Büyüklere Masallar

     Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…
    Uzak diyarlardan birinde güzel mi güzel bir ülke varmış. Ülkenin ÅŸahı Åžehriyar günün birinde Åžehrazat isminde ceylan gözlü, dolunay yüzlü bir güzele sevdalanmış. İlk fırsatta Åžehrazat’a aÅŸkını ilan eden ÅŸah, aynı gün ona evlenme de teklif etmiÅŸ. Ama ne var ki Åžah Åžehriyar pek yakışıklı sayılmazmış, bu yüzden önce tereddüt eden Åžehrazat, Åžah’ın 150.000 Dolarlık teklifi karşısında yelkenleri suya indiriverip teklifi kabul etmiÅŸ.
    Ne oldu? Niye ÅŸaşırdınız? Bu sizin bildiÄŸiniz Binbir gece Masalları deÄŸil, bizim bildiÄŸimiz, daha doÄŸrusu izlediÄŸimiz Binbir gece Masalları. Zaten yazının adı da “Büyüklere Masallar”
    Efendim nerede kalmıştık? Åžah ve Åžehrazat, ÇıraÄŸan Sarayında sosyetenin katıldığı son derece görkemli bir düğünle evlenedursunlar ülkenin diÄŸer ucunda Rapunzel sevgilisini kuleye aldığı için töre cinayetine kurban gitmiÅŸ. Aile meclisi kararıyla Rapunzel’i öldüren amcasının oÄŸlu Robin Hood ise hapishane aÄŸalığını ele geçirmiÅŸ ve zenginden alıp cebe atmaya baÅŸlamış. Ne dediniz? Zenginden alıp fakiremi vermeliydi? Siz bu masalı hangi kanalda izlediniz ki? Ne, kitapta mı okudunuz? Pardon kitap ne ki? Biz bu masalları televizyonda izliyoruz.
    Neyse biz masalımıza devam edelim, tam o günlerde Kırk Haramiler aÅŸiretinin reisi olan Ali Baba, kan davalısı Peter Pan’ı bulmak için ÅŸehre gelmiÅŸ. Peter Pan’ın baÅŸ belası korsan Kaptan Kanca’ya ne mi oldu dediniz? O korsanlığı bırakıp korsan cd iÅŸine girmiÅŸ ama yakalanmış. Åžimdi kapkaççılıktan ceza alan Pinokyo ve lambanın cinini içki masasında bıçaklayıp müebbet hapis cezası alan Alaattin ile aynı cezaevinde yatıyormuÅŸ.
    Biz tekrar düğüne dönelim, paparazziler düğünden tek kare resim alabilmek için birbirini ezerken bir anda silahlar patlamış ve ortalık kan gölüne dönmüş. Meğer aynı kıza aşık olan Keloğlan ile Denizci Simbad düğünde karşılaşınca silahlara sarılmışlar. Bu hengâmeden faydalanan Pamuk Prenses ve Yedi cüceler fidye istemek maksadıyla gelini kaçırmışlar. Bu arada külkedisinin kazan dairesine yerleştirdiği saatli bomba geri sayım yapmaya başlamışken masalın bu bölümü bitivermiş…
    Ne dediniz? Çok mu saçma bir masal? Siz son zamanlarda hiç televizyon izlemediniz herhalde? Sizi temin ederim televizyonda dizi adı altında oynayan garabetlerden daha saçma ve daha yozlaÅŸtırıcı deÄŸil bu masal. Gençlere “düzeyli iliÅŸki” adı altında ahlaksızlığı pompalayan, ihaneti normal gösterip seviyesizliÄŸe özendiren ve en önemlisi güzel Türkçemizi her türlü ÅŸivenin en kötü kullanımıyla katleden bu dizilerden bin kat daha iyi bu masal. Bu arada sakın ÅŸivelere karşı olduÄŸumu sanmayın, bizzat ben bir Laz olarak en belirgin ÅŸivelerden birinin konuÅŸulduÄŸu yöredenim. Ama bu dizilerde sadece Türkçemiz deÄŸil dilimizin yapıtaÅŸlarını oluÅŸturan ÅŸivelerimiz de katlediliyor.
