemek bile yemeden yatmıştı. Derin düşünceler arasında uykuya daldı.
Yine telefon sesiyle uyandı, kalktı önce gözünü masadaki saate doğru cevirdi saat gecenin 12 siydi. Kim di bu saatte arayan? telefona baktı evet yine numara yoktu ama artık açmayacaktı telefonu. Telefon uzun uzun çaldı ve kapandı. Ardından ikinci defa çalmaya başladı ve üç dört… Dayanamadı Sevgi
“ne var ya ne var? Kimsin ne istiyorsun” diyordu hıçkırarak, tutamıyordu kendini.
Karşıdan bir ses gelmişti
“canım”
sevgi şaşırmıştı “canımmm?” diyebildi kekeleyerek. Anlayamamıştı kim olduğunu.
“canım” dedi tekrar karsıda ki ses.
“sana canım diyebiliyorum hala. Ne kadar da özlemişim sana canım demeyi”
Sevgi şimdi tanımıştı karşıda ki sesi, bu Ömer’di. Elif’in eski sevgilisi hatta sevgilisi değil SEVDİĞİ VE SEVİLDİĞİ…..
Sadece o canım derdi Sevgi’ye. 3 yıl beraber olmuşlardı ama sonra her aşk gibi onların ki de bitmişti. Sevgi ayrılmak zorunda kalmıştı çünkü hayatta ki tek varlığı olan annesi istemiyordu Ömer’i. ayrılırken de söyleyememişti Sevgi bunu Ömer’e. Sadece başkası var diyebilmişti. Ama hep sevmişti onu ve hala seviyordu. Ömer şu anda askerde olmalıydı, hatta teskeresine birkaç gün kalmış olması gerekiyordu. Çok şaşırmıştı Sevgi, eli ayağı titriyordu adeta. Ömer’in sesiyle ayrıldı geçmişinden.
“canımmmm” dedi tekrar Ömer.
“hatırlar mısın her sabah aynı saatte aynı pastanede kahvaltı ederdik. Ve sol köşede ki cam kenarına otururduk, oradan karsıdaki amcanın her sabah güvercinlere yem verişini izlerdin”
“senden sonra hiç gitmedim oraya ne o sandalye ne o amca ne de güvercinler…”
Ben şimdi her sabah aynı saatte sesin ve hayalinle asker yemeği yiyordum işte.
“ok özledim be sevdiğim seni… O masum bebek kokunu…Simsiyah gözlerinin parıltısını da özledim… Burada her şey geçti de ana, baba, kardeş sensizlik kadar koymadı 15 ay içinde…
Sevgi sessiz dinlemektedir Ömer’i, hıçkırık seslerini duymasın diye bir eliyle de telefonu tutmaktadır….
“offfff” diye iç geçirdi Ömer.
“tam 2 sene oldu bu gece yarısı sensizlikle olan bu savaşa gücüm kalmadı… Dayanamıyorum…”
“o gidişin var ya bir başkası var dedin ya, öldürseydin de demeseydin. Neden be gülüm neden?
Gitmeseydin öyle…Çekip gitmeseydin…Senden sonra kimseye canım demedim, dilim de varmıyor zaten…Kimseye kırmızı gül de vermedim, her gün sana kırmızı gül almak için ne kadar da yol yürürdüm heyecanla….
Ya sen mutlu musun o çocukla. O çocuğa söyle…”
Sevgi dayanamadı
“canım” dedi içinden koparcasına
“Daha bitmedi söyle o çocuğa sakın öpmesin seni alnının ortasından, sakın dokunmasın her defasında seni bana getiren canımın içi ayaklarına, simsiyah uzun saçlarını sakın koklamasın ben gibi…”
“kimse sevemez be gülüm seni benim kadar… O sevdi mi bari?
Bu söyleyeceklerimi ona da söyle”
“bak çocuk sen tanımazsın onu benim kadar, sen bilemezsin hangi yemekleri yer, hangi filmleri sever, hangi müziği dinler. Bilmediğin çok şey var daha. Ah hele öyle bir gidişi var ki…”
Sevgi zor toplamıştır kendini, tam “seviyorum seni, yalandı her şey, bende yapamadım sensiz kimsenin canım demesine izin vermedim” diyecektir Ömer’e
Sevgi son bir gayretle “canım “der
Ömer : “ ah be gülüm sensizlik ölümmüş ben sana ya benim olacaksın ya da ben kara toprağın derken yalan söylememiştim seni çok sevdim canım”
Der ve sevginin duyduğu son ses iki el silah sesidir ve artık telefonda ki tek ses…
Dııııtttt dııııtttt………..
hatice tarafından yazılan bu yazıya 73 Yorum Yapılmış | Sen de Yorum Yap



Yorumlara Abone Ol
E-mail ile Abone ol