    Bunların neden olduÄŸu yozlaÅŸmaya şöyle bir göz atacak olursak, en seviyeli, en izlenebilir dediÄŸimiz dizilerde bile töre cinayeti, aÄŸalık düzeni, adam kaçırma, çeteler, adam vurma, kapkaç, tecavüz, ihanet, yalan, dolan, iftira ve aklın almadığı bir çok rezalet insanlara normalmiÅŸ gibi gösteriliyor. Bunların yanında bir zamanların efsane dizisi Dallas’ın Ceyar’ı bile acemi kalır. Ki biz Ceyar’ın masum entrikalarına bile bela okuyan neslin çocuklarıyız.
    Bu gidişe bir dur demeye bizim gücümüz yetmez, ama çocuklarımızı ve en önemlisi gençlerimizi bu garabetlerden uzak tutabilirsek, seviye adı altında seviyesizliği benimsemezler, ihaneti aşkın cilvesi sanıp, ahlâksızlığı yaşam tarzı edinmezler. Bu sayede biz de nebze olsun geleceğe yatırım yapmış sayılabiliriz.
Bu yazı bu gün 5 defa Toplamda ise 1536 defa okunmuştur.



Yorumlara Abone Ol
E-mail ile Abone ol
Yorum yapan Aysema | 7 Nisan 2008
Sevgili GALENİ,
OkuduÄŸum, dinlediÄŸim en güzel masalı yazmışsın. Hem de bunu çok güzel bir anlatımla bizlere sunmuÅŸsun. İnan abartmıyorum. Hem anlatım hem de içerik yönünden olaganüstü güzellikte olmuÅŸ. KeÅŸke bunu herkes okusa da nasıl yozlaÅŸtırıldığımızın farkına varsa… Seni tanıdığım için kendimi ÅŸanslı sayıyorum. Yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum… Eline, yüreÄŸine, beynine saÄŸlık.
Sevgiler…
Yorum yapan Aysema | 7 Nisan 2008
Yazıyı ikinci ve üçüncü kez yine okudum. Bir yazı ancak bu kadar güzel olur. Seni kutluyorum.
Yorum yapan Galeni | 7 Nisan 2008
Çok teşekkür ederim Sevgili Aysema.
beğendiğine çok sevindim, senin yazılarının yanında biraz acemi kalıyoruz ama öğreneceğiz inşallah
Sevgiler, saygılar bizden…
Yorum yapan KAPTAN | 7 Nisan 2008
Galeni kardeşim, o kadar güzel bir konuya değinmişsin ki, eline sağlık.
Nefes almanın, yaşamın tek şartı olduğu her yerde insanlar birbirlerine televizyonda
İzledikleri diziyi anlatarak güne ait yapılacak işlerine başlıyorlar. Öyle kritikler yapıyorlar ki, sanırsınız senaryonun bir ucundan onlar tutuyor.
Herkesin favorisi ayrı. Sorsanız aslında, hiç kimse çok televizyon izlemiyor, ama sadece falan diziye takılıyor. Günlerin dizilere endekslendiğini, misafirliklerin bile ona göre ayarlandığını duyunca insanın hayreti bir kat daha artıyor.
Televizyon dizilerinin yayınlandığı günlere bakıldığında, komşularımızı ya da akrabalarımızı ziyaret etmeye aslında hiç de vaktimiz yok. Çünkü her günün en değerli zamanını parsellemiş, izlenme rekorları kıran ve hayatımızın vazgeçilmezi olan bir dizi var.
Senaryodan fırlayıp, evlerimize misafir ettiğimiz sahte kahramanların çektikleri acılara üzülüp, sevinçleriyle gizliden gizliye biz de mutlu oluyoruz. Yaşadıkları hayatlarla dünyamıza o kadar rahat giriyorlar ki, bir müddet sonra aileden birileri oluyorlar. Hiç farkına varmadan onlar gibi olmaya başlıyoruz zamanla.
Belki de bir hafta boyunca dizinin final sahnesi üzerinden önümüzdeki haftanın bölümünü kurtarmaya çalışıyoruz. Artık dizileri o kadar kanıksadık ki, kendi hayatımızı da diziler gibi yaşamaya başladık.
Kurgulanmış hayatlar üzerinden kendimizi ifade ederken yaşadığımız gerçek dünya ile kendimize biçtiğimiz roller karıştığından, birbirinin kopyası sönük hayatlar yaşanıyor gözümüzün önünde.
Farklılıkların giderek azaldığı dünyamızda, insanların hal ve hareketlerini iyi incelediğimizde, kimin neyin izleyicisi olduğunu tahmin etmekte zorlanmıyoruz. Hayatımız adına dizilerin en büyük zararı, herkesin aynı konuda hep aynı şeyleri düşünmesini sağlamasıdır.
Bahardaki renk cümbüşü kadar canlı olması gereken insan zihninin, tek tipleştiğini görüyoruz. Dünyayı dizilerin penceresinden izlemeye başladığımızdan beri en adi bayağılılıklar bile gözümüzde normalleşiyor ve normalleştiği ölçüde de hayatımızda yerini almaya başlıyor.
Çocuklarımızın yetişmesini de yoğun iş temposundan dolayı televizyona endekslediğimiz, çok acı bir vaka olarak ortada. Artık aileler oturup birbirleriyle dayanışma içerisinde paylaşacakları zamanları, hangi dizinin izleneceği üzerinden didişerek geçiriyor.
Yorum yapan Galeni | 7 Nisan 2008
Sevgili Kaptan…
Öyle güzel yorumlamışsın ki meseleyi, adeta baÅŸlı başına bir yazı konusu olmuÅŸ. Senin de dediÄŸin gibi insanlar hayatını diziye göre düzenlemeye baÅŸlamış, bunun sonucu olarak ta o dizilerdeki rezaletler gündelik yaÅŸamın içinde yer bulmaya baÅŸlamış. Televizyon kadar yararlı olabilecek bir araç ancak bu kadar zararlı hale dönüştürebilirdi. Yüzyılın icadı internet televizyonu tahtından indirmeye en büyük aday, umarım onun akibeti de bu kadar kötü olmaz…
Yorum yapan balsekerii | 7 Nisan 2008
büyüklere masallar…
Yorum yapan balsekerii | 7 Nisan 2008
büyüklere masallar…günümüzün en büyük yaralarından biri deÄŸil mi bu?eskiden miniklere anlatılırdı masallar onlara verilirdi öğütler ama ÅŸimdi buna en çok büyüklerin ihtiyacı var…geleceÄŸi yetiÅŸtirenlerin durumlarını inanılmaz güzel bir masalla anlatmışsın galeni eline saÄŸlık..!
Yorum yapan aysema | 8 Nisan 2008
Yazıyı ve yorumları bir kez daha okudum. Hepsi çok güzel ve çok doÄŸru saptamalar… İşin komik ve acı tarafı artık küçüklere masal okumaya da , anlatmaya da zaman bulamayan büyüklerin çoÄŸalması. Büyükler kendi masallarıyla oyalanırken küçüklerle iletiÅŸim , “Ders çalış!” tan öteye gidemiyor. Sonra da ” Bu çocuklar neden sorunlu ?” diye yakınıyoruz.
Kendi sorunları daÄŸ gibi birikmiÅŸken dizideki kahramanların çarpık iliÅŸkilerine aÄŸlayan insanlarla aynı gemide yolculuk yapıyoruz…
İyi bir kaptan var mı aranızda ? Çok acil dümene geçsin.
Yorum yapan diliminucundabeyza | 8 Nisan 2008
sevgili galeni arkadaÅŸlara katılıyorum güzel bir yazı….
gerçek masallar….acı masallar…..hüsran masallar…..
ahkam kesmek istemiyorum….kimseyi yargılamak istemiyorum….
ÅŸeytana gün doÄŸmuÅŸ durumda….herkesi kandırabilir…çünkü alt yapı hazır onu bekliyor…..
kötülüğün kaynağı ;nefs ve ÅŸeytan…..
Allah hepimizi korusun….
Yorum yapan Galeni | 8 Nisan 2008
“Åžeytana gün doÄŸmuÅŸ”
Çok yerinde bir tesbit sevgili Beyza. Şeytan artık kötülüğü yaymak için kapı kapı dolaşmaya gerek duymuyordur bence de.
Sevgili Aysema, sitede bir KAPTAN’ımız var çok şükür. Hayat tecrübesiyle bizlere yol gösteriyor saÄŸolsun
Yorum yapan EMPULA | 8 Nisan 2008
Ben bir genç olarak, bu masala hayran kaldım. İçinde bulunduÄŸumuz bu üzücü gerçeÄŸi çok profesyonelce eleÅŸtirmiÅŸsin sevgili Galeni. Malesef, izleyicilerini sonderece karamsarlığa sürükleyen ve çocukların geliÅŸiminde olumsuz etkiler oluÅŸturan televizyon dizileri gün geçtikçe çoÄŸalmakta ve aynı olumsuzluklarla dolu konular canlandırılmakta. Ben masallarla büyüyen bir nesilden olduÄŸum için kendimi çok ÅŸanslı hissediyorum. Özellikle sevgili Galeni nin “BÜYÜKLERE MASALLAR” yazısını okuduktan sonra.
Konu açılmışken bende askerde denizciydim ve serdümen görevindeydim…
Kaptan isteÄŸine gelince Galeninin dediÄŸi gibi sitemizde bir “KAPTAN” var sizinde bildiÄŸiniz üzere hayat tecrübelerinin büyük bölümüne ben ÅŸahidim.
Yorum yapan aysema | 8 Nisan 2008
YaÅŸasın, artık bize denizde de karada da ölüm yok… Åžaka bir yana sizler gibi duyarlı insanlarımız olduÄŸu için ÅŸanslıyız.
Yorum yapan KAPTAN | 9 Nisan 2008
Garip bir masalmış insan, bir varmış bir yokmuşla başlayan ama her zaman gökten üç elma düştü ile bitmeyen. Ve insan ömrü hüzünkar bir bestedir notasız bestelenen.
Yaşlı gözler ile bakılır mazi denen ülkeye. Ne varsa o mazide, bugün o var atide. Oturup düşünmekten niye böyle muaf kaldık bilmem!
Hakikatl zaman içerisinde perde perde çekiliyor gözlerimizden. Görebilecek göz istiyor ama nerede… Hani bakmak baÅŸka görmek baÅŸka derler ya, her bakan göremezmiÅŸ aynadaki gerçeÄŸi. Beden ülkesinde ruh bir sultandır. Onun sayısız askerler ile donatılmış ordusu vardır. Gayesi, yaratılış hakikatiyle gidilen yolda azimle, sebatla zaferlere ulaÅŸmak.
Yorum yapan papakudi | 10 Nisan 2008
Merhaba Galeni yüreÄŸine, aÄŸzına ve eline saÄŸlık, hayran kaldım ne kadar güzel anlatmışsın, bu arada bugün canım çok sıkkındı, bir an aklıma geldi, sitedeki ÅŸiirlerden okumak istedim, ÅŸiir ararken “Büyüklere Masallar’a” takıldım, harika olmuÅŸ, çok beÄŸendim, zamanını böyle önemli bir konuya ayırdığın ve herkesin birÅŸeyleri görmesine yardımcı olduÄŸun için teÅŸekkür ediyorum ayrıca…
bu kopukluğun önüne geçmek lazım. Böyle duyarlı arkadaşlarımız olduğu sürece amaca ulaşılacağı kanaatindeyim, daha çok yazmak isterdim ama işlerim yarım kaldı sizin site yüzünden herşey gönlünce olsun arkadaşım, kendine iyi bak. selamlar
Ne kadar güzel bir konuya değinmişsin, düşün ki herkesin evinde eski dönemlerde 1 tv vardı, şimdi bakıyorsun 2 yetmiyor 3 tv olan evler var, isteyen istediği odada istediği diziyi seyrediyor hal böyle olunca da kopukluk başlıyor, muhabbet etmek yerine herkes kendi kabuğunda dizi seyrediyor, çocukları olan aileler ise sıraya koyuyor tv saatini yarım saat çizgi film yarım saat dizi
Yorum yapan Galeni | 10 Nisan 2008
Merhaba Papakudi,
Yorum ve övgüler için çok teÅŸekkür ederim, uzun zamandır beni fazlasıyla rahatsız eden bir konuydu Tvlerin bu yozlaÅŸtırıcı, yıkıcı yayınları. Sadece diziler deÄŸil, magazin programları da aynı yönde yayın yapıyorlar. Onların pompaladığı “düzeyli birliktelik” özentiliÄŸi sayesinde gelecek nesillerde aile kavramı olmayacak bu gidiÅŸle.
Senin de dile getirdiÄŸin gibi evlerde 2 hatta 3 tv var (bizim ev de dahil) herkes kendi istediÄŸini seyrediyor ama koca bir akÅŸam geçipte yataÄŸa girildiÄŸi zaman ev halkının birbiriyle konuÅŸtuÄŸu kelime sayısı üçü beÅŸi geçmiyor. Yangın bir kıvılcımla baÅŸlar eÄŸer zamanında müdahele edilmezse önü alınamaz hale gelir, yakar bitirir. henüz zamanımız varken bu yangının önünü almaya çalışalım. iÅŸ iÅŸten geçmeden…
Yorum yapan Deniz | 4 Haziran 2008
Böyle bir konuya değindiğiniz için çok teşekkür ederim size Galeni.Gerçekten de o kadar güzel anlatmışsınız ki hayran kaldım.Günümüzde aile kavramı yok olmaya başladı bu ve bunun gibi diziler ve programlar yüzünden inanın artık haberleri izlerken bile midem bulanıyor bazı haberler haber olmaktan çıkıp sadece magazin programına dönüştü.Diziler deseniz keza öyle.Bol paralı son model arabalarında gezip tozan ortalığı yakıp yıkan mafya bozuntusu insanların çokça olduğu diziler yüzünden gençler çığrından çıktı sadece gençler mi ben etrafımda o kadar çok insan görüyorum ki aynen o dizideki karakterler gibi giyinip kuşanıp onları taklit edip yaşamaya çalışan büyükleri,bunları gören çocuklar ve gençler ne yapsın nasıl koruyacağız onları bilemez hale geldik ne kadar uzak tutsakta televizyonda etraf dolu bu insanlarla.Allah yardımcımız olsun diye düşünüyorum.
Tekrar teşekkürler size umarım bu yazıyı herkes okur okur da ders çıkarır..
Yorum yapan Galeni | 4 Haziran 2008
Güzel yorumunuz için çok teÅŸekkür ederim. Duyarlılığınız için de tabi…
Yorum yapan elif | 28 Temmuz 2008
sana tek kelimeyle muhteşemsin diyorum galenı.harika bi masaldı hissettiklerimi anlatmamda kelimeler kifayetsız kalıyo.gerçekten tebrik ederım seni asıl bize lazım olan bu tür yazıları okuyup kendimize ders çıkarmaktır.inşallah azda olsa bu yazıyı okuyanlar bundan birazda olsa ders çıkarmıştır.ağzına sağlık SSÜÜÜPPPEEERRRRRRRRRRR
Yorum yapan Galeni | 28 Temmuz 2008
Teşekkür ederim Elif, beğendiğine sevindim.
Yorum yapan hatice | 28 Temmuz 2008
sevgili galeni bu yazını yeni gördüm ve cok etkilendim…
eline yüreÄŸine saÄŸlık mikemmel bir yazı yazmıssın yine…
inÅŸ herkez dersini almıştır bu masaldan….